Okula başladığınız ilk günü hatırlıyor musunuz? Ellerde beslenme çantası, boyunda suluk, annelerinin elinden tutarak okula ilk adımını atar bütün çocuklar. Eskiden silginin tam ortasına bir delik açılır, silgi çocukların boynuna asılırdı. Şimdi beslenme çantalarıyla okula başlanıyor.

Okul için çocukların fiziki ihtiyaçlarını temin ediyor bütün anne babalar. Bugüne kadar kıyafet, çikolata ve oyuncaktan başka bir şey alınmayan çocuklara, okul kıyafetleri alınmaya başlıyor. Çocuğun fiziki ihtiyaçlarını gideren anne babalar çocukların psikolojisini de iyi anlamalı. Okula başladıkları ilk yıllarda yapılacak hatalar, çocukların tüm eğitim hayatını etkiler.

Çocukların psikolojisini anlamak için, kendinizi onların yerine koyun. Hayatının ilk altı yılını anne babasının yanında eğlenerek geçiren çocuklar, okula başlıyor. Çocukların hayatlarına başka insanlar girmeye başlıyor. Annesinin babasının biricik evladı olan çocuk, sınıfta yirmi kişiden,

okulda dört yüz öğrenciden biri olacak. Hayatında eğlenceden başka hiçbir şey olmayan çocuk, ödev yapmaya alışmak zorunda kalacak. İstediği saatlerde yatıp kalkan bir çocuk, okul saatlerine göre kendini ayarlayacak.

Hayatında böylesi değişimler meydana gelecek olan çocuklara, anne baba bilinçli davranmazsa, çocuk okuldan nefret etmeye başlar. Çocuğun okulu sevmesi için, anne babası ve öğretmenine çok büyük sorumluluklar düşüyor.

Okullu bir çocuğu olan anne baba, okula giden çocuğu olmayan bir anne baba gibi yaşamaya devam ederse, telafisi çok zor hatalar yapar. Anne baba her şeyden önce, ev yaşantılarını gözden geçirmeli. Çocuklarına, “Çizgi film izlemeyi bırak artık, ödevlerini yap!” diye fırça atan bir anne, her gün dizi izlemeye devam ederse çocuk, çizgi film izlemesine engel olan okuldan ve derslerden uzaklaşır.

Birçok anne baba çocuğuna “Git odanda derslerini bitir!” diyor. Kendinizi çocuklarınızın yerine koyarak düşünün. Anne baba misafir odasında çay içip televizyon izlerken, çocuk odasına geçip ders çalışmak zorunda kalırsa, aile muhabbeti ve televizyon izleme keyfinden mahrum kalan çocuk, okuldan ve derslerden soğumaya başlar.

Eğitim Saati!
Ders çalışmak zevkli bir şey değildir. Ders çalışmak sıkıcı bir şeydir. Sıkıcı olan bir şeye çocukları alıştırmak, sadece öğretmenlerin sorumluluğu değildir. Öğretmenlerden daha çok, anne babanın sorumluluğundadır, çocukları ders çalışmaya alıştırmak. Hiçbir çocuk ders çalışma aşkıyla dünyaya gelmez!

Tüm konferanslarımda ısrarla tavsiye ettiğim “Eğitim saati” uygulamasını önemsiyorum. “Ders çalışma saati” değil, “eğitim saati” uygulanmalı. Anne babasının elinde hiç kitap defter, kalem görmeyen çocuklar, okuldan ve dersten daha çabuk sıkılıyor. Öğrenmenin hayatın bir parçası olduğunu çocuklarına öğretmek zorunda anne babalar. Bunu yapabil-menin en iyi yolu, her gün evde “eğitim saati” uygulamaktır.

Eğitim saati, her akşam en az bir saat televizyon ve bilgisayarı kapatarak ders çalışmak veya kitap okumaktır. Çocuk ödevlerini yaparken anne baba kitap okursa, o çocuğa ders çalıştırmayı sevdirmek o kadar zor olmayacaktır. Unutmayın ki çocuklar, sözlerinizi değil, ayak izlerinizi takip ederler.

Sabır!
Çocuk eğitimini tek kelimeyle anlatmak zorunda kalsam “sabır!” derim. Çocuk eğitmek sabır işidir. Çocuğa bir alışkanlığı kazandırmak da sabır ister. Özellikle okula yeni başlamış, eğlenceden ders yapmaya geçiş yapan bir çocuğu buna alıştırmak, daha büyük bir sabır ister.

Bir misafirlikte şahit olduğum hatayı, birçok anne yapıyor maalesef. İlkokula yeni başlamış kız çocuğu ödevlerini yaparken sürekli annesine sorular soruyor. Çocuğun ödevi ne kadar basit olursa olsun, çocuklar sürekli annelerinden yardım isterler. Bunun iki temel nedeni vardır. Ya çocuk gerçekten ödevi yapmakta zorlanıyordur, ya da çocuk annesinden ilgi istiyordur. Bu konuda anneler çok sabırlı olmak zorunda. Misafir olarak bulunduğum evde çocuk annesinden sıkça

yardım isteyince annesinden fırça yedi. Anneyi, “Siz bir tane çocuğa yardımcı olmakta zorlanıyor, sabredemiyorsunuz. Öğretmeni bütün çocuklara nasıl sabredecek?” dedim.

Öğretmeniyle ilişkiler
İnsan evinin – arabasının anahtarını, çok iyi tanıyıp güvenmediği bir insana teslim etmez. Ev ve arabalardan çok daha kıymetli olan evlatlarınızı teslim ettiğiniz kişiyi seçme hakkınız fazla olmayabilir. Ancak çocuğunuzun öğretmenini mutlaka daha yakından tanımaya çalışın. Evladınızı teslim ettiğiniz öğretmenle iyi ilişkiler içerisinde olmak, çocuğunuzun başarısını olumlu yönde etkiler.

Çocuğunuzun öğretmeniyle zaman zaman sıkıntılar yaşayabilirsiniz. Bu sıkıntıları çocuklarınızın yanında asla konuşmayın. Anne ve babasının sürekli öğretmeni aleyhinde konuştuğunu duyan öğrenci, hem öğretmeninden hem derslerinden uzaklaşmaya başlar.

Evladınız için hayatta hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Okula giden bir çocuğu olan anne için de artık hiçbir şey eskisi gibi olmamalı. Okula gitmeyen bir çocuğa anne baba olmak ile okula giden bir çocuğa anne baba olmak arasında ciddi farklar var. Çocuğunuzu okula hazırlarken, kendinizi de hazırlayın.

Bir Cevap Yazın