Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Gürcü veya başka bir etnik kökene mensup olsun; bir kadını aşağılamak, onun kimliğini alay konusu yapmak veya onu bir fıkranın malzemesi hâline getirmek yanlıştır. İnsan onuruna saygı, etnik kimliklere göre değişen bir ilke değildir. Doğru, herkes için doğrudur; yanlış da herkes için yanlıştır.
Bu nedenle Rahmi Koç’un Kürt kadınlarıyla ilgili anlattığı fıkra elbette yanlıştır. Aynı fıkranın içine Kürt yerine Türk, Laz, Çerkez veya Gürcü kadınları yerleştirilseydi de değişen bir şey olmazdı. Çünkü sorun, hedef alınan kimliğin ne olduğu değil; bir insanın ve bir topluluğun aşağılanmasıdır.
Nitekim bu fıkranın ardından birçok Kürt siyasetçi ve Kürt genç tepki gösterdi. Bu tepkiyi anlamak ve haklı bulmak gerekir. İnsanlar kendi kimliklerine ve özellikle kadınlarına yönelik küçümseyici ifadeler karşısında sessiz kalmamalıdır.
Ancak burada önemli bir soru ortaya çıkmaktadır: Aynı duyarlılık neden Abdullah Öcalan’ın Kürt kadınları hakkında kullandığı ifadeler karşısında gösterilmemektedir?
Öcalan’a atfedilen şu sözler yıllardır kamuoyunun bilgisi dâhilindedir: “Kürt kadınlarının çoğunun bedenleri ölü, kokuşmuş, soğuk ve çok kabadır. Fizikleri biraz böyledir, ruhları donuktur. Fikir düzeyi hiç yoktur.”
Yine aynı bağlamda kullanılan: “Bir papağan kadar bile sözcükleri tekrarlayamaz.” şeklindeki ifadeler de Kürt kadınlarını küçümseyen ve aşağılayan sözler olarak değerlendirilmiştir.
Eğer mesele gerçekten Kürt kadınlarının onurunu korumaksa, bu sözlere karşı da aynı kararlılıkla tepki gösterilmesi gerekmez mi?
Rahmi Koç’un anlattığı bir fıkraya haklı olarak öfkelenenlerin, Kürt kadınlarını doğrudan hedef alan bu tür ifadeler karşısında sessiz kalmaları düşündürücüdür. Çünkü ilkeler kişilere göre değişmez. Bir söz, kimin ağzından çıkarsa çıksın değerlendirilmelidir.
Toplumların ahlaki tutarlılığı, dostlarının yanlışlarını da eleştirebilme cesaretiyle ölçülür. Rakibinin yanlışını görmek kolaydır; zor olan, kendi tarafında duranların yanlışlarına da aynı netlikle karşı çıkabilmektir.
Kadın onurunu savunmak istiyorsak bunu seçici davranarak yapamayız. Bir kadını aşağılayan söz Rahmi Koç’tan geldiğinde yanlış olduğu gibi, Abdullah Öcalan’dan geldiğinde de yanlıştır. Aynı şekilde Türk kadınını, Kürt kadınını, Laz kadınını veya Çerkez kadınını aşağılayan her ifade de aynı ölçüde yanlıştır.
İlke, kişiye göre eğilip bükülmeye başladığında adalet ortadan kalkar. Samimiyet ise ancak aynı ölçüyü herkese uygulayabildiğimiz zaman ortaya çıkar.
Sait Çamlıca
Eğitimci Yazar