Sosyal Zekâ ve Başarı

Küçük bir kasabaya seminer vermek için götürdüler beni. Salona girdiğimde baktım ki tüm öğrenciler içeride. İlkokul birinci sınıftan, orta sona kadar tüm öğrencileri salona toplamış okul müdürü. İlkokul öğrencilerine seminer yapmanın zor olduğunu, palyaço gösterileriyle süslenmiş tiyatro tarzı eğitimler dışında, ilkokul öğrencilerine hitap etmenin sıkıntılarını anlattım. Okul müdürü çocukların meraklı olduğunu, okullarına ilk defa bir yazarın geldiğini ve dinlemek istediklerini söyleyerek benim hepsine konuşma yapmamı istedi.

Sahneye çıkıp yirmi dakika civarında bir konuşma yaptım. Küçük öğrencilerin dikkatini çekebilmek için soru-cevap yapmaya karar verdim. “Sorusu olan var mı?” diye sorduğumda şöyle bir manzara ile karşılaştım. Salonun en küçükleri, en çok el kaldıran ve soru soran kitlesi iken, salonun büyüklerinin çoğu el kaldırmadığı gibi, soru da sormadılar. Birinci sınıf öğrencilerinin çoğu soru sormak isterken, sekizinci sınıf öğrencileri neredeyse hiç soru sormadılar.

Bu sahne bana şunu öğretti. Anne-baba ve biz öğretmenler, çocukları eğitirken daha çok içe kapanık hale getiriyoruz. Öğrenciler büyüdükçe daha çok içlerine kapanıyorlar. Soru sorma ve sorgulama kültürlerini baltaladığımızı fark ettim. “Merak ilmin hocasıdır.” der büyüklerimiz. Çocukların merak duygusunu kaybetmesi, soru sorma cesaretlerinin olmaması, biz büyüklerin hatasıdır.

Sosyal Medya Çağında Asosyal Nesil! 

Sosyal medya çağında yaşayan insanlarız. Bilinen insanlık tarihinde böyle bir dönem hiç olmadığı için, yaşadığımız dönemin soruları da sorunları da yeni sorular ve yeni sorunlardır. Sorun yeni ise çözüm de yenilenmek zorundadır.

Sosyal medya başında çok rahat olan, her türlü konuda fikrini rahatça söyleyebilen gençler, aynı rahatlığa gerçek hayatta sahip değiller. İnternetin başında rahat, okulda çekingen bir nesil yetişiyor. Sanal dünyada sosyal, gerçek hayatta asosyal bir nesil var karşımızda.

Aklında bir soru var ama sormaya cesaret edemiyor.

Size katılmadığı bir fikri var ama itiraz edemiyor.

Sizin anlattıklarınıza katkı sağlayacak, eleştiriler yapacak, ama çekiniyor.

Sosyal Zekâ Neden Önemli?

Zihinsel Zekâ (IQ) veya Duygusal Zekâ kavramlarını çok kullanıyoruz. Ancak Sosyal Zekâ kavramı çok bilinen ve kullanılan bir kavram değil. Sosyal zekanın önemini anlatırken en çok kullandığım örnek şudur: Diyelim ki çok güzel bir sesiniz var. Sadece okulunuzun değil, yaşadığınız şehrin en güzel sesine sahipsiniz. Ancak milletin karşısına geçip, elinize mikrofon alarak türkü söylemeye cesaretiniz yoksa, ömrünüzün sonuna kadar, banyoda kendi kendinize türkü söylersiniz. Hiç kimse sizi ve sesinizi fark etmez.

Mesele sadece sesin güzel olması değil. Söyleyecek sözünüz vardır ancak cesaret edemediğiniz için söyleyemiyorsanız, fikirlerinizi de topluma anlatamazsınız. Okul hayatı geçici ve kısa, hayat okulu kalıcı ve uzundur. İş hayatına başlayan, okulun en başarılı ve en iyi üniversitesinden mezun bir genci düşünün. Mezun olduğun okulun adı ve okul başarısı sayesinde Türkiye’nin en köklü firmalarından birisinde işe başladı. Katıldığı iş toplantısında otuz yıllık Genel Müdür, yirmi yıllık müdür, on yıldır yönetimde olan insanlar var. Herkes fikrini söylüyor. Siz içlerinde en yeni ve en genç olanısınız. Hepsinden daha farklı, daha orijinal, daha faydalı fikirleriniz var. Ancak sosyal zekânız (cesaretiniz) olmadığı için ayağa kalkıp fikirlerinizi söyleyemiyorsanız, kimse sizi keşfedemez.

Sosyal Zekâ Nasıl Geliştirilir?

Son yıllarda gençlerle yaptığım programların sonunda, birkaç öğrenciyi sahneye çıkartarak bunu anlatıyorum. Sosyal zekanın hayat okulunda ne kadar önemli olduğunu, kendilerini ne kadar iyi yetiştirirse yetiştirsinler, sosyal zekâları zayıf olursa kendilerini ifade edemeyeceklerini anlatmaya çalışıyorum. Çok şey bilmek başka, bildiklerini anlatabilmek başka bir şeydir. Bilmek için okumak ve araştırmak yeterlidir. Ancak anlatabilmek için sosyal zekayı geliştirmek gerekir.

Sosyal zekâ doğuştan gelen bir yetenek değildir. Bazı insanlar biraz rahat olsalar bile, kendini bu konuda yetiştirmeye niyetlenen herkes mesafe alabilir. Öğrencilere sosyal zekalarını geliştirmek için tavsiye ettiğim bazı yöntemler var.

Öğrencilik hayatınız boyunca, okulda öğretmenleriniz tiyatro programı düzenlerse, tiyatroda görev alın. Tiyatro gibi kitleler karşısında sergilenen oyunlar sosyal zekayı geliştirir. Şiir okuma yarışmaları da çok faydalı olur. Herhangi bir programda sunuculuk yapmanız istendiğinde, rezil olmayı göze alarak bunu kabul edin. Rezil olmadan sosyal zekanızı geliştirmeniz zordur.

İyi bir hatip olmak için hitabet kurallarını öğrenmek önemlidir fakat yeterli değildir. Sahneye çıkmak ve konuşma yapmak zorundasınız. Evinizde internetin başında rahat bir insan olmak size bir şey kazandırmaz. İnsanların gözlerinin içine bakarak onlara konuşma yapmak ile sosyal medya hesabında fikrinizi yazmak arasındaki farkı, sahneye çıkmadan anlayamazsınız.

Sosyal zekânızı geliştirin.

 

Sait Çamlıca

Eğitimci-Yazar

Kaynak Kitap

Gençlik Hazinesi

Online Sipariş:
Bu yazının alıntılandığı kitabı aşağıdaki sitelerden satın alabilirsiniz.