Psikolojisi Bozulan Psikiyatrist, Doğu Hikayelerine Sığınıyor

 

Kitap okurken kendime “İşte bu yıl okuduğum en güzel kitap!” derim ve o kitabı da birçok arkadaşıma tavsiye ederim. 2009 yılında Kaknüs yayınlarından çıkan, Mustafa Merter’in kaleme aldığı “9 Yüz Katlı İnsan” kitabını bitirince “İşte bu!’” dedim. Herkese tavsiye ettim o kitabı. Stres üzerine bir kitap çalışması yaparken “9 Yüz Katlı İnsan” kitabını okumuş olmak da benim için çok güzel bir tevafuk oldu. Kitap insanın ruh katmanlarını işliyor. Kitabı, türünün en güzellerinden birisi yapan ise, yazarının yaşam serüvenidir. Lozan Tıp Fakültesi’nde tıp tahsilini yapan Mustafa Merter, İsviçre’de psikiyatri eğitimi alıyor

“Kendi kendini yok etme sürecine girmiş insanlığın kurtulması için zamana karşı bir yarış içindeyiz.” diyen Mustafa Merter yaşadığı süreci şöyle anlatıyor:

“Senelerin psikiyatristi olmama rağmen, sık sık depresyona girip çıktım. Maneviyattan medet umdum.”

“Uzun süre uzak doğu bilgelerini araştırdım, anlatılanları yaşamaya çabaladım.”

(…….)

“Çok daraldığım zamanlarda inzivaya çekildim. Sessizliğe geri çekilmek, zihin şehrimin uğultusundan uzaklaşmak, kasırganın merkezinden dünyayı izlemek, geçici de olsa ruhuma teselli verdi.”

Psikolojinin dine alternatif bir kurum olarak insanlığa pazarlanmaya çalışmasından duyduğu rahatsızlığı anlatıyor yazar kitabında.

“Allah’la irtibatını koparmış Batılı insan, alacakaranlık bir dünyada el yordamıyla ilâhî hikmeti arıyor.” diyerek eğitimini aldığı batılı psikolojinin batılıyı da insanlığı da mutlu edemeyeceğini vurguluyor.

Ne Batıda ne de Uzakdoğu yogasında huzur bulabilen yazar, bizim hikâyelerimize sığınıyor. Kitabında Celaleddin Rûmî’nin Mesnevisi’ne aşırı vurgu yaptığını düşünsem de kitabın genel mesajı etkili geldi bana.

Ruhun bodrum katlarında içki içerek, diskoteklerde eğlenerek, eroin – kokain kullanarak çektikleri ruhsal acıları dindirmeye çalışan batılıların içler acısı hallerine kendine has örnekleri veriyor.

Diplomalı (üniversite mezunu) fahişelerin, eşcinsellikten beter cinsel sapkınlıklara bulaşanların, hastasından nefret eden psikologların, para harcayarak rahatlamaya çalışan Avrupalının uçurumdan aşağı yuvarlanmakta olduklarını anlatıyor.

Dinin direği namazı tarif ederken “Hayatta yaşanabilecek en büyük festival namazdır.” diyor. Günde beş defa festival yaşayan bir insanın mutsuz olamayacağını anlatıyor. İnsanı rahatlatmak için kullanılabilecek en güzel Anestesi ilacının da namaz olduğunu anlatıyor.

“Belki de Doğu’dan gelen güneş ışınları, insanlık ağacının Batı yakasındaki donmuş dallara tekrardan can verir de gelecek ilkbaharda çiçekler açar.” temennisinde bulunan yazar, batılıların etkisinden kurtulan Doğu’nun, kendi değerlerine sarılarak insanlığı felâketlerden kurtara-bileceğini söylüyor.

 

 

Sait Çamlıca
Eğitimci-Yazar

Kaynak Kitap

Stresli İman

Online Sipariş:
Bu yazının alıntılandığı kitabı aşağıdaki sitelerden satın alabilirsiniz.