Sosyal Medya Linçi ve Hukuk

Sosyal medya linçi, birçok kavram gibi hayatımıza yeni girdi. Linç etme veya edilme kavramı çok eskidir. İnsanlık tarihinde ilk defa klâvye başında ve cep telefonlarıyla bir insanı linç edebilme veya bir şirketi iflas ettirme noktasına getirebiliyorsunuz. Medyaya konu olmuş iki örneği anlatayım.

2017 yılı aralık ayında sosyal medya hesaplarıyla başlayıp birçok haber sitesinde yayımlanan bir video oldu. İstanbul Ümraniye’de bir pastanenin gece çekilmiş videosuydu bu. Görüntüde reklam amaçlı pastane camına dizilmiş olan kuru pastaların üzerinde gezinen bir fare var. Bu videoyu çeken kişi Twitter üzerinden paylaşım yaparken, Ümraniye Belediyesi yetkililerini de etiketleyerek paylaşım yaptı. Hemen ertesi gün sabah Belediye Zabıta ekipleri pastaneyi mühürlediler. Otuz yıllık bir esnaf, bir tane sosyal medya paylaşımı ile iflas etti. Sosyal medya diye bir şey olmasa, o akşam o pastanenin önünden geçen birkaç kişi görecekti sadece fareyi. O gören insanlar belki belediyeye şikâyet dilekçesi verecek ve işletme sahibi küçük bir ceza veya uyarı ile olayı atlatacaktı.

İş yerini temiz tutmayan, böcek ve farelerle dolu bir ortamda gıda üretimi yapan kişi ve kurumların cezalandırılması elbette güzel bir olaydır. Gelelim asıl konumuza. Fareli video yüzünden dükkânını kapatmak zorunda kalan esnafı tanıyan arkadaşlardan öğrendiğime göre, normalde temiz bir esnafmış o kişi. İş yerinin arkasındaki inşaat çalışmasından dolayı kırılan borular ve yıkılan bazı duvarlar yüzünden öyle bir olay yaşanmış. Daha önemlisi, o video çeken kişi esnaftan video karşılığında rüşvet istemiş. “Ya bana şu miktarda para verirsin veya bu videoyu internette paylaşırım” diye tehdit etmiş esnafı. Sosyal medyanın etkisini bilmeyen esnaf, videoyu çeken kişiye rest çekince, otuz yıllık birikim ve itibarını kaybetmiş. Öyle bir parayı ödemiş olsa yine hata yapmış olurdu.

Benzer bir olay 2019 yılı temmuz ayında yaşandı. Trafikte tartıştığı kişinin üstüne yürüyen ve arabanın aynasını kırdıktan sonra arabanın üzerinde tepinen bir adam videosu yayımlandı önce. Videoyu arabasının içinden çeken kişi sürekli eşinin hamile olduğunu söylüyordu. “Trafik magandası” başlığı ile önce sosyal medya hesaplarında sonra haber siteleri ve ana haber bültenlerinde video defalarca yayımlandı.

Bu kişinin ünlü bir baklava markasının sahibi olduğu hemen tespit edilip şirket isimleriyle beraber yayımlandı haber sitelerinde. Emniyet hemen harekete geçip o şahsı önce gözaltına alıp sonra tutukladı. Bu haberleri takip eden herkes “oh oldu magandaya” dedi. Konu henüz medyada tartışılırken sosyal mühendislik alanında eğitimler veren Bilgi Güvenliği Uzmanı Faruk Yakaryılmaz Bey, olayın bambaşka bir boyutuna dikkatimi çekti. Bu video sosyal medyaya düşmeseydi, bu adam tutuklanır mıydı? İşyerinin kaç yıllık bir işletme olduğunu ve yanında kaç kişinin çalıştığını bilmiyorum ama diyelim ki yirmi yıllık bir işletme ve elli kişi çalışıyor yanında. Trafik magandalığı yaptı diye cezaevine girmesi, iflas etmesi ve elli kişinin işsiz kalması doğru mu? Daha önemlisi, tutuklama talebiyle mahkemeye sevk eden savcı ve tutuklama kararı veren hâkim bu karalarını hukuka göre mi verdi, sosyal medya baskısının etkisinde mi kaldı?

Asıl tehlikeye dikkatinizi çekebilmek için farazi örnekler vereyim. Diyelim ki sizin gıda üzerine bir işletmeniz var. Size rakip olan bir firma bir şekilde işyerinize bir fare bıraktırıp gizlice videosunu çekse, bunu sosyal medya hesaplarından paylaşıp iflas etmenize sebep olsa ne hissedersiniz? Sizi sosyal medya üzerinden linç ettirmek isteyen kişi, sizi özellikle kızdıracak ve damarınıza basacak bir konu ile sıkıştırıp söylediklerinizi videoya alıp paylaşsa, bunun yüzünden tutuklanıp iflas etseniz ne yapabilirsiniz?

 

Sait Çamlıca

Eğitimci-Yazar

Kaynak Kitap

Teknoloji Kuşatmasında Geleceğimiz

Online Sipariş:
Bu yazının alıntılandığı kitabı aşağıdaki sitelerden satın alabilirsiniz.