Din Zehirlendiyse, Bu Zehre Kim Göz Yumdu?

Prof. Dr. Mehmet Görmez’in, “Türkiye’de dinî hayat zehirlenmiştir ve bu zehirlenme dijital mecralar aracılığıyla yapılıyor. Sarıklı, cübbeli kardeşlerimiz dini zehirliyor.” sözleri günlerdir tartışılıyor.

Öncelikle şu gerçeği teslim edelim: Bu tespit doğrudur. Tespitin her cümlesine katılıyorum. Bugün sosyal medya platformlarında milyonlarca insana ulaşan, dini korkularla pazarlayan, hurafeleri iman gibi sunan ve sorgulamayı günah ilan eden bir anlayışla karşı karşıyayız.

Ancak asıl soru şudur: Bu zehir bugün mü ortaya çıktı? Hayır.

Bu zehir yıllardır aynı kaynaklardan akıyordu. Bugün dijital mecralarda karşımıza çıkan birçok isim, dün derneklerde, vakıflarda, kurslarda, kürsülerde ve ekranlarda aynı söylemleri dile getiriyordu.

Peki, o günlerde neden susuldu? Elinde söz, yetki ve imkân bulunan insanlar, hurafelerin büyümesine neden seyirci kaldı?

Prof. Dr. Mehmet Görmez Hoca, yedi yıl Diyanet İşleri Başkan Yardımcılığı ve yedi yıl Diyanet İşleri Başkanlığı yaptı. Türkiye’de dinin zehirlenmesine engel olunabilecek en yüksek makamda on dört yıl görev yaptı.

Yanlışın karşısında susmak, zamanla yanlışı güçlendirir. Çünkü hakikatin sesi kısıldığında, boşluğu mutlaka gürültü doldurur. Bu gerçeği bilmiyor muydu?

On dört yıl elinizde yetki varken sustunuz. Her cümlesine katıldığım eleştiri videonuzu dinlerken aklıma gelenler bunlar oldu.

Toplumun din anlayışını zehirleyen söylemlere karşı güçlü bir mücadele verilmedi. Tepki çekmekten korkuldu. Sosyal medya linçlerinden çekinildi. Bazı çevrelerin desteğini kaybetmemek için hakikat ertelendi.

Tarikatlardan korktukları kadar Allah’tan korkmayanlar, bu hurafeci hocalara yıllarca sustular. Sosyal medya tepkisinden korktuğunuz kadar Allah’tan korksaydınız, bu zehrin milletin çocuklarını bu hâle getirmesine çoktan engel olmuş olurdunuz.

Doğru söylüyorsunuz! Bugün gençler dinden uzaklaşıyorsa, bunun sebeplerinden biri de din adına ortaya konulan çelişkiler, akla ve vicdana aykırı hurafelerdir. Üstelik bu sorun yeni fark edilmiş de değildir. Sizin de bunu yeni fark etmediğinizi biliyorum.

Yıllardır hurafelerle mücadele eden ilahiyatçılar, akademisyenler ve düşünce insanları vardı. Onlar, dinin özüne dönülmesi gerektiğini söylediler. Eleştirdiler, uyardılar, bedel ödediler. Siz bu insanları yıllarca yalnız bıraktınız.

Hurafelerle toplumun zehirlenmesine karşı mücadele eden Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, Prof. Dr. Mustafa Öztürk, Prof. Dr. Mehmet Azimli, Prof. Dr. Mehmet Okuyan ve Mustafa İslamoğlu gibi birçok isim; bu zehir saçan, sarıklı ve cübbeli kişiler tarafından hedef alındı.

Milletin çocuklarını hurafelerle zehirleyenlere karşı mücadele eden bu insanların, hurafeci çevreler tarafından itibarsızlaştırılmasını ve linç edilmesini seyrettiniz.

Milletin çocuklarını hurafelerle zehirleyenlere karşı mücadele eden aslanların, zehir taciri hurafeci çakallar tarafından parçalanmasını seyrettiniz.

Şimdi günah mı çıkarıyorsunuz?

 

Sait ÇAMLICA