Mahallenizdeki en “yalancı” insanı evinize konuk olarak alıp, çocuklarınızla ilgilenmesine izin verir misiniz?

Mahallenizdeki en “küfürbaz” insanı her gün evinize konuk olarak alıp, çocuklarınızla sohbet etmesine izin verir misiniz?

Mahallenizdeki en “sahtekar” insanı her gün evinize konuk olarak alıp, çocuklarınıza nasihat etmesine izin verir misiniz?

Mahallenizdeki en “ahlaksız” insanı her gün evinize konuk olarak alıp, çocuklarınıza örnek olmasına izin verir misiniz?

Mahallenizdeki en “gösteriş meraklısı” insanı her gün evinize konuk olarak alıp, çocuklarınızla arkadaş olmasına izin verir misiniz?

Mahallenizdeki en “iki yüzlü” insanı her gün evinize konuk olarak alıp, çocuklarınızla dostluk kurmasına izin verir misiniz?

Sorular bitmeyecek.

Asıl anlatmak istediğim konu, evlerinize her gün konuk olarak aldığınız insanların ev halkını, başta çocuklarınızı, etkileyeceği gerçeğini vurgulamaktır.

Evlerinize konuk olarak aldığınız insanlar evle-rinizin kokusunu ve dokusunu etkiler. Biliyorum, hiçbir anne baba yukarıda saydığım gayri ahlâki vasıflara sahip kişileri her gün evine konuk olarak almaz.

Tüm anne babaların üzerinde düşünmek zorunda oldukları sorular var.

Çocukların her gün izlediği diziler ve magazin programlarında gördükleri ve kendilerine örnek aldıkları insanların, bizim aile yapımız içinde ne kadar yeri var?

Dizilerde gördükleri insanlara özenen genç kızlar ve erkeklerin bu hale gelmesinin en önemli suçlusu kendilerini ve çocuklarını dizi müptelası haline getiren anne babalar değil mi?

Toplumumuzda yaşanan birçok ahlâksızlığı, gençlerimiz televizyonlardan öğrenmiyorlar mı?

Evinize Alimleri konuk alın…

Abbasi halifelerinden biri, sohbet ve muhabbet etmek için, devrin büyük alimlerinden bir zatı saraya davet eder. Görevli şahıs, durumu bildirmek üzere âlimin evine gider. Âlimin renk renk, cilt cilt, boy boy kitapların ortasında oturduğunu görür. Bu güzel manzarayı kısa bir süre seyrettikten sonra, dört bir yanı kitaplar tarafından kuşatılan âlime seslenir:

“Halife efendimiz sizi saraya davet ediyor.” Kitap-ların efendisi şu cevabı verir:

“Müminlerin Emiri’ne söyleyiniz, şu anda yanımda bulunan ilim, irfan ve hikmet ehli bir grup insanla sohbet ediyorum. Onlarla işim biter bitmez, halifemizin davetine icabet edeceğim.

Görevli şahıs, bu sözleri nakledince halife büyük bir merakla sorar:

“Kendisini bu kadar etkileyen o âlimler kimlerdi?”

Saray görevlisi, “Vallahi efendimiz, yanında hiç kimse yoktu!” deyince büsbütün meraklanan halife son ve kesin emrini verir:

“Onu filan saatte mutlaka saraya getir!”

Halife, apar topar huzura çıkarılan âlime, biraz da yüksek bir sesle sorar:

“Sizi, bizim yanımıza gelmekte geciktiren âlimler kimlerdi?”

Âlim tek kelimeyle cevap verir:

 “Kitaplar! Çünkü her kitap bir Alimdir”

“İyi kitaplar okumak, geçmiş yüzyılların en seçkin zekalarıyla önceden tertiplenmiş bir konuşmaya katıl-maktır” diyor Descartes.

Evet, her kitap bir âlimdir. Eğer yüzlerce binlerce kitabınız varsa, yüzlerce, binlerce âlimin ilminden istifade ediyorsunuz demektir.

Hazreti Peygamber; “Nerede bir cennet ağacıyla karşılaşırsanız, gölgesinde dinleniniz!” buyuruyor.

“Ey Allah’ın Resûlü! Bu dünyada cennet ağacını nerede bulacağız?” diye sorulunca da şu veciz cevabı verir:

“Her âlim, bir cennet ağacıdır!”

Âlim  cennet  ağacı  ise,  ilim  yuvasını  cennet   bahçesine, kitapları da cennet meyvelerine benzetebiliriz.

Âlimi cennet ağacına benzeten bir kültürün, medeniyetin ve inancın hakim olduğu bir toplumun kitaptan bu kadar uzak olmasını nasıl izah edebiliriz?

Ülkemizde kaç insanın evinde bir cennet ağacı var? Ülkemizde kaç insanın evinde cennet bahçesi var?

Çocuklarına her gün cennet meyvelerinden yediren kaç aile tanıyorsunuz?

Müslümanın eli, evi, mabedi ve mektebi kitapsı olmaz.

Peygamberimizin cep telefonu?

Geçenlerde kardeşimle otururken güzel bir anekdot not aldım.

Kardeşim, daha ilkokula bile gitmeyen çocuklarına, Hz. Peygamberin hayatından örnekler anlatmış. Yetim bir kızla Hz. Peygamberimizin ne kadar çok ilgilendiğini anlatmış. Hz. Peygamberin çocukları ne kadar çok sevdi-ğini, çocuklara ne kadar çok önem verdiğini anlattıktan sonra onları uyutmak için yataklarına götürmüş.

Uyumadan önce yeğenim annesine, “Anne! Sende Peygamberimizin cep telefonu var mı? Yarın sabah kalkınca ben Peygamberimizi aramak istiyorum!” demiş.

Her ne kadar kardeşim kızına bunun imkansız olduğunu anlatmaya çalışsada çocuk birçok akrabasına aynı soruyu sormuş “Sizde Peygamberimizin cep telefonu var mı? Ben O’nu aramak istiyorum. Yardım ettiği yetim kıza yardımcı olmak istiyorum. Kıyafetlerimi onunla paylaşacağım” demiş.

Sizin evinizin günlük konukları arasında ahlak ve yaşantılarıyla çocuklarınıza örnek olacak insanlar mı var yoksa magazin programlarında ve dizilerde boy gösteren insanlar mı var? Konukların evinizin kokusunu etkile-yeceğini hatırlatmak isterim. Evinizin konuklarını değiştirmeden kokusunu da değiştiremezsiniz.

Dünyanın kokusunu güzelleştirmek için, evinizin konuklarını değiştirmekle işe başlamaya ne dersiniz?

Konuk değişmeden, koku değişmez.

Bir Cevap Yazın