Sosyal Medya Nedir?

“Küresel bir köyde yaşıyoruz ve sayımız durmadan artıyor.” M. Mcluhan

Sosyal medya, kullanıcısının kendi ürettiği içeriği yayımladığı ve paylaştığı online bir ağdır. Hayatımıza çok hızlı giren, toplum tarafından çok çabuk kabul gören sosyal medya ağları olduğu gibi, birkaç yıl popüler kalıp çok çabuk unutulan sistemler de vardır. 1995 yılında dünyanın en çok kullanılan ve anında mesajlaşmayı sağlayan ICQ (I seek you-Seni arıyorum) adlı sistem unutuldu.

Son yılların en popüleri olan Facebook 2004 yılında, YouTube 2005 yılında kurulmuş sistemlerdir. “Me at the zoo” (Ben hayvanat bahçesindeyken) isimli video ile ilk yayını paylaşılan YouTube, günümüzde milyonlarca videonun yüklendiği bir sistemdir. 2006 yılında kurulan Twitter yüz milyonlarca üyesi ile günümüzde iletişimin en hızlı ve en yoğun olduğu sosyal mecradır. 2010 yılında Burbn adıyla ortaya çıkan ve sadece 8 hafta gibi kısa bir zamanda kodlanan Instagram, günümüzde en çok kullanılan fotoğraf paylaşım aplikasyonudur. Periscope 2015’te kurulmuştur.

“Sosyal Medya Uzmanlığı” diye meslek kodu resmi olarak kabul edildi. Türkiye İş Kurumunun meslekler sözlüğüne 2432.06 meslek koduyla meslek olarak kabul edildi. Dünyada sosyal medyayı en çok kullanan ülkeler arasındayız. Bunun en önemli sebebi genç nüfusumuzun çok olmasıdır.

Yılanın Zehri mi, Zehrin Şifası mı?

Akıllı telefonlar yaygınlaştıktan sonra, sosyal medya kullanımı çok daha fazla arttı ve hayatımızın bir parçası haline geldi. Bu bölümde sosyal medyanın fayda ve zararlarından bahsedeceğim. Hiçbir şey kendiliğinden faydalı veya zararlı değildir. Bütün mesele kullanma biçimimizdir. İnsanı öldüren zehrin aynı zamanda insanın hayatını kurtaran ilaç yapımında kullanıldığını unutmamak gerekiyor. Bugüne kadar mutlaka dikkatinizi çekmiştir, hemen hemen tüm sağlık kurum ve kuruluşlarının amblemleri ağaç, dal veya kadehin etrafına sarılmış hâlde duran yılanlardan oluşuyor. Tıp, Veterinerlik, Diş Hekimliği ve Eczacılık Fakültelerinin amblemlerinde yılan ve ağaç figürleri kullanılıyor.

Yılan ve ağacın sağlıkla bu kadar iç içe olmasının temelleri Yunan mitolojisine dayanıyor. Eski zamanlardan beri kutsal olarak kabul edilen ve hemen her inanışta kendilerine yer bulan ağaç (âsa) ve yılan, hayatı ve yenilenmeyi temsil ediyor. Kökleri sayesinde toprağın hem altı hem de üstüyle bir bağı olan ağaç, deri değiştirip yenilenebilen ve tıpkı ağaç gibi toprağın hem altında hem de üstünde yaşayabildiği için iki âlemle de bağlantısı olduğuna inanılan yılan insanın ölümsüzlük arzusuna yapılmış olan bir göndermedir aynı zamanda.

Teknoloji veya sosyal medya insanı zehirleyen bir yılan mı olacak, insana şifa (fayda) veren bir ilaç mı olacak? Bu sorunun cevabına herkes kendi tercihleriyle karar veriyor aslında.

Milli Güvenlik Sorunu!

Amerika Ankara’ya bir heyet gönderip İçişleri Bakanlığımıza müracaat etse ve “şehir şehir, mahalle mahalle, sokak sokak, ev ev, okul okul gezip her vatandaşınız hakkında bilgi toplamak istiyoruz” dese, İçişleri Bakanlığımız buna asla izin vermez. Bunu millî güvenliğimizi tehdit eden bir teklif olarak görür. Daha ileri gidip “Sizin vatandaşlarınızın eline bir kâğıt verip, vesikalık resmiyle beraber kendisi hakkında tüm bilgileri istiyoruz. Hatta bu kâğıda özel zevklerini, öfkelerini, dünya görüşünü, giyim tarzını, hobilerini vb. tüm bilgilerini de isteyeceğiz” dese, devlet ayağa kalkıp itiraz eder herhalde.

Akşam evde oturuyorsunuz. Kapınız çaldı. Açtınız ve iki tane takım elbiseli kravatlı adam size “Biz Amerikan İstihbarat Örgütünden geliyoruz. Siz ve aileniz hakkında bilgi toplayacağız. Sorularımızı cevapladıktan sonra, her aile bireyinizden birkaç fotoğraf isteyeceğiz. Bunları da arşiv yapacağız” dese, kapınıza gelen kişileri kovarsınız.

Şimdi Facebook’un ilk hâlini açıp bakın. Sanki bir şirkete iş müracaatı için form doldurulmuş gibi duruyor. Bir iş müracaatı için CV doldurulmuş gibi bir form var. Bu formu neredeyse her gün güncelliyoruz. Kendimiz, ailemiz, zevklerimiz, dünya görüşümüz, öfkelerimiz gibi normal şartlarda bizden başka hiç kimsenin bilmediği duygularımızı Facebook gibi sosyal medya ağları sayesinde sürekli topluyorlar.

2018 rakamlarına göre 2,5 milyara yakın kullanıcısı olan Facebook, gerçekten birkaç üniversite öğrencisinin kurduğu bir site mi?

Facebook’u Kim İcat Etti?

Facebook kim tarafından icat edildi diye araştırma yapan herkes, aynı hikâyeyle karşılaşır. 4 Şubat 2004 tarihinde Harvard Üniversitesi öğrencisi Mark Zuckerberg, girişimci arkadaşları Dustin Moskovitz, Eduardo Saverin ve Chris Hughes tarafından kurulan Facebook, öncelikle Harvard öğrencileri için düşünülmüştü. Mark Zuckerberg üniversitedeki ilk yılında, okulun en yakışıklı ve en güzel öğrencilerinin seçildiği facemash.com sitesini kurdu. Sitede Hardvard’daki tüm öğrencilerin fotoğrafları vardı. Ancak fotoğrafları bulmak için, üniversitenin veri tabanına girmesi gerekmişti. Veri tabanını hacklediği ortaya çıkan Zuckerberg, disipline verilince okulu bıraktı.

Harvard’lı öğrencileri internet üzerinde buluşturmak için ikinci sitesi olan Facebook’u kurdu. Facebook açıldıktan kısa bir süre sonra Harward’daki öğrencilerin üçte ikisi siteye kayıt olmuştu. Bu ilginin üzerine site diğer okullara da açıldı.  Boston civarındaki okulları da içine kapsayan Facebook, iki ay içerisindeki Ivy Ligi okullarının tamamını kapsadı. İlk sene içerisinde de Amerika Birleşik Devletleri’ndeki tüm okullar Facebook da mevcuttu. Üyeler önceleri sadece söz konusu okulun e-posta adresiyle (.edu, .ac, .uk vb.) üye olabiliyordu. Daha sonrasında da ağ içine liseler ve bazı büyük şirketler de katıldı. 11 Eylül 2006 tarihinde ise Facebook tüm e-posta adreslerine, bazı yaş sınırlandırmalarıyla açıldı.

Facebook ismini ABD üniversitelerinde okulların öğrencilerine, öğretmenlere ve çalışanlara doldurduğu, onları tanıtan bir form olan “paper facebooks”dan almıştır.

Facebook, 18 ayda ABD’nin en büyük arkadaşlık sitelerinden biri haline gelince yatırımcıların da ilgisini çekti. Zuckerberg ve arkadaşları Facebook hisselerinin bir kısmını satarak büyük servet sahibi oldular. Fakat Facebook’un tamamını satın almak isteyen birçok şirket oldu.

Facebook hakkında araştırma yapan herkes, bu hikâyeyle karşılaşır. Ancak bu sadece işin görünen, gösterilen yüzüdür. Nasıl ki internet bir CIA projesiyse, Facebook da bu projenin bir ayağıdır. Bir millet hakkında tüm bilgileri toparlamanın en akıllıca veya şeytanca yöntemlerinden birisidir bu.

11 Eylül 2006 tarihinde Facebook Türkiye pazarına girdi. Bir hafta boyunca “İlkokul arkadaşlarınızı bulabildiğiniz bir site var artık” diye haberler yapılınca, birçoğumuz ilkokul arkadaşlarımızı bulmak için Facebook hesabı açtık. Sadece üç yıl içerisinde dünyada en çok Facebook adresi açan ülkeler arasına girmeyi başardık!

Sizi Sizden Daha İyi Tanıyorlar!

Bugün Facebook algoritması insanları ve kişiliklerini, kendi arkadaşlarından, ebeveynlerinden ve eşlerinden daha iyi tanıyor. Facebook hesabı olan 86.220 gönüllüden 100 maddelik bir kişilik anketi doldurmaları istendi. Facebook algoritması gönüllülerin beğeni ikonuna tıklayarak beğendikleri web siteleri, resimler ve videolar üzerinden gönüllülerin anketteki yanıtları tahmin etmeye çalıştı. Beğeni sayısı arttıkça algoritmanın hata payı azalıyordu. Algoritmanın tahminleri gönüllüleri iş arkadaşları, yakın arkadaşları, aileleri ve eşleri ile karşılaştırıldığında inanılmaz sonuçlar ortaya çıktı.

Algoritma yalnız on beğeni ile iş arkadaşlarından daha iyi tahminler yapabiliyor. Yakın arkadaşların tahminlerini geçebilmek için 70, aileden daha doğru tahminlerde bulunmak için 150, eşleri yenmek içinse yalnızca 300 beğeni yeterlidir. Başka bir ifadeyle Facebook’taki 300 kez beğeni ikonuna tıklamışsınız, algoritma fikirlerinizi ve isteklerinizi eşinizden bile daha iyi bilebilir.

Çocuğunuzu Sizden Daha İyi Tanıyor!

Facebook’un sahipleri sizin çocuğunuzu sizden daha iyi tanıyor. Sizin çocuğunuzun zaaflarını, beğenilerini, heveslerini, isteklerini, duygularını sizden daha iyi tanıyorlar. Sizden daha iyi tanıdıkları çocuklarınızı istedikleri gibi kullanıp yönlendirebileceklerini asla unutmayın. Facebook sizin çocuklarınızı sizden daha iyi tanıyor ama sizin kadar sevmiyor, hatta belki de hiç sevmiyor. Çocuklarımızı sadece kendi hedefleri için kullanılacak bir araç hatta bir malzeme veya bir arabanın parçası gibi görüyor. Sizin çocuğunuzu ne zaman istese kullanabileceği bir yedek parça gibi görüyor.

Kendiniz mi Seçiyorsunuz?

Birkaç tekstil firması ve modacının belirlediği renkte ve pazarladığı şekilde kıyafetleri giymeyi “modaya uymak” olarak tarif ediyoruz. Zevkimizi kendimizin belirlediğini sanmak gibi komik bir duruma düşüyoruz. Reklam sektörü en sağlıklı, en iyi, en faydalı ürünleri pazarlamak için değil, kendilerine en çok parayı verenin ürününü pazarlamak için çalışır.

1998 yılında Larry Page ve Sergey Brin tarafından, Stanford Üniversitesi’nde doktora öğrencisi oldukları sırada “Google” arama motoru kuruldu. Bu ikili “Google Guys” olarak anılmaktadır. Google, 19 Ağustos 2004 tarihinde halka arz edildi. Merak ettiğimiz bir bilgiye ulaşmak için ansiklopedilere bakma dönemi bitti. Reklam dünyası da gazete, televizyon reklamları dışında bir mecraya taşındı. Dünyanın en başarılı dondurma firmaları, tadı en güzel dondurmayı üretenler değil, Google algoritmasının en üst sıraya koydukları oldu.

Bir kitapçıya girdiğimizde doğru kitabı seçmek için rafların arasında dolaşarak hislerinize güvenir, bir dostunuzun tavsiye ettiği kitabı arar veya o an okuyacağınız kitabı seçebilirsiniz. İnternet, kitap seçiminde de sizi size bırakma niyetinde değil. İnternette kitap alıyor veya kitap inceliyorsanız, okuduklarınız ve inceledikleriniz sizin hakkınızda bilgi verir. Amazon gibi sanal mağazalarda karşınıza çıkan algoritma ise “geçmişte hangi kitapları sevdiğini biliyorum, benzeri zevkler olan insanlar var, o insanlar bunu ya da şu yeni kitabı seviyor” diyerek sizi yönlendirir. Dolayısıyla yönetmiş ve hangi kitabı okuyacağınıza sizin adınıza karar vermiş olur.

Yakın gelecekte siz kitapları okurken kitaplar da sizi okuyabilir. Ancak siz okuduklarınızın çoğunu hızlı unuturken, Amazon gibi kitap satan siteler, tek bir detayı bile unutmayacaktır. Sizi en iyi okuyanlar size neyi okutacaklarını da iyi bilirler. Belki de sizin fikrinizi ve dünya görüşünüzü şekillendirmek için size okuttukları kitaplar vardır?

Şah Damarınızdan Daha Yakın!

Allah insana şah damarından daha yakındır. Kur’an’ı Kerim’de Kaf suresinin 16. ayeti “And olsun, insanı biz yarattık ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz ve biz ona şah damarından daha yakınız” der. İnsanı yaratan Allah, yarattığı kulunu, o kuldan daha iyi tanır. Bizi bizden daha iyi sadece Allah bilir. Yakından tanıdığınız kişiye “Senin ciğerini bilirim” diyerek, onu çok iyi tanıdığımızı iddia ederiz. Ancak artık bizi Allah’tan sonra en iyi tanıyan Facebook, yani sosyal medya yöneticileri oldu.

Bizi bizden daha iyi tanıyan, şah damarımızdan daha yakın olan Allah’a vereceğimiz hesabı unutmadan yaşar, teknolojiyi insana fayda sağlayacak şekilde kullanır ve geliştirirsek, gelecek yüzyılımızı kurtarırız.

Kendini Bil! Kendini Yönet!

“Kendini bil!” nasihat bilinen en eski nasihatlerden birisidir. Kendini bilmek, kendini yönetmek, aklı ve iradeyi başkasına teslim etmemek her zaman önemliydi. Teknoloji kuşatmasında yaşadığımız bu yüzyılda çok daha önemli olacak. Kendini yönetemeyenleri teknoloji devleri yönetecek. İradesine hâkim olamayanlar, farkında olmadan teknoloji devlerinin kölesi olacak. Coca Cola, Amazon, Youtube, Facebook, Google ve diğer programlar sizi ele geçirmek için yarışıyor. Akıllı telefonunuzu, bilgisayarınızı, banka hesabınızı değil, sizi organik işletim sisteminizi ele geçirme yarışındalar. Sadece bilgisayarların hacklendiği bir çağda değil, insanların da hacklendiği bir çağda yaşıyoruz.

Algoritmalar her yerde hepimizi izliyor. Nereye gittiğimizi, ne aldığımızı, kiminle buluştuğunuzu, hangi yolları kullandığımızı, nerede çay içtiğimizi, hangi dinlenme tesisinde mola verdiğimizi, kimlerle daha sık buluştuğumuzu izliyorlar. Yakında attığımız her adımı, aldığımız her nefesi, kalbimizin her atışını, göz bebeklerimizden iç dünyamızı takip edebilecek duruma gelecekler.

Millî yazılımlar konusunda devlet daha hızlı hareket etmeli, okullar çocukları ve ailelerini teknolojinin tuzaklarından korumak için bilinçlendirmeli, aileler çocuklarını teknoloji bağımlısı olmaktan kurtarmanın önemini anlamalı, teknolojinin en büyük hedefi olan gençler, teknolojiye hâkim olmak ile mahkûm olmak arasındaki dengeyi mutlaka kurmalı.

Sosyal Medya Bir Okuldur

Sosyal medyanın bir okul olduğunu düşünürüm bazen. Öyle bir okul ki, size istediğiniz saatte, istediğiniz sürede ve istediğiniz kadar ders verebiliyor. Özel okula giden birçok öğrenciden çok daha büyük imkânları olan bir okuldur sosyal medya. Bilgi sizin emrinizde, öğretmenler sizin emrinizde, ders saati sizin keyfinize göre plânlanan bir okuldur.

Bu gerçeğin farkına varan ve sosyal medya tuzaklarından kendisini korumayı başaran, oyun ve eğlence programlarında kaybolmayan gençler için Sosyal Medya büyük bir nimettir. Okul dersleri için takviye, üniversite sınavlarına hazırlanmak için bedava dershane, dil öğrenmek isteyenler için ücretsiz dil kursu, meslek öğrenmek isteyenler için meslek kursudur sosyal medya. İcatlar, keşifler yapmak isteyenlere, iş plânlaması veya gezi düzenlemek isteyenlere aradıkları birçok şeyi veren bir ortamdır internet ve sosyal medya. Bahçede bir domatesi nasıl yetiştireceğini, bozulan ütüyü nasıl tamir edeceğini, zayıflamak için nasıl beslenip spor yapılması gerektiğini, yeni aldığı bir aletin kurulumunu nasıl yapacağını, yemek pişirirken nelere dikkat etmesi gerektiğini öğrenebileceği, bir alet var elinde.

Uzun araba yolculukları yaparken bazen internet üzerinden bazen de flash belleğime yaptığım kayıt üzerinden birçok tartışma programını dinleme fırsatım oluyor. Yolculuk esnasında bazen türkü dinliyorum bazen bir konferansı veya tartışma programını dinliyorum.

Sosyal medya sadece öğrenmek için bir okul değildir. Aynı zamanda öğretmek için de güzel bir okuldur. Topluma söylecek güzel sözleriniz, özel bilgileriniz veya paylaşmak istediğiniz faydalı birikimleriniz varsa, sosyal medyayı birçok insana ulaşabileceğiniz bir okula dönüştürebilirsiniz.

Sosyal medyanın yazılı olmayan kuralları vardır. İyi bir içerik üretirseniz, bu içeriği bir kişi üretir, dokuz kişi paylaşır, doksan kişi okur. Ürettiğiniz içerik bazen güzel bir söz, bazen çektiğiniz güzel bir resim olabilir. İyi kurgulanmış bir video uzun yıllar sizin reklamınızı yapar ve başkalarına da faydanız olur.

Sosyal Medya Bir Çukurdur

Sosyal medyanın ve teknolojinin faydaları da zararları da saymakla bitmez. Dünyanın bütün terör örgütleri sosyal medya üzerinden propaganda yapıp kendilerine taraftar topluyorlar. Aklınıza gelebilecek tüm ahlâksız insanlar, her türlü pisliklerini sosyal medya üzerinden pazarlıyorlar. Porno, pedofil, insan ticareti, insan kaçakçılığı, organ kaçakçılığı, uyuşturucu ticareti gibi her türlü ahlâksız ve meşru olmayan işlerin de merkezi artık sosyal medya oldu.

Eşinize, oğlunuza, kızınıza musallat olacak olan bu tür terör yapılanmalarını veya ahlâksızlık yayan mikropları, ellerindeki cep telefonundan yok etmek neredeyse imkânsız.

 

Sait Çamlıca

Eğitimci-Yazar

Kaynak Kitap

Teknoloji Kuşatmasında Geleceğimiz

Online Sipariş:
Bu yazının alıntılandığı kitabı aşağıdaki sitelerden satın alabilirsiniz.