Din Tüccarlığını En İyi Anlatan Filmler


Uzun yıllardır film “izlemek” tabirinden daha çok film “okumak” tabirini kullanıyorum. Film okuyarak hayata dair çıkartılabilecek olan dersleri, Kitap okumak kadar önemsiyorum. Özellikle gençler için izleyip hayata dair çok şey öğrenebilecekleri filmleri araştırmalarını tavsiye ediyorum. Öğrencilerden daha çok öğretmenlerin bu konuya hâkim olması ve öğrencilerini yönlendirmeleri gerekiyor.

Gençlerin mutlaka izlemesi gerektiğini düşündüğüm, din tüccarı sahtekarları anlatan iki filmden bahsetmek istiyorum. Birisi yerli bir yapım olan “Takva” filmi, diğeri Hint yapımı “P.K.” filmi.

Takva Tüccarlığı

2006 yılında gösterime giren, yönetmenliğini Özer Kızıltan’ın yaptığı filmin senaryosu Önder Çakar’a ait. Filmin başrollerini Erkan Can, Meray Ülgen, Güven Kıraç, Erman Saban paylaşmaktadır.

Filmin başrol oyuncusu Muharrem (Erkan Can), kendi hâlinde yaşamakta, babasından kalan evde tek başına yaşamını sürdürmektedir. Zamanının önemli bir kısmını bağlı olduğu tarikatın dergâhında ibadetle geçirmektedir. Kendini Allah’a ve ibadete adamıştır. Bağlandığı tarikatta, dünyadan elini eteğini çekmişliği, efendiliği ile dikkat çeken Muharrem, şeyh tarafından tarikatın/dergâhın dünya işlerini yürütmek için ihtiyaç duyduğu adam olarak seçilir.

Muharrem böylece tarikatın mali işlerini üstlenir. Tarikata ve şeyhe duyduğu güven ve saygıyla, ayrıca Allah sevgisi ve korkusu ile bu göreve itiraz edemeyen Muharrem, sakınmaya çalıştığı dünya ile daha yoğun bir temasa geçmek durumunda kalır.

Rüyalarında para, içki ve kadın eksik olmaz. Dünyevî olan ile uhrevî olan arasındaki çatışmada giderek tükenen Muharrem hızla değişime uğramaya başlar, sakinliğini ve dürüstlüğünü kaybetmeye başlar. Gördüğü çelişkiler yüzünden finalde aklını kaybeder ancak şeyhi onun uçtuğunu (fenafillah) ilan eder.

Muharrem filmde tarikata ait gayrimenkullerin kirasını toplamakla sorumludur. Faizli bir banka veya ayyaşın biri bile olsa, kirasını ödeyen insanlara ses çıkartılmazken, muhtaç ve hasta insanlardan kira almakta ısrar eden yapı, Muharrem’in kafasını karıştırır. Bu konuyu şeyhine anlatınca, şeyhi ona şöyle der:

“Kirayı almaman gerekiyorsa alma. Lakin o almadığımız kira yüzünden bu kurstan bir talebe gönderilmesi gerekiyorsa onu sen seç Muharrem. Biz bu vebale karışmayız. Bilesin ki senin o nurlu kalbin en doğru kararı verecektir.”

Bu cümlenin kurulduğu sahne, filmin en önemli mesajlarından birisini vermektedir. Bir yandan vicdanı diğer yanda şeyhinin kendisini soktuğu paradoks aklını yitirmesine sebep olur.

P.K.

Aamir Khan, sosyal olaylar üzerine çektiği filmlerle adından söz ettiren, hem yapımcı hem oyuncu hem senarist olanlardan birisi. Hint asıllı olan Aamir Khan, P.K. adlı filmiyle tüm dinlerin cahil kitleleri kullanmak ve uyuşturmak için nasıl kullanıldığını çarpıcı bir dil ile anlatıyor.

Filmin tanıtımı özetle şöyle: “P. K., başka bir gezegenden gelen bir yabancının tanrıyı bulma çabasını konu ediyor. Şehirde gezinen bir yabancı olan P.K. daha önce kimsenin sormadığı basit sorular sorarak onlara cevaplar arar… Başka bir galaksiden gelen Peekay’ın; gerçek tanrıyı aramasını konu edinen film izleyenini karakterinin bu arayışı üzerinden felsefik yolculuklara çıkarırken, aşk ve hayat dolu sıcacık bir hikâyeye odaklanır.”

Filmin en çarpıcı sahnelerinden birisi final sahnesidir. Hinduizm’i kullanarak sözde bir lider (şeyh) ile filmin başrol oyuncusu P.K. (Aamir Khan) bir televizyon programında tartışmaktadır.

(…) Kabul ediyorum. Tanrı inancı insana umut veriyor. Bir kere umudun olunca zorluklar gidiyor, acıya dayanma gücü geliyordu. Ama bir sorum olacak. Hangi Tanrı’ya inanacağız? Sürekli sadece bir Tanrı var diyorsunuz. Bense hayır diyorum. İki Tanrı var. Biri bizi yaratan biri de sizlerin yarattığı. Bizi yaratan hakkında bir şey bilmiyorum ama sizin yarattığınız tıpkı sizin gibi. Küçük, yalancı, hastalıklı, boş vaatler veren, zenginlere öncelik tanıyan, fakirleri sırada bekleten, övgü aldığında mutlu olan, küçük şeylerle insanları korkutan. Doğru numara oldukça basit… Bizi yaratan Tanrı’ya inanın, O’na güvenin. Kendi yarattığınız sahte Tanrıları ise yok edin.

Bizim bu duruma öylece sesiz kalacağımızı mı sanıyorsun? Biz Tanrımızı koruyacağız evlat.

Siz mi koruyacaksınız? Siz mi? Bu gezegen o kadar küçük ki, dışarıda daha büyük milyonlarca gezegen var. Siz bu küçük gezegende, bu küçük şehirde, bu küçük oda da oturup, bütün evreni yaratan Tanrı’yı korumak mı istiyorsunuz? O’nun korumanıza ihtiyacı yok. O kendisini koruyabilir.

Yeni Yüzyıl, Yeni Problemler

Sadece yeni bir yüzyıl içerisinde değiliz 21.yüzyılda. Aynı zamanda yeni bir bin yılın içerisindeyiz. Yüzyılın veya binyılın rakamsal olarak bir anlamı yok. Ancak bambaşka bir yüzyılın şafağında olduğumuz gerçeğini vurgulamak açısından önemlidir. İnsanlık tarihinin bambaşka bir kavşağında olduğumuzu farkında olmamız gerekiyor.

İdeolojinin adının “Dijitalizm” yeni yüzyılın dininin adının “Veri Dini” olduğunun iddia edilmeye başlandığı, bilim dünyasının fiziksel olarak yeni bir insan üretme / yaratma iddialarının konuşulduğu, “İnsanlık 2.0” gibi bir kavramın dillendirildiği bir kavşaktan sonra bizleri neler bekliyor? Bu soruların cevapların yaşayarak öğreneceğiz. Ancak manevi inanç, din her zaman insanın ihtiyacı olmaya devam edecek. Bütün mesele hangi din sorusunun cevabında gizli.

“Yeryüzündeki kötü insanlar, kendi iradelerini hâkim kılmak için Tanrı’yı kullanırlar” diyor Giordano Bruno. Kötü insanların elinde din, sömürü aracı olarak kullanılmaya devam eder.

 

Sait Çamlıca

Eğitimci – Yazar

Kaynak Kitap

Menüden Din Seçin

Online Sipariş:
Bu yazının alıntılandığı kitabı aşağıdaki sitelerden satın alabilirsiniz.