“El Âlem Ne Der!” Putu

 

Ne çok putu var insanın. Cahiliye Araplarının putlarından çok daha fazla putları var, modern dünya insanının. Cahiliye Arapları yaptıkları putları bazen helvadan yapar, acıktıkları zaman yermiş. Modern çağ insanının yaptığı putlar yenmiyor. Ama elleriyle besleyip büyüttüğü putlar, putu yapan insanı yiyip bitiriyor.

Modern insan olmak için değil görünmek için yaşıyor âdeta. Temiz olmaktan daha çok temiz görünmeyi, iyi insan olmaktan daha çok iyi insan görünmeyi önemsiyor. Özellikle sosyal medya çağında olan ile görünen arasındaki fark daha belirgin hale geldi. Yalancılığına, ikiyüzlülüğüne, sahtekârlığına bizzat şahit olduğunuz insanların, sosyal medyada dürüstlük ve ahlâk üzerine paylaşımlarını görünce ne hissediyorsunuz? 

Evlenirken veya çocuğunu evlendirirken “El âlem ne der?” diye öyle bir borçla düğün yapıyor ki, el alem o borcu ödemek için neler çektiğini asla bilmiyor.

“Kaç yıldır çalışıyorsun. Hala bir ev araba sahibi olamadın mı?” diye sorunca el alem, bizimki yine borç yükü altına girer. El âlem ne der yoksa! O borç yükü altında neler çektiğini el âlem nereden bilsin!

Yeni moda olan mobilyaları ve beyaz eşyalar hakkında el alem birkaç kelâm etsin yeter ki, hemen yenileri alınır. El âlem o eski koltuklarda nasıl ağırlanır! O taksitlerin nasıl ödendiği ve o taksitler yüzünden evin huzurunun nasıl kaçtığı el alemin bildiği bir şey değildir nasılsa.

Çocuğunun okul karnesindeki zayıflardan utanıyor mesela. Çocuğum öğrenemedi diye değil, “El âlem ne der?” diye utanıyor.

Çocuklarının ergenlik döneminde yaptıkları hatalara ve işledikleri günahlara “El âleme beni rezil ettin” diye sinirlenir anne babalar mesela. Evladının işlediği günaha değil, el alemin sözlerine üzülür. 

El âlem ne der putu birçok insanın sadece dünyasını rezil etmiyor. Maalesef ahretini kaybettiriyor bazılarına, el alem putu. Allah el alemin ne dediğine değil, kalbine yani niyetine bakacak insanın. Allah ne der diye düşünmeyip, el alem ne der diye düşününce ahretini de kaybediyor maalesef.

El âlem ne der putu denilince, aklıma peygamberimizin amcası Ebu Talip gelir. “Mekke’nin kadınlarının dedikodusundan korkmasaydım iman ederdim” dediği rivayet edilir. Kalben inandığı hakikate “El âlem ne der” düşüncesi yüzünden teslim olmadığı anlatılır. 

“El âlem ne der sözü kadar duvarları yüksek bir hapishane var mı?” diye soruyor bir düşünür. Evet, bu bir hapishanedir. Ancak bu hapishaneye insan kendi kendini mahkûm ediyor.

Sosyal medyadan tepki gelmesin diye, inandığı hakikatleri yazmaya korkan o kadar çok insan tanıyorum ki… Masa başında doğruları söyleyip, el alemin tepkisinden korktuğu için susanlara, Allah’ın sadece konuştuklarımızın değil, sustuklarımızın da hesabını soracağını hatırlatmak gerekiyor.

Müslüman hayata “El âlem ne der” diye değil, “Allah ne der” diye bakmalı. Görünmek için değil olmak için yaşamalı.

Böyle bir yazıyı yazmama sebep olan İsmet Özel’in o meşhur sözüyle bitireyim.

“Ne derler acaba? diye kahrolası bir put var. Yani ‘el ne der’ sözü sizde Allah’ın emirlerinin üstüne geçiyorsa, sizin kaybedeceğiniz başka bir şeyiniz kalmamış demektir.”

 

Sait Çamlıca
Eğitimci-Yazar

Kaynak Kitap

Stresli İman

Online Sipariş:
Bu yazının alıntılandığı kitabı aşağıdaki sitelerden satın alabilirsiniz.