Bir konferans sonrası okuyucumun birisi yanıma geldi. ‘Hocam size bir kitap hediye etmek istiyorum. Benim hayatımı değiştiren, yüreğime hitap eden kitaptan size hediye aldım’ diyerekbana hediye olarak aldığı kitabı verdi. Hediye ettiği kitabı anlatırken gözlerindeki ışık beni etkiledi. Hediye ettiği kitabı okumamıştım. Hatta o yazarın hiçbir kitabını okumamıştım.

Hediye alan okuyucumun hatırına ve hediye ederken söylediği sözlerin etkisiyle, birkaç gün içerisinde kitabı okumaya başladım. Kitabı bitirdim ama çok beğendiğimi söyleyemem. Hayal kırıklığı da yaşadım. Kötü bir kitaptı demiyorum ama başkalarına tavsiye edeceğim bir kitap değildi. Kitabı bana tavsiye eden okurumun hissettiği hiçbir şeyi hissetmedim.

Neden böyle oldu? Çünkü her insan aynı kitaptan aynı keyfi almaz. Buna benzer birkaç örnek daha yaşayınca, her tavsiye edilen kitabı hemen almamaya başladım.

Tavsiye kitap

‘Hangi kitabı okuyalım? Bana birkaç kitap tavsiye eder misiniz? Şu an hangi kitabı okuyorsunuz?’ sorularınaçok sık muhatap oluyorum. Kitap tavsiye etme işi, birçok insanın sandığından daha zor ve mesuliyeti ağır olan bir şeydir. Kitabı tavsiye ettiğiniz kişi, kitaptan sıkılır ve okumaktan soğursa, diğer tavsiyeleriniz işe yaramaz. Hatta kitap okumaktan bile soğur ve okumaya devam etmez.

Sadece hangi kitabı tavsiye ettiğiniz değil, kime tavsiye ettiğiniz de önemlidir. Herkese aynı kitaplar tavsiye edilmez. ‘Bana okumam için kitaplar tavsiye edin!’ temennisi internetten gelmişse, bu isteğe cevap vermek çok daha zor ve risklidir. Tanıdığım arkadaşlara, özellikle dostlarıma kitap tavsiye etmek çok kolay oluyor. Beni tanıyan dostlarımın kitap tavsiyelerini de önemserim ve hemen not alırım.

Bir insana kitap tavsiye etmeden önce, bazı soruların cevaplarını bilmem gerekiyor. Kitap tavsiyesi isteyen kişi kim? Yaşı kaç? Eğitim durumu ne? Okuma alışkanlığı ve okuma bilinci ne durumda? Daha önce neler okumuş? Hangi tür kitaplar okumayı seviyor?

Zihnin damak zevki

‘En sevdiğim yemek’ diye başlayan cümleler kurarız. Her birimizin en sevdiği yemek farklıdır. Buna ‘damak zevki’ deriz. Damak zevki, biraz alışkanlık ve kültürile oturur. İnsanın zihninin de bir damak zevki olduğunu düşünüyorum. Her insan aynı kitap ve yazarı okumaktan aynı keyfi almıyor. Kimileri için romanlar gereksiz iken, kimileri de seyahat ve hatıra kitabı okumayı sevmeyebilir. Bu o tür kitapların iyi veya kötü, faydalı veya gereksiz olduğu anlamına gelmez. Kişiden kişiye değişir.

Bazen çok beğendiğiniz bir kitabı, hiç beğenmeyen insanlarla karşılaşırsınız. Bu o kitabın iyi veya kötü olduğu anlamına gelmez. Benim çok beğendiğim bir tür veya bir yazar üslubunu, siz beğenmek zorunda değilsiniz. Tıpkı sizin beğendiğinizi benim beğenmek zorunda olmadığım gibi.

Kitap tavsiye etmek bunun için zordur.

Yazar mı konu mu?

Yazara göre mi kitap seçmeli, konuya göre mi? Ben bu konuda her ikisinin de doğru olduğunu düşünenlerdenim. Bazen yazara göre bazen de konuya göre okuma yapmalı. Ben külliyat okumayı seviyorum. Yani bir yazarın birçok eserini veya tüm eserlerini okumayı severim. ‘Bazı yazarlar Üniversite gibidir hocam. O yazarı bitirmek, o yazardan üniversite diploması almak gibidir’ demişti bir öğrencim. Tek yazarın değil birçokyazarın üniversitesinden diploma almayı seviyorum.

Yazar sevmek veya okumakla ilgili gözlemlediğim en büyük hata, ‘sadece o yazarı okuma’ hatasıdır. Geçmişte yaşamış bir yazarın kitaplarından istifade etmek başka bir şey, kırk yıl boyunca sürekli ve tekrar tekrar aynı yazarı okumak başka bir şeydir. Yazarları sevebilirsiniz. Ancak hiçbir yazarı kutsayıp kusursuz görmeyin.

Öğrenmek veya araştırmak istediğiniz bir konuda, farklı farklı yazarların bakış açılarını da öğrenmek gerektiği kanaatindeyim. Farklı yazarların aynı konu ile ilgili kitaplarını okumak, farklı aşçılardan aynı yemeğin tadına bakmaya benzer.

Kusursuz kitap var mıdır?

Yıllar önce okumuştum. Engin Noyan’a bir gazeteci ‘En beğendiniz yazar ve kitap kim?’ diye sormuş. EnginNoyan ‘En beğendiğim yazar Allah. En son yayınlanan kitabına hasta oldum’ demiş.

Kusursuz kitap, kusursuz yazar arayan, kitapsız kalır. Kusursuz kitap yoktur. Allah’ın gönderdiği son kitap olan Kur’an’dan başka kusursuz kitap yoktur. Hangi yazarın hangi kitabını okursanız okuyun, bu gerçeği asla aklınızdan çıkarmayın. Yapan Allah ise kusursuz, yapan / yazan insan ise kusurludur.

Okumaya / okutmaya nereden başlamalı?

Çocuklarının veya öğrencilerinin okuma alışkanlığı kazanmasını isteyenler, önce kendileri okuyarak örnek olmak zorundalar. Okumayanların başkasına okuma tavsiyesinde bulunması, etkisizdir. Küçük yaştan itibaren çocuklara resimli kitaplar alarak onlara kitabı sevdirmeye başlamalıyız. Yaşları ilerledikçe, yaş ve ilgi alanlarına uygun kitaplar almalıyız.

Lise çağlarına gelmiş, hiç kitap okumamış olan gençleri, okumaktan sıkılmayacakları türden kitaplarla okumaya ısındırmalıyız. Kendimiz ne kadar beğenirsek beğenelim, henüz okuma alışkanlığı olmayan bir gence, fikir kitabı veya ağır bir felsefe kitabı vermek, gençleri okumaktan soğutur. Zihnimiz, tıpkı beden kaslarımız gibi, antrenman yaptıkça açılır. Yıllardır spor yapmamış birinsana ağır bir yük yüklerseniz, belini incitirsiniz. Gençlerin zihni de öyledir. Özellikle teknoloji çağı gençlerinin zihinleri daha tembeldir.

Romanlar, okuma alışkanlığı edinmenin en iyi araçlarından bir tanesidir. Sürükleyici, merak uyandırıcı romanlarla başlatıp, okudukça daha ciddi daha faydalı kitaplar vererek devam ettirmeliyiz. Romanlar, okuma alışkanlığı kazanmak ve zaman zaman zihni rahatlatmak için okunmalı. Bir insan sadece roman okur, farklı türden kitaplar okumazsa, hayalci olmaya başlar.

Çeşit okuyun

Türkiye’de her grup her cemaat kendi kitaplarını okutmayı seviyor. Genelde kendi cemaatlerine sadakati arttıracak türde kitaplar okutmaya çalışıyorlar. Doğru bulmasam da, doğal bir yaklaşımdır bu. Çünkü herkes kendi beğendiğini tavsiye etmeyi seviyor. Öğrencilerime ve okurlarıma mutlaka çeşit okumalarını tavsiye ediyorum. Hem yazar olarak hem konu olarak çeşit okumaları yapmak, okuyan kişinin ufkunu geliştirir. Sürekli tarih okumak, sürekli felsefe okumak doğru değildir.

Mesleki kitap

Mesleğimiz, hayata bakış açımız, ihtiyaç duyduklarımız bizim kitap seçimimizde etkilidir. Mesela, her anne baba eğitim kitapları okumalı ancak bir öğretmen, eğitime dair kitapları, bir doktordan daha fazla okumalı.

Sadece meslek kitabı okumak, sürekli aynı yemeği yemek gibi bir hatadır. Mesleğiniz ile ilgili kitapları daha sık okusanız bile mutlaka farklı alanlarda yazılmış kitaplardan da istifade edin.

Kitap ilaçtır

Kitapların ilaç olduğuna inanan bir yazarım. İlaç isteyen bir hastaya kayıtsız kalmayı hiç sevmem. Ancak yukarıda yazdığım sebeplerden dolayı, özellikle internetten kitap tavsiyesi isteyenlere cevap veremiyorum. Nasıl cevap vereyim ki? Tanımadığınız bir insana kitap tavsiye etmek, muayene etmediğiniz insana ilaç yazmaya benziyor. İyileştireyim derken daha çok hasta edebilirsiniz.

Bir Cevap Yazın