Aile içi ilişkilerde, en sarsıcı olanı ihanet olsa gerek. İhanet eden ister erkek olsun ister bayan, aileye en büyük yarayı vurmuş olur. Güven sarsılması, ailede deprem etkisi yapar. Bu depremin altında bütün aile kalır. Bir eşin ihanetine engel olmak için alınabilecek tedbirler benim konum değil. Ancak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, “Allah’a vereceği hesaptan korkmayanlar, eşlerine verecekleri hesabı düşün-mezler.

Kocasını kıskanan bir kadının, her gün eşinin cep telefonunu kontrol etmesi, ihanet etmeye niyeti olan bir erkeği caydırır mı? Sosyal paylaşım sitelerinde eşinin şifrelerini alarak, ihanetten kendini korumaya çalışmak, böyle bir deprem yaşanmasına engel olur mu? Değil evliler, sevgili olanlar bile, sevdiklerinin tüm şifrelerini elinde bulundurarak kendilerine bağlamaya çalışıyorlar! Hiçbir kadın, eşini, gece gündüz takip ederek, kendisine ihanet edilmesine engel olamaz. Aynı şeyin tam tersi de geçerlidir. Hiçbir erkek, eşi

Allah’tan korkmuyorsa, eşini takip ederek ihanete engel olamaz.

Aile içi ihanetin nasıl engelleneceğinden veya kadın yada erkek üzerindeki etkisinden bahsetmeyeceğim. Aile içi ihanetin, çocuklar üzerindeki etkisinden bahsetmek istiyorum.

Bir çocuğu veya genci düşünün. Onlar için dünyanın en güvenilir insanları anne ve babalarıdır. Annesine güvenini kaybeden bir erkek çocuğu, evlendiği eşine güvenmekte zorlanacaktır. Babasına güvenini kaybeden bir kız çocuğu evlenince hem kendisi için hem de eşi için hayatı çekilmez hale getirecektir.

Lise son sınıfa giden bir kız öğrencimin, babasına olan güvenini kaybetme sürecine şahit olmuştum. Babasından bahsederken gözlerinin içi parlayan kız öğrencim, babasının cep telefonunda bir bayanla mesajlarını görünce, büyük bir şok yaşıyor. Yanıma geldiğinde bu olayı bana anlatmakta çok zorlandı. Babasından bahsederken nefretle boşluğa bakıp, “Bunu annem gibi bir kadına nasıl yapar?” diyordu sürekli. Olayı annesine anlatmaya da cesaret edemediği için gece gündüz içinde babasına karşı öfkesi büyüyor. Babasının evde annesine sergilediği yapmacık sevgi gösterileri, babasından daha çok nefret etmesine sebep oluyordu.

“Bu kadar ikiyüzlü bir adam işte benim babam!” diyordu.

Bir erkek öğrencim, annesini ağlatan babasını öldürme planları yaptığını anlatmıştı. “Annemin hıçkırıklarını, Allah’a sığınma dualarını duydukça, çocukluğumun en büyük adamı olan babam, gözümde küçüldükçe küçüldü” demişti. “Annem Allah’tan korktuğu ve bize sıkıntı yaşatmak istemediği için hep gözyaşlarını içine akıtarak sustu. Ben Allah’tan korkmasam, annemin frenlemeleri olmasa, hem babamı hem de birlikte olduğu diğer kadını çoktan öldürmüş olurdum” diyerek yaşadığı süreci anlattı bana.

Aile içi ihanetin çocuklar üzerindeki etkisiyle ilgili söylenecek çok söz var aslında. Ancak benim arşivimdeki en çarpıcı örneği, bir konferans dönüşünde eski bir öğrencim anlatmıştı.

Çanakkale’den dönüyordum. Araba vapurunda hava almak ve denizi seyretmek için balkon kısmına çıktım. Yolculuklarım sırasında duymayı en çok sevdiğim sözü duydum. “Hocam nasılsınız?” diye bana elini uzatan öğrencimin adını hatırlamasam da, kendisini tanımıştım.

Ayak üstü muhabbet ettik yol boyunca. O muhabbet esnasında, “Aile” merkezli en büyük hayat dersini dinledim.

Üniversite okumanın artıları ve eksilerini uzun uzun konuştuktan sonra, bana sınıflarında okuyan, daha 18 yaşını yeni doldurmuş bir kız öğrenciden bahsetti. Sınıfın güzel kızlarından birisi olan arkadaşı, erkeklerle gezmek, erkeklerle birlikte olmaktan başka hiçbir şeyle ilgilenmiyormuş. Üniversiteye ailesinden uzaklaşıp hayatını yaşamak için gelen biri gibi yaşıyormuş. İkinci sınıfta olmasına rağmen, üniversite’de adı çıkmış bu kızın. Öğrencim bu kızla yaptığı bir konuşmasını anlattı bana. O’nun ağzından dinleyelim…

“Kantinde kalabalık bir arkadaş grubuyla oturuyorduk. Diğer arkadaşların işi çıkınca yavaş yavaş dağıldılar. Ben o kızla baş başa kalmıştım. Biraz da morali bozuktu. Bir sıkıntısı olup olmadığını sordum. Önce pek açılmak istemedi. Biraz muhabbet ettikten sonra açılmaya başladı. Yaşadığı hayattan, üniversiteye girdikten sonra yaptıklarından duyduğu vicdan azabından bahsetti. Ben hayatından memnun olduğunu sandığımdan, şaşırmıştım.

Ailesinin muhafazakar bir aile olduğunu biliyordum. Niye böyle bir hayat yaşamayı tercih ettiğini merak ediyordum. Arkadaş çevresinden mi etkilenmişti? Merakımı gidermek için bunu kendisine sorduğumda aldığım cevaba çok şaşırdım. “Babam kırk yaşını geçtiği halde, anneme ihanet edip keyfine göre yaşarken utanmıyor da, ben mi utanacağım!” dedi.

Ne demek istediğini anlamaya çalışıyordum. “Nasıl yani?” diye sordum. “Babam, hovardalıkları yüzünden annemi defalarca ağlattı. Babam arkadaşlarına namus ve ahlaktan bahsederken ben sinirlenirdim. Sanki kendisi çok ahlaklıymış gibi konuşmayı çok severdi.”

İhanet evdeki eşe değil, çocuklara da yapılıyor aslında. En acı sonucu, “Çocuklardaki ahlâk ve namus algısının kirlenmesi” olsa gerek. Hanımına ihanet eden erkek, sadece eşine değil aynı zamanda kızının namus algısına ihanet etmiş olur.

Anlık zevkleri peşinde koşanlar, bu gerçeği bir kez daha düşünmeli.

Bir Cevap Yazın