Dikkat Eksikliği İçin İlaç Şart mı?

Çocukları, zamanı ve zamanın çocuklar üzerindeki etkisini doğru okumadan ne sorunları görebiliriz ne de çözümleri bulabiliriz. Toplumsal ve bireysel sorunlara bakarken, bu gözle bakmadığımız sürece sorunlarımızdan kurtulamayız.

Hiperaktif, dikkat eksikliği, sakinleştirici ilaçlar gibi, her problemini ilaç kullanarak çözmeye çalışan insanlara engel olmak gibi bir niyetim yok. “İlaç kullanmadan bu çocuklar iyileşemez” diyen doktorlarda, istedikleri kadar ilaç yazsınlar. Benim hiçbirine engel olmaya gücüm yetmez.

Sanal Dünyadan Sınıfa

Değişen zamanı ve bu değişimin çocuklar üzerindeki etkisini okumaya / anlamaya çalışıyorum. Bugünün çocukları teknoloji havuzunda büyümüş bir nesildir. Televizyon, bilgisayar, cep telefonu gibi elektronik eşyalara bakarak gelişmiş bir zihin yapıları var. Baktıkları ve gördükleri hareketli dünya ile zihinleri hıza alışan çocuklar, sınıf ortamında tahtaya ve öğretmene bakarken çabuk sıkılıyorlar.

Televizyona bakarken gördükleri renkli, cafcaflı, hareketli, süslü ve çok hızlı dünyaya alışan zihinleri, sınıfta ders dinlerken veya evde ders çalışırken hemen sıkılmaya başlıyor. Çünkü gözlerinden zihinlerine gönderilen veriler, alıştıklarının tersine renksiz, hareketsiz hâle dönüşüyor. Buna ayak uydurmak, yetişkinler için bile kolay olmuyor.

Saatlerce sıkılmadan bilgisayar başında oyun oynayan bir çocuk, yarım saat ders çalışmaya dayanamıyor. Sıkıntıdan patladığını söylüyor anne babasına.

Evladına yardım etmek isteyen anne, çocuğunu doktora götürüyor. “Çocuğunuzda dikkat eksikliği var!” diyen bazı doktorlar, hemen ilaç yazıyor.

İşte benim itirazlarım da bu noktada başlıyor. Çocukların önemli bir kısmının derse yoğunlaşma / konsantre olma problemleri olduğu, ders çalışırken çabuk sıkıldığı doğrudur. Ancak bunun tek çözümü ‘hap’ kullanmak değildir.

İlaç Tek Çözüm mü?

Yetişkin bir insanın yoğunlaşma sınırı 20 dakikadır. Yani, aynı işi, aynı ortamda, sıkılmadan, 20 dakika yapabiliyor yetişkinler bile. Gençlerin ve yaşlıların yoğunlaşma eşiği daha düşük. Özellikle ilkokul öğrencileri için bu eşik, çok daha düşüktür. Sınıf Öğretmenliği eğitimi alan herkes “İlkokul öğrencisinin konsantrasyon / yoğunlaşma sınırı, 3 ile 6 dakika arasındadır. Ancak çok iyi bir öğretmen 6 dakika ve daha fazla çocukların dikkatini derse toplayabiliyor” bilgisini alarak mezun oluyor.

Normal şartlarda bile, yaşları gereği, zihinsel yoğunlaşma sorunu yaşayan çocukların, böylesi bir teknoloji çağında yoğunlaşma problemi yaşamaları çok normal değil mi?

İlaçsız Çözüm Önerileri

Birkaç çözüm önerisi yazacağım. Ancak herkes kendi sorumlu olduğu ev veya okulda kendi şartlarına göre onlarca farklı çözüm yolu bulabilir. Anne babalara “dikkat eksikliği” konusunu, çözümleriyle beraber anlatan kitaplar okumalarını, dikkati yoğunlaştırma egzersizleri gibi yöntemleri uygulamalarını tavsiye ederim.

Her şeyden önce evinizde bir “eğitim saati” uygulaması yapın. “Ders çalışma saati” demiyorum. “Eğitim saati” diyorum özellikle. Çünkü anne baba televizyon izlerken, çocuğun ders çalışmaya yoğunlaşması / konsantre olması zordur. Bu konuyu hem kitaplarımda hem yazılarımda defalarca işlediğim için, ayrıntısına girmeyeceğim.

Yoğunlaşma ve dikkat problemi olan çocuklar, evde ders çalışırken bir oturuşta 1 saat değil, 3 oturuşta bir saat çalışmalı. Yani parça parça, dilim dilim ders çalışmalı. “15 dakika ders, 10 dakika mola” kuralına göre çalıştırmak daha doğru bir yöntemdir.

Teknoloji başında oturmaya alışan çocuklar için, imkânı olan ailelerin bilgisayar başında ders çalışma, ders dinleme imkânı sağlayabilirler. Derslerini tekrar edebileceği eğlenceli anlatım videoları izletilebilir çocuklara. Konu tekrarları veya pekiştirmeler yapabileceği web sitelerine üye olarak çocukların orada çalışmasını sağlayabilirler.

Sınıfta derse yoğunlaşma / konsantre olma konusu, anne babadan daha çok, öğretmenin halletmesi gereken bir problemdir. “Akıllı Tahta, Tablet ve Eğitim” başlıklı bir köşe yazımı bu konuya ayırmıştım. Aynı cümleleri tekrar etme niyetinde değilim. Ancak öğretmenler şu gerçeği anlamak zorundalar. Teknolojinin eğitimdeki yerini, gençlerin eğitimindeki önemini anlamayan öğretmen, zamanı ve gençleri okuyamamış demektir.

Çaresiz Çağdaşlık!

İngiltere’de bazı okullarda, derse başlamadan önce hap içiriyorlar çocuklara. Bu haberi duyan, okuyan bizimkiler “Çağdaş Avrupa böyle çözmüşse bu sorunu, bizde öyle yapalım” diyebilir. Ancak ben biliyorum ki, Avrupa bunu çağdaşlığından yapmıyor, çaresizliğinden yapıyor. Çocuklarınızı ilaçlara alıştırmayın. İlaçlara alışan çocuklar, ilaçsız ayakta duramayacak hale gelir zamanla.

 

Sait Çamlıca

Eğitimci-Yazar

Kaynak Kitap

Teknoloji Kuşatmasında Geleceğimiz

Online Sipariş:
Bu yazının alıntılandığı kitabı aşağıdaki sitelerden satın alabilirsiniz.