“Duydunuz mu falanca ilahiyatçı Peygamberimizi inkâr ediyormuş?”

Bu cümleyi nerede duysam ‘Hangi kitabında inkâr ediyor? Hangi videosunda dinledin bu inkârını?’ diye soruyorum. Bu soruya henüz cevap alamadım. ‘Öyle diyorlar’ diye geçiştirilen ‘iftiranın’ ağırlığının farkında değiller.

Bir Müslüman herhangi bir Peygamberi inkâr edebilir mi? Hz. İsa’yı inkâr eden dinden (İslam’dan) çıkar. Hz. Musa’yı inkâr eden kişi de dinden çıkar. Allah’ın herhangi bir Peygamberini inkâr eden her Müslüman dinden çıkar. Bir de Müslüman olduğunu iddia eden kişi, diğer Peygamberleri bile inkâr etse dinden çıkacakken, kendi dininin Peygamberi olan Hz. Muhammed’i inkâr etmesi mümkün mü? İnkâr etti diyelim, o zaman bu kişi sapık olmaz ki, direkt kafir veya mürtet olur.

Kim Bu Hocalar?

Tarikatçıların sapık hocalar listesi oldukça uzun. Bizim öğrencilik yıllarımızda en çok rahmetli Yaşar Nuri Öztürk için bu ve benzeri iftiralar atılıyordu. Son yıllarda Mustafa İslamoğlu, Prof. Mustafa Öztürk, Prof. Mehmet Okuyan, Prof. Bayraktar Bayraklı, Prof. Mehmet Azimli, Prof. İsrafil Balcı gibi isimler daha çok öne çıkıyor. Tarikatların sapık diye nitelediği hocaların birçoğunun eserlerini okudum. Hepsinin birçok kitabında bazı hadisleri kaynak olarak gösterdiğini, Peygamberimizi inkâr etmek bir tarafa, Peygamberimizin söz ve yaşantısını daha iyi anlama ve anlatma çabası içerisinde olduklarını hem okuduğum kitaplarından hem dinlediğim sohbetlerinden biliyorum.    

Benim için de ‘Peygamberi inkâr eden sapık’ diye kampanya yapıyorlar. Şu an okuduğunuz yazıyı keleme alırken, on altı kitabı yayınlanmış ve neredeyse her kitabında hadis veya hadis tahlili yapmış biri olmama rağmen, bana da ‘Peygamberi inkâr eden sapık’ diyorlar. Peygamberimizin ahlâkını 21.yüzyıla taşımamız gerektiğini anlatmaya çalıştığım Peygamberimizi Çağa Taşımak adında bir kitap yayınlamış olmama rağmen, bu iftirayı atmaya devam ediyorlar. ‘Ben Hoca değilim öğretmenim’ desem de, bu adamlar beni ‘sapık hoca’ listesine aldılar bir kere.

Neyi İnkâr Ediyorlar?

Bir insan hem Müslüman olduğunu iddia edip hem de İslam Peygamberi Hz. Muhammed’i inkâr edebilir mi? Bu soruyu sormak bile abes iken, nasıl oluyor da birileri, tüm hayatları Kuran’ı anlamak ve anlatmak için geçmiş olan hocalara, bu kadar büyük ve saçma bir iftirayı atabiliyorlar?

Tarikatların hedefinde olan hocalar neyi inkâr ediyor? Aslında inkâr ettikleri şey, tarikatların hurafeleridir. Şeyh, Gavs, Üstad diye pazarlanan insanların Müslümanları kandırıp sömürme aracı olduklarını söylüyorlar. Bu gerçeği, yani bu insanların Peygamberimizi değil şeyhler üzerine kurulu düzeni inkâr ettiklerini, bu iftirayı atanlar da biliyor. ‘Bu adamlar tarikatımızı, şeyhimizi inkâr ediyor’ deseler, millet ‘sizin şeyhinizi inkâr etmek insanı dinden çıkartmaz’ diyerek bunları ciddiye almayacak. Bunu bildikleri için ‘Peygamberi inkâr eden sapık hocalar’ diye iftira atmaktan çekinmiyorlar. Kendi pazarlarının, tezgahlarının bozulmaması için iftira atıyorlar. 

Cübbeli ve Necip Fazıl

2018 yılında bir dostumla beraber Atasoy Müftüoğlu abiyi ziyarete gitmiştik. Ak saçlı veya ak sakallı bilge lakabı olan Atasoy abi ile bir saat kadar muhabbet ettik. Kendisi de gelenekçi cemaat ve tarikatların gözünde sapık hocalar listesinde olduğu için, bu konu açıldı. Kendisinin geçmişi hakkında bilgi sahibi olduğum için bazı sorular sordum. Asıl sorumu sormadan önce kişisel bir tespitimi anlattım kendisine ve dedim ki;

Abi! Bugün Müslüman gençleri düşündürecek ve uyandıracak kitaplar yazan ve konuşmalar yapan bütün değerli fikir adamlarını ve hocaları itibarsızlaştırıyorlar. Bu işin arkasında geleneksel cemaat ve tarikatlar olsa bile, sözcülüğünü Cübbeli Ahmed gibi birkaç medya vaizi yapıyor. Ancak benim gözlemlediğim bir şey var. 1970’li yıllarda da bu tartışmalar yoğun bir şekilde yaşanmış. O dönemin kıymetli alim ve mütefekkirlerini, dindar gençlerin gözünde değersizleştirmek için benzer iftiralar atılmış. Kimisine sapık denilerek kimisine ajan denilerek Müslüman gençlerin o insanların kitaplarını okuyarak aydınlanmasının önüne geçilmeye çalışılmış. Muhammed Esed, Muhammed Hamidullah, Fazlurrahman, Prof. Mehmet Said Hatipoğlu, Prof. Hüseyin Atay, Prof. Süleyman Ateş gibi birçok isim var bu lisetede.

Bu karalama iftira kampanyasında, yine tarikatlar olmakla beraber, özellikle Necip Fazıl Kısakürek öne çıkıyor o yıllarda. Muhammed Hamidullah için Allah’a uzak anlamında Baidullah, Mevdudi’ye dinden dönen anlamında Merdudi hatta Erbakan için Şerbakan yazan Necip Fazıl Kısakürek, bugün Cübbeli’nin yaptığını o zaman yapma günahına girmiş kişidir. 1970’li yılların Cübbeli Ahmed’i Necip Fazıl Kısakürek miydi?

Ben bu soruyu sorunca, Necip Fazıl Kısakürek ile çalışmış, Büyük Doğu dergisinin eski yazarlarından olan Atasoy Müftüoğlu tebessüm ederek ‘Tam da öyledir işte’ diye cevap verdi.

Necip Fazıl Kısakürek’in şair, söz ustası ve aksiyon adamı olmak dışında, İslami bir bilgisinin olmadığını, din diye öğrendiği hurafeleri kendi söz ustalığı ile anlatma becerisiyle şöhret kazandığını, Müslüman gençlerin Necip Fazıl’a mütefekkir muamelesi yapmasının çok büyük bir yanlış olduğunu da anlatmıştı Atasoy Müftüoğlu.

Son Çırpınışları

Sosyal Medya çağında yaşıyor olmanın güzel taraflarından birisi de eskisi gibi insanları kandırmanın kolay olmamasıdır. Kimin ne zaman ne dediğini, ne yazdığını birkaç dakikalık araştırma ile herkes bulabiliyor. Eskiden olsa atılan bir iftira dalga dalga yayılıyor, bunu temizlemek veya teyit etmek neredeyse imkânsız hale geliyordu.

Yetmiş yaşlarında bir büyüğüm ile otururken ‘Bizim şeyhimiz Azrail’i kovdu diye anlatıyor Cübbeli’ demiştim. O büyüğüm bana ‘Böyle şeylere inanmayın. İftiradır bu. Öyle bir şey söylemez bir hoca’ demişti olgunlukla. Bende hemen yanımda bulunan tabletten o videoyu bulup kendisine izlettim. ‘Vay alçak yalancı’ diyen o amcanın yüzündeki öfke ve tiksinti ifadesini hiç unutmam.

Aynı olayı teknolojinin ve sosyal medyanın olmadığı bir dönemde yaşamış olsaydım, ben bu sözleri kulaklarımla bile duymuş olsam, o amcayı ikna edemeyebilirdim. Yaşadığımız çağın en güzel fırsatlarından birisidir bu. Bu gerçeği bildikleri için sürekli ‘O sapık hocaları sakın okumayın, sakın dinlemeyin’ diye ısrarla söylüyorlar. Son çırpınışlarını yaptıklarının farkında değiller.  

Tekrar ederek bitireyim bu yazıyı. Türkiye’de hiç kimse Peygamberimizi inkâr etmiyor. Peygamberimizi inkâr eden kişi sapık olmaz Kafir olur. İnkâr edilen şey, sizin şeyhleriniz, tarikatlarınız ve din tezgahınızdır. O tezgâhı yıkmak ve milleti uyandırmak için çalışanlar arasında ismimin olmasından şeref duyuyorum.

One comment

Bir Cevap Yazın

  1. Maalesef videolarla sabit olmasına rağmen bizim cahil halkımız gene iftira diyor ya da bir şekilde Allah’a, peygamberimize ve Kur’an’a atılan iftiraları tevil ediyor, Kur’an’dan daha çok uydurma rivayetlere, rüyalara, sergilere, ilhamlara, keramet anlatılan hikayelere, Peygamberimiz adına uydurulan mucizelere daha çok değer veriyor, Kur’an-ı da ezberlenmesi, tecvidli okunması, seslendirilmesi gereken sevapmatik olarak görüyor…