Öğretmen kutsal mıdır?

Her öğretmenler gününde “Kutsal Öğretmen!” sloganları atılır. Ben de öğretmenliğin kutsal bir meslek olduğuna inanırım. Ancak bu inanç, “Bütün öğretmenler kutsaldır!” anlamına gelmez. Kutsal olan mesleğin kendisidir. “Öğretmene saygı kalmadı!” eleştirisini asla kabul etmiyorum. Çünkü saygı “Hak ediştir!”. Öğretmenlik diploması almış her öğretmen “Saygıyı hak eden, kutsal birisidir!” mantığını kabul etmiyorum. Meslektaşlarım bana kızsa bile, diplomanın değil, mesleğin icra biçiminin saygıyı hak ettiğini düşünüyor ve bu düşüncemi ısrarla savunuyorum.  

Öğrencilerinin gözlerinin içine bakarken, ülkesinin ve insanlığın geleceğini görmeyen bir öğretmen, öğrenciyi değil, kendi gözlerini / gözlüklerini / bakış açısını gözden geçirmeli.  “Zamane çocuklarında / gençlerinde hiç iş yok!” diyerek kendini kandırmaya kimsenin hakkı yok. 

Üsküdar Belediyesinin yıllar önce hazırladığı Öğretmen Hatıraları yarışması kitabında, “İlkokula yeni başlayan bir öğrenci, öğretmeninin tuvalete gittiğine bile inanmaz!” cümlesini okuyunca çok etkilenmiştim. Yedi yaşında öğretmenin tuvalete gittiğine bile inanmayan bir öğrenci, 17 yaşına geldiğinde öğretmenlerine el kaldırmaya başlamışsa, o on yıllık sürecin sorgulanması gerektiğini düşünüyorum. “Saygı bir hak ediştir!” dememin sebebi budur.

Öğretmenim bana “siz!” dedi!

Konya ve birkaç ilçesinde konferanslarım bittikten sonra, merkezde bir kitapçıyla tanıştırdı arkadaşlar beni. Kitapçı emekli bir öğretmen olduğunu söyleyince konuşacağımız konular da belirlenmiş oldu. Unutamadığı öğrenci hatıralarından, öğretmenin toplumsal dönüşümde etkisinden birçok örnek paylaştık. Öğrencilik yıllarına ait bir hatırasını paylaşınca, “Sayın Hocam! Ben bu hatıranızı mutlaka yazıya dönüştürürüm!” diyerek ajandama not almıştım.

Kitapçı dükkânı işleten emekli öğretmen anlatıyor;

Ortaokulun son sınıfında okurken, sene başında okulumuza yeni bir matematik öğretmeni gelmişti. Ben o zamana kadar hep vasat bir öğrenciydim. Okulun yeni açılmış olmasının verdiği gazla dersleri dinliyorduk. Yeni gelen öğretmenimiz çok kibar birisiydi. İkinci haftaya başladığımızda, bir hafta önce işlediğimiz konularla ilgili sorular sormaya başladı öğretmenimiz. İlk sorduğu soruya ben de el kaldırdım. Öğretmenimiz bana bakarak, “Bu soruyu siz cevaplayın!” dedi. Ben şaşkınlıkla sağıma soluma baktım. Bana “siz!” diye hitap etmiş olmasının şaşkınlığını üzerimden atınca, soruyu cevaplandırdım. 

İlk defa bir öğretmenim bana “siz!” diye hitap etmişti. Önce dalga geçtiğini sandım. Sonra baktım ki bütün öğrencilere aynı nezaketle davranıyor. Üç harfden oluşan “siz” ifadesinin beni nasıl olgunlaştırdığını anlatamam. İlk defa kendimi adam gibi hissetmiştim o gün. Aradan neredeyse elli yıl geçti. Halen aklıma geldikçe kendimi adam gibi hissederim.

Gençlik çağına geçiş sürecinde olan bir öğrenciye “siz” diye hitap etmenin, onun hayatını ne kadar değiştirebileceğini anlamıştım. “Adam yerine koymak!” ifadesi kullanılır eğitim kitaplarında. Ergenlik dönemine geçiş sürecinde, etraflarındaki büyükleri tarafından adam yerine konulan gençler daha çabuk olgunlaşıyor. Annesi, babası ve öğretmeni tarafından “adam” muamelesi görenler daha çabuk adam oluyorlar.  Hz. Ali, “14 yaşından sonra çocuklarınızla istişare edin!” diyor. İnsan, ancak adam yerine koyduğu kişilerle istişare eder.

Yakın çevresi tarafından adam yerine konulmayan gençler, kendilerini adam gibi hissettikleri yerlerde vakit geçirmek için büyüklerinin yanından uzaklaşırlar.

Eli öpülesi Öğretmenler!

Öğrencilerinin gözlerinin içine bakarken, ülkesinin ve insanlığın geleceğini görme şuurunu kaybetmemiş bütün öğretmenlerin ellerinden öpüyorum.

Diplomasıyla değil, öğrencisiyle kurduğu ilişkiyle kutsal bir mesleği icra ettiğini bilen öğretmenlerin ellerinden öpüyorum.

Sınıfta nöbet tutmanın, sınırda nöbet tutmak kadar kutsal olduğu bilinciyle sınıfında nöbet tutan bütün öğretmenlerin ellerinden öpüyorum.

Öğrencilerine “siz!” diye hitap ederek, onların şahsiyetlerini inşa eden bütün öğretmenlerin ellerinden öpüyorum.

Yetişmemde emeği geçen bütün öğretmenlerimin ellerinden öpüyorum.

Bir Cevap Yazın