Kumbara Vurgunları

Genç birkaç sosyoloji öğrencisi yerinde olsam, bir sosyal deney yapardım. Bu sosyal deney ile toplumun hassas duygularının ne kadar kolay sömürülebildiğini ispatlardım. Şöyle bir sosyal deneyden bahsediyorum;

Kendilerinin uyduracağı bir Kuran kursu adıyla başlardım sosyal deney yapmaya. Mesela kendi isimlerinin ilk harfleri veya ilk heceleriyle bir isim uydururdum. Böyle bir sosyal deneyi ben yapmış olsam, kendi ad ve soyadımın ilk hecelerini birleştirerek yapardım bunu. “SaÇam” diye bir isim uydururdum. Bu isim adına bir dernek varmış, bir Kuran kursu veya talebe yurdu varmış gibi logo yaptırırdım. “SaÇam Kuran kursu, SaÇam Talebe yurdu, SaÇam Hafızlık merkezi, SaÇam cami yapma ve yaşatma derneği gibi” isim ve logoların olduğu 100 tane kumbara yaptırırdım. Bu para toplama kumbaralarının üzerine birkaç dini simge, bir ayet ve hadis yazardım. Sonra bunları sosyal deneyin yapıldığı ilçedeki esnafın bir kısmına dağıtırdım.

Böyle bir sosyal deney yaparken, kumbaraları dağıtmak için esnaf dolaşmaya başladıklarında, sakallarını biraz uzatmaları gerekiyor. Üzerlerine sarık ve cübbe de giyerseler daha ikna edici olurlar. Kumbara bırakacakları esnafla konuşurken dini bir dil kullanmak için ön hazırlık yapmaları gerekiyor. Bu 100 adet kumbarayı esnafa dağıttıktan sonra, ortalama 15 günde bir esnafı dolansalar, kumbaralara biriken paralar ne kadar olur?

Böyle bir sosyal deney yapmaya niyetlenecek gençler olursa, mutlaka emniyet veya savcılık ile önceden görüşüp izin alsınlar. Sosyal deneyleri yüzünden sıkıntı yaşamasınlar. Gerçekten birkaç genç böyle bir sosyal deney yapsa, sizce sonucu ne olur? Ben tahmini yazayım buraya. Birkaç ay sonra kumbara sayısını on katına çıkartırlar. Yüksek Lisans yapan gençlerse bunu yapanlar, okulu da bırakırlar. Neden? Çünkü çalışmadan para kazanmanın yolunu bulmuş olurlar. Din tüccarlığı ile para kazanmanın tadını alan hiç kimse, asgari ücret ile bir yerde çalışmak istemez.

Yakalanıp ceza alma ihtimalleri yok mu? Eğer resmi olarak bir vakıfları varsa, yakalansalar bile ceza alma ihtimalleri zayıftır. Yakalanmaları için birilerinin onları şikayet etmesi gerekiyor. Türkiye’de binlerce küçük esnafın kasasının yanında bağış kumbaraları var. Bu kumbaralar vasıtasıyla sürekli para toplanıyor. Bu paralar nereye harcanıyor? Bunu denetlemenin yasal bir alt yapısı var mı?

Kumbara Kavgası Mahkemede

2016 yılında medyaya düşen kumbara yolsuzluğu ile ilgili bir haber vardı. Birkaç hafta gündemde kaldıktan sonra unutuldu. Mahkeme sonuçlandı mı, ceza alan oldu mu bilmiyorum. Kumbara yolsuzluğunun mahkemeye düşmesinin sebebi, toplanan parayı aralarında paylaşamayan kişilerden birisinin müracaatı ile olmuştur. Bazen de birbirlerini kıskanan dernekler şikayetçi oluyor. Birlikte iş yaparken, kendi düzenini kurmak isteyen kişi diğerlerini şikayet ediyor. Artık ne kadar para toplanıyorsa, paraları paylaşırken birbirlerine düşüyorlar. Zaten birbirlerine düşmemiş olsalar, bu işlerin mahkemelik olması çok zordur.

Kumbara yolsuzluğunun mahkemeye düşmesine aracılık yapan bizzat “İsmailağa Derneği” olmuş. Kendi içlerinde kavgalı olan hocalar grubu, birbirlerinin kuyusunu kazıyorlar. Bu hoca diye bilinen insanların hepsi İsmailağa cemaati içerisinde okumuş, kendini hoca sanan, bu işlerle para kazanmanın tadını ve yolunu öğrenmiş kişilerdir. Ağzı biraz laf yapan, sosyal ilişkileri diğerlerinden daha iyi olan öğrenciler, biraz yaşları büyüyünce, maaş karşılığı hocalık yapmak istemiyorlar. Etraflarındaki hocaların rahat ve lüks hayatlarını da bildikleri için “cemaatin enayisi ben miyim?” noktasına çabuk geliyorlar. Bir dernek veya vakıf kurup, birkaç öğrenci toplayınca, para toplamak kolay oluyor. Teknolojiyi de biraz kullanabilen bir ekip kurmuşsalar, kazançlarını daha çabuk katlayabiliyorlar.

Organize suç örgütü oluşturma ve dolandırıcılık yapmaktan yargılanan başka kaç tane dernek var bilmiyorum. Bu işlerin üzerine daha ciddi bir şekilde gidilip takibi yapılsa, birçok dernek, vakıf veya cemaat hakkında soruşturma açılır. Hakkında soruşturma açılan dernek yöneticileri hemen kendilerine başka bir isimle yeni bir dernek daha açıyorlar. Nasıl olsa dernek açmak zor değil. Deşifre olup ismi kirlenen dernek adına para toplayamadık diye hemen vazgeçecek değiller! Böylesi beleş bir para kazanma yönteminden asla vazgeçmezler.

Yargılandıkları mahkemelerde, herhangi bir cemaat veya tarikat ile ilişkilerinin olmadığını söylüyor hepsi. Teknik olarak doğru bir cevap veriyorlar. Çünkü dernekler resmi olarak bir cemaat veya tarikat bağlantılı değildir. Herkes bilir o derneğin hangi cemaate ait olduğunu ama yasal olarak bir bağ görünmediği için ispat edilemez.

Sünnet Vurgunu

2023 yazında bir akrabamın küçük oğlu sünnet edilmişti. Sadece meraktan sünnet fiyatını sormuştum. Aradan birkaç gün geçmişti ki, sosyal medya mecralarında Afrika’da sünnet edilecek çocuklar için para toplama reklamı çıktı karşıma. Gördüğüm rakam karşısında şok olmasam da çok sinirlendim. Milletten para toplamak için her fırsatı değerlendiren bu zihniyetten, daha çok tiksinmeye başladım. Benim akrabamın sünnet için ödediği para miktarının üç katına yakın bir para isteniyordu. İstenilen para miktarı 2000 TL olsa, 1000 kişiden para toplansa 2 Milyon TL para toplanmış olur.

Bu paraları nerede kullanıyor bu insanlar? Bu milletin dini hassasiyetini kullanarak vurgun yapmaktan ne zaman vazgeçecekler? Onlar asla vazgeçmeyecek. Ya millet uyanıp bunlara baş kaldıracak veya devlet bunlara karşı harekete geçecek. Başka türlü asla vazgeçmezler.

Devlet tepelerine çökmediği sürece, vurgun yapmaktan vazgeçen birilerini hiç duydunuz mu?

 

Kaynak: Yasal ile Helal Arasında