Gençlik, bitmeyen enerji demektir.

Gençlik, heyecandır.

Gençlik, tutkudur.

Gençlik, aşktır.

Delikanlı, kanı deli demektir.

Dünyanın gidişatını, olumlu veya olumsuzanlamda, etkilemek isteyenlerin tamamının hedefinde gençlik vardır. Etrafında gençleri toparlayamayan hiçbir hareketin, fikrin, ideolojinin geleceği yoktur.

Gençlik coşkusu, heyecanı, zekası, enerjisi iyi şeyler yapmak için yönlendirilebildiğinde ne kadar faydalı ve verimli oluyorsa, bu coşku, heyecan, zeka, enerji kötü şeyler yapmaya yönlendirildiğinde o kadar zararlı oluyor.

Art niyetli grupların en çok sevdiği genç tip, gençlik heyecanı ile coşan gençlerdir. Hiç sevmedikleri ise, okuyup soru soranlardır.

Fikir farklılıkları

Fikir farklılıkları hayatın bir gerçeğidir. Hiçbir zaman herkes aynı fikirde aynı inançta olmayacak. Gençlik duygularıyla, daha doğrusu yumruklarıyla fikrini savunan, karşı fikri yok etmeye çalışan genç, kullanılmaya müsaittir. Bu tür gençleri herkes kullanır.

Oruç tutmayan gençleri dövme sevabı!

Her yıl Ramazan ayında medyada haber olurdu eskiden. Oruç tutmayan gençler, oruç tutan gençler tarafından dövüldü! Oruç tutmak ya da tutmamak insanın manevî dünyası ile ilgili bir tercihtir. Oruç tutanlar tutmayanlara, tutmayanlar tutanlara saygı göstermek zorundadır. Ancak oruç tutmuyor diye bir genci dövmek, hiç kimseye sevap kazandırmaz. Oruç emrinin sahibi olan Allah (cc), isteseydi Ramazan ayında tüm insanların boğazını kilitleyen bir sistem kurardı. Allah bile kendi emrine isyan edilmesine izin verirken, muhafazakâr olduğunu iddia eden bir gencin, oruç tutmayanı dövmeye hakkı olamaz.

‘Oruç tutmayanlar da bize saygılı olsun! Gözümüzün önünde yemesin içmesin!’ diye kendini savunmayakimsenin hakkı yok. Saygı, kişisel bir tercihtir. Oruç tutmayana yumruk sallayan bir gencin yaptığı yanlış, oruç tutmayanın yaptığı yanlıştan farksızdır.

Oruç tutmayanı dövmek ibadettir, sevaptır diye bir ayet veya hadis duyan var mı?

Coşup taşmayın gençler! Dolup taşın!

Canlı Bomba!

Üniversite öğrencisi olduğum yıllarda, her şeyi dayakla, kavgayla çözmeye çalışan bizim cenahın gençleriyle pek anlaşamazdık. Birkaç ayet, birkaç hadis ezberlemiş, eline sopasını almış kavgadan kavgaya koşan gençler, kitap okuyarak kendini yetiştirmekle zaman geçirenleri korkaklıkla suçlardı.

Her şeyi kavga ve yumrukla çözmeye çalışan gençlerden uzaklaşamama sebep olan olay beni çok üzmüştü. Bir bahar günü solcu gençler eylem yapıyordu. Bir tarafta solcu gençleri diğer tarafta polis memurları vardı. Robocop kıyafetli polisler olaya müdahale etmeden bekliyorlardı. Ben de, dersim boş olduğu için, bir kenardan izliyordum. Radikal düşüncelere sahip gençlerden birisi yanıma geldi. Selam verdikten sonra

‘Tam intihar eylemi yapılacak yer!’ dedi. İçimden ‘Yine başladı!’ diye geçirdim. “Herkes senin gibi düşünmek zorunda değil ki! İsteyen dindar, isteyen solcu olur. Bırak onlar da kendi sloganlarını atıp kendi eylemlerini yapsınlar” dedim.

O günden sonra o arkadaşları ikna etmeye çalışmanın, faydasız bir çaba olduğunu düşünmeyebaşladım. O günden sonra mecbur kalmadıkça onlarla aynı masada bile oturmamaya çalıştım.

Coşup taşmayın gençler! Dolup taşın!

Yahudi Mezarlığı bombalayanlar!

Marmara Üniversitesi’nin Teknik Eğitim Fakültesi kantini çok meşhurdu o yıllarda. Teknik İlahiyat denirdi o kantine. Farklı camialardan olsalar bile, muhafazakâr camianın gençleri Teknik İlahiyat (!) kantininde buluşurdu. Kantinde ihtilâl yaptıklarını söylemişti içlerinden birisi bana. Meğer ben okula başlamadan önceki yıl, Teknik eğitim kantininde sesli müzik yayınlanmasına engel olmayı başarmışlar(!). Kantindeki tüm ses sitemini parçaladığından bahsederken, Çeçen dağlarındaki mücahitlerden birisi gibi övünüyordu bazıları.

Yahudi bir iş adamının mezarına bomba koymuş veya koymayı düşünmüş, o gençlerden birisi. Güler misin ağlar mısın? Kendince cesur ve fedakâr bir tavır içerisinde olduğunu sanan bu gençlerin büyük bir kısmı, hata yaptıklarını anladılar zaman içerisinde. Bazıları için iş işten geçmişti.

Coşup taşmayın gençler! Dolup taşın!

Coşmayın! Okuyun!

Yahudi genç kütüphanede kitap okurken, Yahudi düşmanı genç sokakta slogan atıyorsa, emin olun, Yahudi gençler daha başarılı olur ve dünyaya hükmetmeye devam eder.

Yahudi gençleri kafalarını doldurmakla , muhafazakâr gençler yumruklarıyla coşmakla zaman geçirirse, Yahudiler baş, Müslümanlar ayak olmaya devam ederler.

Coşup taşmayın gençler! Dolup taşın!

1980 öncesi tüm enerjisini sokaklarda harcamış solcu gençler de, sağcı gençlerde pişman olduklarını itiraf ediyorlar. Hayatının 18 yılını dağlarda geçirmiş Şemdin SAKIK, hücresinde hatıralarını ve pişmanlıklarını yazarken, kullanıldığını itiraf ediyor.

Coşup taşmayın gençler! Dolup taşın!

Rahmetli Metin YÜKSEL’in mücadele arkadaş-larından birisi ile tanışmıştım. Ayak üstü bana verdiği dersi asla unutmadım. “Biz tüm gençlik enerjimizi dışarıda harcadık. Hata yaptığımızı anlayınca iş işten geçmişti. Siz aynı hataları yapmayın. Okuyun, kendinizi iyi yetiştirin.”

Coşup taşmayın gençler! Dolup taşın!

Gençlik heyecanını, coşkusunu, taşkınlıkla heba eden herkes pişman oluyor. Gençlik heyecanını, tazeliğini, coşkusunu kafayı doldurmak için harcayan insanlara ihtiyacımız var.

Coşup taşmayın gençler! Dolup taşın!

Unutmayın!

Dolu baş, sıkılmış yumruklardan üstündür.

Bir Cevap Yazın