Kuran’da Atalar dini olarak anlatılan şey, modern literatürde “Entegrizm” olarak tanımlanır. Entegrizm, Roger Garaudy tarafından kaleme alınan kitaplardan birinin ismidir aynı zamanda. Kitabın tanıtım yazısında Entegrizm şöyle tarif ediliyor;
Modern hayatın kendi dinamikleri içerisinde meydana gelen her türlü değişim ve gelişime karşı bir direnç geliştirme durumudur. Dahası siyasi veya dinî bir anlayışı, tarihin bir önceki döneminde sahip olduğu kültür yapısı veya kurumlarıyla özdeş kılmaktır. Bu hâl siyasette de, devlette de, dinde de karşımıza çıkabilir. İster Yahudi ve Hıristiyan kökenli olsun, ister İslam kökenli olsun tüm entegrizmler gelecek için büyük tehlike oluşturur. Entegrizmlerin başarıya ulaşması bütün toplumların kendi içlerine kapanması demektir.
Roger Garaudy Entegrizm kitabında, ister siyasi ister dinî olsun, hakikati temellük etmek ve başkalarının fikirlerine hiç değer vermeyip sırf kendi görüşünü dikte etmek iddiasındaki söylemleri ve hareketleri kritiğe tabi tutuyor. Entegrist tutumun geçmişte ve günümüzde birçok versiyonunda karşımıza çıkan hareketsizlik, uyumsuzluk, geçmişe dönüş özlemi, sıkı gelenekçilik, taassup, içe kapanma, dogmacılık gibi niteliklerine dikkat çekiyor. Bilimsel, Stalinci ve Roma entegrizmlerinin yanı sıra, ortak paydası fıkıhla şeriatın birbirine karıştırılması olan İslami entegrizmleri hatırlatıyor.
Fazlurrahman, tarihte yaşamış mezhep imamlarının fetvalarını, İslam alimlerinin yorumlarını savunurken, o fetvaların güncellenmesi gerektiğini söyleyenleri eleştirenlere çarpıcı bir benzetme ile cevap verir. “Batı karşısında geliştirdiğimiz tuhaf psikolojik kompleks yüzünden, geçmişi sanki Rabbimizi savunuyormuş gibi savunur hâle geldik.”
Alışkanlık Bataklığı
Değişmeyen tutum, davranış olarak tanımlanır alışkanlık. Bir şeyi sık sık yapmaya devam ederseniz, huy ve alışkanlık haline gelir. Felsefi olarak, iç ve dış etkilere bağlı olarak hep aynı biçimde davranmaya denir. Alışkanlık zaman içerisinde atalete, atalete dönüşen alışkanlık bataklığa dönüşür. Ataleti kırmak, alışkanlığı değiştirmek zaman isteyen bir süreçtir. Hızlı değişim sadece acılı süreçler sonrası olur. “Alışkanlık, demirden bir gömlektir” diyen Çin Atasözü, alışkanlığı değiştirmenin zorluğuna vurgu yapar. “Alışkanlık, anahtarı kaybolmuş bir kelepçedir” diyor Amos Parrish.
Durgun Fıkıh Bataklığı
Fıkıh sözlükte; anlamak, kavramak, bilmek, keskin zekâ gibi anlamlara gelmektedir. Kelimenin kökünde yarmak ve açmak anlamı da vardır. Bu da “fıkıh” kelimesinin sıradan bir bilme değil, bilinen şeyin, sanki yarıp içine girmiş gibi özüne nüfuz eden ince ve etraflı bir bilme olduğunu gösterir.
Günlük hayatımızda, dinî amellerimizin nasıl yapılacağını ortaya koyup, bizlere anlatan ilme fıkıh ilmi ya da kısaca fıkıh deniliyor. Namaz ve Oruç gibi temel ibadetler konusunda verilen fetvalar kadar, dini yaşantının her alanı için verilen fetvalar Fıkhın konusudur. Müslümanların dini yaşantısını kolaylaştırmak için alimlerin verdiği fetvalar, çağın değişmesiyle yeniden üzerine düşünülmesi gereken yorumlardır. Geçmişte verilmiş olan fetvalar, yaşadığınız çağda işinizi kolaylaştırmadığı gibi zorlaştırıyorsa, ortada ciddi bir problem var demektir.
Sivrisinekler larvalarını (yumurtalarını) durgun sulara bırakırlar. Durgun su aynı zamanda bataklık ve çamur oluşturur. Çamurlaşan bataklığa bırakılan larvalar vaktinde ilaçlanmazsa sivrisinekler çoğalır. Sivrisineklerin kontrolsüz çoğaldığı bir yerde yaşam çok zorlaşır. Sivrisinekler sizi gündüz rahat bırakmaz gece uyutmaz. Şayet su durgun değil hareketliyse, oraya larvalarını bırakamaz sivrisinekler.
Fıkıh alanı da durgun su gibi değil, gürül gürül akan bir nehir gibi olmalı. Fıkıh durgunlaşırsa, bataklığa dönüşür ve hayatı çekilmez hale getirir. Geçmiş dönem fetvalarını güncellemez, olduğu gibi din kabul ederseniz, gürül gürül akması gereken ırmağı durgunlaştırırsınız. Sonrası bataklık ve sivrisinek istilasıdır.
İslam coğrafyasının hali, bunun en önemli ispatı değil mi? Altmışa yakın ülke, iki milyar civarında Müslüman var dünyada. Ancak dünyanın gidişatında bir rolleri yok. Geçmişin bilgisinin ezberlemeyi ilim sanan alimlerle dolu İslam ülkeleri. Geçmişin fetvalarıyla günümüz problemlerini çözemeyeceklerinin bile farkında değiller. Farkında olanların işine gelmiyor yenilikler. Eskici dükkanından para kazanan insanlar, sürekli yeniyi kötüleyerek iş yapabilirler. Bu kafalar eskici dükkanı işleten insanlara benziyorlar.
Daha İyi mi Biliyorsun?
Bu tartışmanın yapıldığı her ortamda “Sen mezhep imamlarından daha iyi mi biliyorsun?” sorusu sorulur. Bunun sorarak “mezhep imamları yeterince düşünmüş ve bir cevap bulmuşlar. Biz o cevaplar üzerine konuşacak çapta adamlar değiliz” demek istiyorlar. Bana bu şekilde gelen herkese “Mezhep imamları bugün yaşasaydı aynı fetvaları verir miydi?” diye sorarak, onları düşünmeye davet ediyorum. Çağın değişimini, insanın ihtiyaçlarını, değişen soruları, değişmesi gereken cevapları bilecek ve anlatacak alimlere çok ihtiyacımız var.