Militan, bir düşünceye, bir görüşe, bir öğretiye bağlı olan ve onun başarı kazanması için uğraşan, bu yolda gerekirse savaşan kişiye denir. Latince ‘militar’ kelimesinden türetilmiştir. Militar, asker olarak hizmet etmek anlamına gelir.  

Bir insan doğuştan militan olmayacağına göre, her ideoloji kendi militanını yetiştirmek için uğraşır. Son Diktatör kitabının yazarı Aytekin Yılmaz, 10 yıl PKK koğuşlarında hapis yatmış birisi olarak, yaşadıklarını ve gözlemlerini kitaplaştırmış. Cezaevinde aldığı notların kitaplaşmış hali olan ‘Son Diktatör’ kitabını okurken bana çok ilginç gelen birçok yerin altını çizdim.

PKK, özellikle 1990’lı yıllarda, cezaevlerini militan yetiştirme merkezi gibi kullanmış. Devletin hapishanelerini militan yetiştirmek için kullanmışlar. O dönemin yetkilileri bunun farkında değilseler gafil, engel olmadıysalar hain olarak tarihe geçecekler.  

Hangi örgüt olursa olsun militan yetiştirmek isteyenler hep aynı yöntemleri kullanırlar. Tüm örgütler öncelikle bir şahsı putlaştırır. Putlaştırdığı şahsın ismi değil mutlaka bir sıfatı vardır. PKK militanları Abdullah Öcalan için ‘Önder’ diyor. FETÖ militanları Fethullah Gülen için ‘Kainat İmamı’ diyordu. PKK militanı ‘Önder ne diyorsa doğrudur’ diye düşünürken, dini cemaat ve tarikatlar ‘Hocaefendi ne diyorsa doğrudur’, ‘Üstadımız ne diyorsa doğrudur’ diye düşünürler.  

Yıllarca Fethullah Gülen’in müritlerinin din adına neleri doğru kabul ettiklerini okuduk. Din içkiyi haram kılsa bile ‘şarabın içine biraz tuz atıp için’ diye emir vermiş müritlerine FETÖ lideri. ‘Davanız için gerekirse zina yapın ama zevk almayın’ dediğini bile yazdı gazeteler. Din kul hakkı yemeyi günah sayarken, din kisveli bir örgüt olan FETÖ, müritlerine davaları için (!) soru çaldırdı.  

Benzer saçmalıkların PKK militanlarına anlatıldığını okudum Aytekin Yılmaz’ın kitabında. Cezaevlerinde yatan PKK militanlarına sürekli Abdullah Öcalan kitaplarını okutmuşlar. Hatta o kitaplarda yazılanlar üzerine sohbetler yapmışlar. Abdullah Öcalan’ın ‘Erkeği Öldürmek’ söyleşi kitabında ‘İçinizdeki erkeği öldürün, Zeki Müren gibi olun’ yazıyormuş. Bu olayı anlattığı bölümde Aytekin Yılmaz şunları yazmış;

 ‘İçinizdeki erkeği öldürün, Zeki Müren gibi olun’ cümlesi koğuşta okunduğunda örgüt yapısı şok olmuştu. Sadece Zeki Müren olmakla kalınsa iyiydi. Aynı kitabın başka sayfalarında bu kez devrimci direnişçi olmalarını istiyordu. Bu kitabı okuyanlarımızın çoğu bunalıma girdi. Akıl sır erdirilemiyordu. Bir insandan hem savaşçı olmasını, hem de Zeki Müren gibi olmasını istemek ne anama geliyordu? Bu soruyu kimse soramıyor, tartışamıyordu. Soru sorulamadığı gibi, ‘Başkan yine çok derin, muazzam tahliller yapmış’ diyorlardı.’ (s.48)     

Düşünmeye Zaman Kalmamalı

Mürit yetiştiren tüm yapıların ilk ve en önemli hedefi, müritlerini soru sormayan, soramayan kişiler haline dönüştürmektir. Sormak ve sorgulamak için düşünmek gerekir. Düşünmeye zamanları olmasın diye, bir mürit gibi düşünmelerini sağlayacak kitaplar okuturlar. Türkiye’de ki güçlü cemaat ve tarikatların tamamının yayınevleri vardır. Yayınevi kurmalarının küçük amacı para kazanmak iken, asıl ve büyük amaç, müritlerinin okumalarını istedikleri tek tip kitapları hazırlamaktır. Bir araya gelen cemaat üyeleri hep aynı kitapları okumuş insanlardır. Bir araya gelince yine aynı tür kitaplar okurlar. Yıllardır Nurcu grupların sürekli Said Nursi Risaleleri okumalarının sebebi ile bir araya gelen FETÖ’cülerin Said Nursi ve Fethullah Gülen kitapları okumalarının sebebi aynıdır. Tek tip okumalar ve tek tip sohbet grupları militan yetiştirmenin en önemli yöntemlerinden birisidir.

Aynı süreç ve mantık PKK’nın militan yetiştirme yönteminde de var. Okunacak kitapları Önderlik dedikleri PKK yönetimi belirler. Onların belirlediği kitaplar dışında kitap okumak kesinlikle yasaktır. Okunacak kitapların konusunu Aytekin Yılmaz şöyle anlatıyor;

…istediğiniz kitabı okuma şansınız bulunmuyor. Hangi kitapları okuyacağınızı Kütüphane Komitesi belirliyor. Ayda en az üç kitap okuma zorunluluğu getirilmiş. Bunlardan ikisi A.Öcalan’ın ‘Çözümlemeler’ kitabı, diğeri de bir direniş romanı olabilir. Bu eğitim amaçlı seçilen romanlar daha çok Soğuk Savaş dönemine ait devrimleri anlatan romanlardır. Diyelim ki ayda üçten fazla kitap okuyorsunuz; kütüphane sorumlularına başvuruyorsunuz, onlar size ek yeni okuma programı çıkarıyorlar. Kendi başınıza gidip kitaplıktan kitap almanız yasak! Bu kitap yasağı üzerine titizlikle duruluyor. Örgütün önermediği kitapların düşüncelerde sapmalara neden olacağı gerekçesi sürekli hatırlatılıyor. (s. 99)   

Bazen haber izlerken PKK militanlarının öldürüldükleri mağaraların içinin resimleri veya videoları dikkatimi çeker. O mağaralarda sadece savaşmak için silah, beslenmek için un çuvalları olmaz. Birçok mağara görüntüsünde PKK militanlarına yönelik hazırlanmış kitaplarda vardır.

Aytekin Yılmaz Bey’in aktardığına göre, 1990’lı yıllarda cezaevlerinde yatan PKK militanları sürekli toplantılar ve dersler yaparmış. Bir ayda 185 toplantı yapıldığını okuyunca, kitabın kenarına ‘düşünmeye zamanları kalmasın diye bu kadar çok toplantı yapıyorlar’ diye not düştüm. Çünkü düşünen sorgular, sorgulayandan mürit olmaz.  

Din ve PKK

İslam coğrafyasında militan yetiştirmek isteyen her örgüt, din ve dini değerleri kullanır. FETÖ ekibinin dini kullandığını herkes bilir ancak PKK’nın dini nasıl kullandığını, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinin kültürel yapısını bilmeyenler, bilmezler. O bölgeye hiç gitmemiş, bölge insanıyla oturup çay içmemiş, PKK hakkında duyduklarını sadece ekranlarda görmüş olan insanlar için PKK sadece Marksist ve Leninist silahlı bir sol örgüttür. Biraz bölgeye hakim olanlar, PKK’ya insan devşirmek için dinin nasıl kullanıldığını da bilirler. Aslında kullanılan din Allah’ın dini değil, cahillerin inandığı dindir.

Cezaevlerinde yatan PKK militanlarının toplantılarında nelerin tartışıldığını da yazmış Aytekin Yılmaz kitabında. Toplantılarda bazı militanlar Abdullah Öcalan’ın Kürt halkının sadece önderi değil, aynı zamanda Peygamberi olabileceğini söyleyenler varmış. ‘Önderliğin (Abdullah Öcalan kastediliyor) Urfa topraklarından çıkması bir tesadüf değildir’ diyenler olurmuş. Bilmeyenler için Şanlıurfa Peygamberler şehri olarak anılır. Abdullah Öcalan Şanlıurfa’nın Suruç ilçesindendir.

Böylesi tartışmaların açılması tesadüf değil. Abdullah Öcalan kendi yazdığı kitaplarda ‘Çıkışımız Peygambersel çıkıştır’, ‘Aslında bizim Suriye’ye çıkışımız, Muhammed’in hicreti gibidir’ diyormuş.      

Eski bir PKK’lı olan ve 11 yıl hapis yatmış Selim Çürükkaya, Cezaevinden çıktıktan sonra birkaç yıl Abdullah Öcalan’ın yanında kalmış. PKK’dan kaçtıktan sonra yaşadığı ve gördüğü zulümleri 1993 yılında kitaplaştırmış. Kitabın adını ‘Apo’nun Ayetleri – Beyrut Günlüğü’ koymuş. Neden bu ismi seçtiğini kitabında anlatırken, PKK militanları tarafından ‘çözümleme’ diye anlatılan Öcalan’ın fikirlerinin, ayet hükmünde olduğunu ve hiçbir militanın bu fikirleri eleştirme hakkının olmadığını söylüyor. Eleştirme cesareti olanların başına nelerin geldiğini birçok örnekle anlatmış.  

Güneydoğu’da bazı din görevlilerinin ve dini cemaatlerin PKK’yı neden desteklediğini, bazı Nurcu grupların neden PKK’yı savunduklarını, Said Nursi için, özellikle Güneydoğu’da basılan kitaplarda, neden Said-i Kürdi denildiğini bilmeyenlerin, bu gerçekleri araştırmasını tavsiye ederim. Bu yazının konusu olmadığı için ben sadece hatırlatma yapmak istedim.

Militanın Ailesi Olmamalı

Hitler, Stalin gibi yüzyılın en büyük diktatörlerinden, PKK veya FETÖ gibi militan yetiştiren yapılara kadar hepsinin ortak yönlerinden birisi de, müritlerini mutlaka ailelerinden kopartmalarıdır. Bir gencin ailesi örgütü olmak zorundadır. Anne, baba, kardeş, eş veya çocuk, mürit olma yolunda büyük bir engeldir onlara göre. Stalin veya Hitler zihniyetinin gençleri nasıl militan haline getirdiğini okursanız, PKK veya FETÖ’nün gençleri nasıl militanlaştırdığını da anlarsınız. ‘Evlenmeyip davamıza hizmet edeceğiz’ diyen gençler, bu kararı kendi iradeleriyle verdiklerini sanırlar.  

İntihar ederek eylem yapan PKK militanlarının bazılarına belki ilaç veriliyordu ancak önemli bir kısmı sadece cesaret hapları alıyordu. Psikolojik baskı ve militan mürit yetiştirme yöntemlerinin, insanı ne hale getirebileceğini, en son 15 Temmuz gecesi hep beraber gördük. Ordu gibi disiplinli bir kurumda yetişen gençler, askeriye dışında aldıkları militanlaştırma eğitimleriyle kendi komutanlarını bile esir alıp öldürebiliyorlar. FETÖ ekibinin militan yetiştirme yöntemi ile PKK ekibinin militan yetiştirme yöntemi arasında bir fark yoktur. 

Tasmanın Rengi Önemli Değildir

PKK gibi silahlı örgütlere, FETÖ gibi İslam’a hizmet kılıflı ihanet şebekelerine militan olmak istemiyorsanız, Allah’tan başka kimseye boyun eğmeyin. Şahısları putlaştırmayın. Tek tip okumalar yapmayın.

Allah’tan başkasına boyun eğenlerin, boyunlarındaki zincirin sadece rengi ve uzunluğu farklı olur.

One comment

Bir Cevap Yazın

  1. Avatar

    Okumak, sorgulamak, şüphe etmek, araştırmak birşeyle kişiyle, gurupla vs ile bağ kurarken benim, bizim derken körü körüne bağlanmamak, fanatizme, militarizme varacak tutkuyla bağlanmamak lazım dır.