“Beş sene öncesine kadar beş vakit namaz kılıyordum” diyen öğretmen, haftada birkaç kez arkadaşlarıyla içmeye gidiyormuş. Namaz kılmayı bıraktığını söylememe gerek yok sanırım. Dini ritüelleri yerine getirmeyi bırakmak ayrı bir konu ama asıl mesele dini inancını da kaybetmiş olmasıdır. Çok sık görüştüğümüz bir öğretmen değildi kendisi. Zamanım olsaydı bu kadar kısa bir sürede böylesi bir inanç boşluğuna nasıl düştüğünü sormak isterdim.
“Beş sene öncesine kadar 5 vakit namaz kılıyordum” diyen başka birisiyle de tanışmıştım 2024 yılında. Bu arkadaş adliyede Hakim olarak görev yapıyor. Yüz yüze hiç görüşmemiş olmamıza rağmen, beni yıllardır tanıdığını söyleyince, uzun uzun muhabbet ettik. Hakim olarak görev yaptığı yerlerde, üst düzey yöneticilerin kendisini nerelere sürdüğünü anlattığında üzülmüştüm. Adil olmak için ödediği bedelden şikayetçi değildi. Dik durmayı seven genç bir hakim vardı karşımda. Kırılma ve kopma noktasını anlatırken, öfkesi ve hayal kırıklığını gözlerinden okuyabiliyordum. Adalet için verdiği mücadelede kendisini desteklemesini beklediği dindar akrabalarının kendisini yalnız bırakmasıyla dehşete düşmüş. Dindar bir insan olması için gayret gösteren yakın akrabaları bile “adliyenin enayisi sen misin?” diye söylenmeye başlayınca, yaşadığı hayal kırıklığı inancını da götürmüş. Haftanın birkaç akşamı içki içen birini dönüşmüş olması ayrı bir konu olmakla beraber, hiçbir dini inancı kalmadığı gibi dine olan öfke ve nefreti çok büyük.
Cübbeliden Sarhoşluğa
Yıllardır cemaat ve tarikat zihniyetine karşı yazılar yazıp paylaşımlar yapıyorum. Bu paylaşımlarıma tepki gösteren birçok insan oluyor. Tanıdığım bazı arkadaşlarımdan da, özelden eleştiri aldığım çok oldu. Sosyal medya aracılığıyla tartışmayı pek sevmediğim için genelde kısa cevaplar veriyorum. 2010 yılından bu yana tanıdığım genç bir esnaf arkadaşım, bana eleştirilerini sürekli özelden yazarak bildirenlerden birisiydi. Birkaç kez cevap verdikten sonra, kendisiyle bu konularda yazışmayı bıraktım. Bana cevap vermek ve yazdıklarımın yanlış olduğunu anlatmak için Cübbeli Ahmet gibi hurafe anlatan tarikatçıların videolarını gönderiyordu. 2019 yılında bana özelden Cübbeli Ahmet veya Kadir Mısıroğlu videoları gönderen genç esnaf, 2024 yılında her akşam evinde içki içen inançsız birine dönüşmüştü. Kendisiyle bu konuları konuşurken “Senin de hiç ortan yokmuş! Ya Cübbeli Ahmet gibi düşünüp hurafeci oluyorsun veya Ateist oluyorsun” demiştim.
Sosyal medya üzerinden yaptığımız eski yazışmaları kendisine gösterdim. 2019 yılında bana Cübbeli Ahmed’in videolarını gönderirken, 2024 yılında ateistlerin hazırladığı videoları göndermeye başlamıştı. Gönderdiği örneklerin çoğu, tarikatların hurafelerini din sanıp, eleştiri videosu çeken ateistlerin hazırladığı videolardı. Hurafeleri din diye anlatanlarla, hurafeleri din sanıp saldıranlar arasında bir geçiş yapmıştı.
Ateist Olan Nurcu
Risale sarhoşluğundan şarap sarhoşluğuna geçiş yapan başka bir delikanlıyı da anlattılar. Risale sarhoşu olduğu dönemlerde bir araya geldiğimizde, benim Said Nursi ve Risaleler aleyhinde yazdıklarıma kızar, Nurculuğu ve Risaleleri savunmakta ısrar ederdi. Birkaç yıl kendisiyle görüşemedik. Ortak bir arkadaşım beni aradığında “Ne yapıyor o Risale sarhoşu?” diye sormuştum. Verdiği cevap beni şaşırtmıştı. 35 yaşına gelmiş, 15 yıl boyunca Risale okumuş ve risale sohbetlerine katılmış birinden bahsediyorum. Bu risale sarhoşu, her akşam evinde içki içerek sarhoş olan birine dönüşmüş. Ortak arkadaşımızın anlattıklarına öyle şaşırmıştım ki, sosyal medya hesaplarına baktım o eski Risale sarhoşunun. Sadece içki içmeye başlayarak sarhoş olmamış, aynı zamanda Allah inancını da kaybetmiş birine dönüşmüş. Bu dönüşümü yaşayan birçok insan, yakın çevresi dışında kimseyle bunu paylaşmaz. Ancak o arkadaş sosyal medya hesaplarında bile yeni düşünce dünyasını paylaşıp savunuyor.
Sadece Gençler mi Deist Oluyor?
Gençlik ve inanç krizi konularına ilgi duyan herkes, gençlerin deist veya ateist olmaya başlamasından şikayet ediyor. Bu inanç krizi sadece 25 yaş altı gençlerde mi var sanıyorsunuz? Bu yazıda örneklerini verdiğim insanların, en genç olanı 35 yaşında. Hepsinin ortak özelliği dindar aile ve çevrede yetişmiş olmalarıdır. Bazıları yıllarca beş vakit namaz kılmış insanlar.
Yıllarca Başörtüsü özgürlüğü mücadelesi vermiş, miting ve eylemlere katılmış, ilahiyat eğitimi aldıktan sonra öğretmenliğe başlamış bayanların hikayeleri, benim anlattığım örneklerden daha az değil. Başörtüsü mücadelesi vermiş dindar bir bayanın başörtüsünden vazgeçme noktasına gelmesinin sebepleri üzerine kimse düşünmeyecek mi? 28 Şubat’ın ikna odalarında başörtülerini çıkartmamış insanlardan bahsediyorum. Bu insanları kim ikna ediyor?
Tek suçlu, hurafe anlatan cahil hoca sürüsü değil elbette. Çeyrek asra yakın bir süredir dindarların iktidar olduğu bir Türkiye’de, ekonomik krizden daha çok inanç krizi yaşanıyor. Ekonomik sıkıntılar yaşayan, güvenerek oy verdiği insanların yolsuzluklar karşısında suskun kaldığını gören, adaletsizliklere şahit olan insanların yaşadığı bir inanç krizi ve savrulmadır bu. Sonu nereye varır bilmiyorum.
Tarikatların akılsızlığından ateistlerin akılsızlığına, tarikatların tutarsızlığından ateizmin tutarsızlığına geçiş yapıyorlar. “Cübbeli Ahmet gibi konuşuyorum ama Celal Şengör gibi inanıyorum” diyeni bile duymuştum.
Bu gidiş nereye?