Nurcuların Meşhur Yalanları

Nurcular gençleri saflarına katmak için Said Nursi’nin genelde “Sözler” adlı kitabından okuma yapmaya başlarlar. Dikkat çekici benzetmeler ve kulağa hoş gelen örnekler olduğu için bu kitapla başlarlar. 24 saatlik günü 24 adet altına benzetip “Allah bizden sadece 1 tane altın istiyor” diye anlatılan örnek bunlardan birisidir. Diğer meşhur örnek ise besmeleyi Allah adına yol almak olarak anlattığı örnektir. “Üst düzey bir bürokratın oğluyum demek gibidir besmele ile yol almak” gibi örnekler dikkat çekicidir.

Said Nursi’nin akla aykırı örnekleriyle dolu kitaplarından birisi olan Sikke-i Tasdik-i Gayp gibi kitaplarını, çok sonraları okuturlar. Tarihçe-i Hayat kitabında sürekli kendini öven, keramet palavralarıyla çevresini kandıran birisi olduğunu anlamaları, uzun zamanlarını alır gençlerin. Akla aykırı örnekleri, Nurculuğu iyice benimsedikten sonra anlatmaya başlarlar. O kadar akla aykırı örnekler vardır ki, o örneklere itiraz edenleri ikna etmek zordur. Ancak Said Nursi’nin Risalelerinde öyle ağdalı ve anlaşılması zor bir dil kullanır ki, o dili istediğiniz gibi yorumlayabilirsiniz. Nurcular bunu çok iyi kullanıp, akla aykırı örnekler konusunda kıvırırlar. “Öyle demek istemiyor…” diye başlayan kıvırmaları ete kemiğe bürünse, dansöz olurdu. Risalelerdeki akla ve Kuran’a aykırı örnekleri savundukları internet sitelerini incelerseniz, dansöz benzetmemin hafif kaçtığını göreceksiniz.

Said Nursi’nin Risalelerinde kullandığı dil, çok derin bir dil gibi anlatılır. Aslında Risalelerin metinlerinin çoğu problemlidir. Anlamları tutarsız, kuraldışı Arapça, Farsça, Türkçe sözcüklerin karmaşasıyla oluşan cümlelerdir. Aynı anlama gelen kelimeleri Arapça, Farsça, Türkçe peş peşe kullanarak, çok derin ve anlamlı şeyler söylemiş gibi yapıyor. “Ne saçmalıyor bu adam?” denilmesi gereken cümlelerle dolu yazıları var.

Eski Said Yeni Said

Hayatlarını Said Nursi’nin zırvalamalarını aklamaya adamış olan Nurcuların, her sıkıştıklarında kullandıkları bir kıyaslama var. Eski Said ve Yeni Said diyerek, Said Nursi’nin hayatını ikiye ayırdığını, eski Said dediği dönemi hatalarını, kendisinin de kabul etmediğini söylüyorlar.

Biraz incelediğiniz zaman göreceksiniz ki, eski Said’in hayatı ne kadar karanlıksa yeni Said’in hayatı da en az o kadar karanlıktır. Eski Said ne kadar kendini beğenmiş birisiyse yeni Said’de en az o kadar kendini beğenmiş birisidir. Eski Said ne kadar hurafeci ise yeni Said’de en az o kadar hurafecidir. Eski Said ne kadar sinsice siyasetle ilgilenmişse yeni Said’de en az o kadar sinsice siyasetle ilgilenmiştir. Yeni Said “Siyasetin şerrinden Allah’a sığınırım” diyerek sinsi siyaset yapmıştır. Tıpkı, başta Fethullah Gülen olmak üzere, diğer tüm Nurcu gruplar gibi.

Benzer bir tavır Necip Fazıl Kısakürek için de geçerlidir. Necip Fazıl kendi hayatı üzerinden dedikodu yapanlara “Benim geçmişim bir çöplüktür, çöplüğü ancak kediler ve köpekler karıştırır” diye cevap vermiştir. Sosyal medya yaygınlaşınca, Necip Fazıl’ın CHP üyeliği, kumar alışkanlığı, özel hayatındaki sıkıntılı durumlar daha çok gündem olmaya başladı. Şairliği ve söz ustalığı dışında alkışlanacak bir yönü olmayan Necip Fazıl’ın bu yönleri ne zaman gündeme gelse, hep aynı cümleyle cevap veriyorlar.

Bediüzzaman mı?

Farklı köşe yazılarımda Said Nursi için “Neye göre Bediüzzaman? Kim seçmiş? Kim karar vermiş? Bir Bediüzzaman yarışması yapıldı da Said Nursi mi birinci seçilmiş?” gibi sorular sormuştum. Bu soruların cevaplarını nurcularda bulamazsınız. İlmi olarak pek ciddiye alınan birisi değil aslında Said Nursi. Ama böylesi cafcaflı bir sıfatla kendisini ve eserlerini çok önemli gibi göstermeye çalışmış.

Prof. Dr. Halil İnalcık için Şeyh’ül Müverrihin (Tarihçilerin Kutbu) deniliyor mesela. Amerika’da görev yaptığı üniversitede lakabı “Veziriazam” olarak geçiyormuş. Yüz yılın en iyi on tarihçisinden biri olan Halil İnalcık hoca için bu lakaplara kimse itiraz etmiyor. Çünkü hayatı ve eserleri ortada olan bir tarihçidir kendisi. Bu isimleri kendisi de seçmemiş. Rüyasında da görmemiş!

Bediüzzaman “çağın eşsizi” veya “zamanın eşsizi” demektir. Bu lakabı kendisine hocalarının verdiğini söylüyorlar. Ortada şahit yok ispat yok. Daha önemlisi çağdaşı olan alimlerin birçoğu kendisini ciddiye bile almamış, gündem bile yapmamışlar. 1936 yılında ölmüş olan İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un, 1942 yılında ölmüş olan Elmalılı Hamdi Yazır’ın gündeminde hiç olmamış mesela Said Nursi!

1873 yılında Bitlis’de Nurs köyünde doğan Said Nursi, köyünün isminden dolayı “Nurs köyünden” anlamında “Nursi” lakabını almıştır. Bu açık gerçeğe rağmen Kuran’da geçen “nur” kelimelerini hem kendi cemaatine hem de bizzat kendisine yorumlayacak kadar ileri gitmiştir. Bu olay bana, fıkra gibi anlatılan bir isim koyma hikayesini hatırlattı. Adam oğluna “büdü” ismini verince, nerden aklına geldiği sorulmuş. Adam Kuran’da geçtiğini iddia ederek “iyya kena’büdü” ayetini delil olarak okumuş. Hangisi daha komik bilemedim?

Asrın En Büyük Tefsiri

Nurcuların en meşhur yalanlarından birisi de budur. “Risaleler asrın en büyük tefsirdir” diyorlar yıllardır. Kuran ayetlerinin sadece bir kısmına dair yorumlar var Said Nursi’nin risalelerinde. “Kendi kendilerine gelin güvey olmak” diye bir tabir var Anadolu’da. Nurcuların yaptığı şey tam olarak budur. Kendilerini şampiyon ilan edip, kendilerini alkışlıyorlar.

Nurcuların diğer büyük yalanlarından bazıları hakkında farklı yazılar yazmıştım. “Said Nursi Mehdi’dir” yalanı konusunda sıkıştırıldıkları zaman, kendisi değil “Şahsı Maneviyesi Mehdidir” diyorlar. Meşhur Nurcu Profesörlerden Ahmed Akgündüz bunu kameralar önünde söyleyip nurculardan alkış almıştı. “FETÖ Nurcu değildi” yalanları en taze en yeni yalanlarından birisidir.

İttihad-ı Nurculuk?

İttihad-i İslam tabiri Said Nursi’nin Risalelerinde sıkça kullandığı bir kavramdır. Tüm dünya Müslümanlarının birliği anlamında kullanılan bu kavramı, Adnan Oktar ekibi de çok kullanmıştır. Sürekli Müslümanların birliğinden (İttihad-i İslam) bahseden Nurcular, daha kendi aralarında bir birlik sağlayamadılar. “Kaç tane Nurcu grup var Türkiye’de?” diye hiç araştırdınız mı? Bu gruplar içerisinde hakiki Nurcu grup hangisi? Öz Hakiki Nurcular kimler? İttihad-ı İslam’dan bahseden nurcular daha kendi aralarında İttihad-ı Nurculuğu başaramadılar. Has talebeleri bile birbiri aleyhinde konuşurken, İttihad-ı İslam kurmaktan bahsediyorlar. Nurcuların bir radyosunda şoförlük yapan bir amca bana “Biz daha iyi nurcuyuz diye diye paramparça oldular” demişti.

Risalelerin ve Nurculuğun tarihi yüz yıla yaklaşmışken, kitaplar daha yeni yazılmış gibi Nurculuğu ve risaleleri övüyorlar. Yüz yılda ne yetiştirdiniz? Kaç tane Alim yetişti? Said Nursi ve Risalelerini övme yarışı yapan cahil bir kitle yetiştirdiniz sadece. İnsanlığın hangi yarasına merhem oldu Risaleler? İman kurtarma kitabıymış! Yerseniz! İman kurtarmak için Allah’ın kitabı Kuran eksik bir kitap mı?

En meşhur Nurcu Fethullah Gülen değil miydi? 150’den fazla ülkeye üstadınızın sesini ve nefesini duyurdu diye seviniyordunuz eskiden. Birçok insan bilmese bile, gençlik yıllarında Said Nursi’nin Risalelerini okumuş olan, Risale sohbetlerine katılmış olan birisi daha var. O kişinin adı Abdullah Öcalan. Bu benim iddiam değil. Kürt siyasetinin etkili isimlerinden biri olan Abdülmelik Fırat, Abdullah Öcalan’ın gençlik yıllarında nurcu olduğunu öne sürdü. “Diyarbakır’da Kadastro’da memurluk yaparken hep Risale-i Nur okuyordu” diyen Fırat, Öcalan’ın Doğu Perinçek grubuyla tanıştıktan sonra sosyalist olduğunu söyledi. Nurculuktan sosyalizme, sosyalizmden terör örgütü (PKK) liderliğine geçmiş Abdullah Öcalan. Aynı süreç Fethullah Gülen için de geçerli. Nurculuktan kainat imamlığına, kainat imamlığından Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) liderliğine geçti.

Demek ki Risaleler iman kurtarmıyormuş!