Kendini eğitmenin, kendini yetiştirmenin, kitap okumanın öneminden bahsedince bizim büyüklerimizin çok kötü bir savunma adeti var. “Bizden geçti! Sen güzel konuşuyorsun ama bunları gençlere söyle!” diyorlar bana.Nasıl da rahat söylüyorlar bu cümleyi. Sanki bilmiyorlar öğrenmenin yaşının olmadığını. Peygamber Efendimizin toplumu değiştirmek için mücadeleye başlama yaşının 40 olduğunu da biliyorlar. Bir Müslüman asla ‘bizden geçti‘ dememeli. Özelikle konu okumak,öğrenmek ve kendini eğitmek olunca…

Haftalık toplanma günü neredeyse tüm dinlerde vardır. İş hayatı gibi dünyevî bir meselede bile, işlerin daha iyi gitmesi için periyodik toplantılar yaparız. Yahudiler Cumartesi, Hıristiyanlar Pazar günü toplanır. Bizim dinimizde ise ‘Cuma Namazı’ vardır. Cuma gününü birlikte namaz kılma günü gibi algılarız ancak, CumaNamazının asıl fonksiyonu hutbedir. Yani haftalık eğitim. Yani ömür boyu eğitim.

Zihinsel mahkum

İnsan bahane bulma konusunda çok ustadır. En ilginç örneklerinden birisini de cezaevi konferanslarımın birinde yaşamıştım. Mahkûmlara anlattığım konunun ana başlığı ‘bedensel ve zihinsel meşguliyet terapisidir. ‘Cezaevinde kalacağınız süre boyunca zamanı hızlandırıp yavaşlatamayacağınıza göre, meslek kursları ile bedeninizi, kitap okuyarak zihninizi meşgul edin’ diyorummahkûmlara.

Bir cezaevi konferansımda, uzun uzun kitap okumanın önemini anlattım. Soru cevap faslına geçince, el kaldıran bir mahkûm, ‘Hocam siz çok tatlı konuşuyorsunuz ama, bizim burada kitap okumaya zamanımız yok ki?’ dedi.

Bir an için sustum. Bu cümleyi kuran mahkûmun yüzüne baktım. Aklıma filmlerde gördüğüm sahneler geldi. Ayaklarında prangalarla taş kıran mahkûm sahnelerini düşündüm. Ön sırada oturan savcının güldüğünü görünce kendime geldim. Çünkü bizim cezaevlerimizde zorunlu çalışma yok. ‘Bizim okumaya zamanımız mı var?’diyen mahkum bana ‘Beynamaz her vakte bir bahane bulur’ sözünü hatırlattı.

Cezaevlerinde mahkumlar ne ile vakit geçiriyor? En çok yapılan şeylerden bir tanesi televizyon izlemektir. Gündüzleri evlilik programları, akşamları dizi veya filmler izleyerek ‘zaman öldürüyorlar’. Yukarıda anlattığım olayı yaşadığım gün, ajandama şu notu düştüm. Bir insan zihinsel olarak mahkum olduktan sonra, bedensel olarak içeride veya dışarıda olmasının bir farkı kalmıyor. Çünkü ikisi de zamanını aynı şeyleri yaparak geçiriyorlar.

Bahane ustaları

‘Okumaya zamanım yok‘ sözü, yalan ve kaçamakbir cevaptır. Okumak ‘boş zaman’ işi değildir. Okumak, yediğimiz ekmek, içtiğimiz su gibi bir ihtiyaç, hatta kıldığımız namaz gibi bir ibadettir. ‘Yemek yemeye zaman bulamadığım için bir haftadır yemiyorum’ demediğimizgibi, ‘okumaya zamanım yok‘ demeye de hakkımız yoktur. Yoğunluğumdan dolayı namaz kılmıyorum bahanesi ne kadar yanlışsa ve yalansa, yoğunluğumdan dolayı kitap okumuyorum cümlesi de o kadar yanlıştır ve yalandır. Bazıları bahane bulma konusunda çok ustadır. Bahane bulmak isteyen için bahane bitmez.

Sanki bu ülkede çok kitap okuyanların hepsi boş adamlar! Gece gündüz boş olduğu için kitap okuyorlar sanki! Kitap okuyanlarla kitap okumayanların zamanları arasında bir fark yoktur. Tek fark öncelikleridir. Önceliği eğlenmek olan insan, tüm boş zamanlarını eğlenmeye ayırırken, önceliği öğrenmek ve okumak olan insan bulduğu her fırsatta okumaya zaman ayırır.

‘Okumaya zamanım yok!’ diyerek kendinizikandırmayın.

Okumaya zaman ayırın.

Yaşınız kaç olursa olsun. Okuyun! Mesleğiniz ne olursa olsun. Okuyun!

Azrail kapınızı çalmadan da ‘bizden geçti’ demeyin.

‘Oku’ diye emreden, ‘okudunuz mu?’ diyesormayacak mı sanıyorsunuz?

Bir Cevap Yazın