Mahsa Amini ve Türkiye

İran İslam Cumhuriyeti’nin zorunlu tuttuğu başörtü kuralını ihlal ettiği gerekçesiyle gözaltına alınan 22 yaşındaki Mahsa Amini, 16 Eylül 2022’de gözaltındayken ölmüştü. Ölüm haberi üzerine İran’da aylarca süren protestolar yapılmıştı. Ahlak polisi tarafından gözaltına alınan Mahsa Amini’nin yediği dayaklar yüzünden öldüğü gerekçesiyle protestolar yapılırken, devlet yetkilileri dayak olayını inkar ettiler. Olayın aslının ne olduğunu bilmiyoruz.

Bu protestolar esnasında İran tarihinde bir ilk yaşanmıştı. Gençler, sokak ortasında mollaların sarıklarını kafalarından düşürüyor, bu anın videosunu çekip sosyal medya mecralarında paylaşıyorlar. Onlarca video paylaşıldı o günlerde. Hatta bazı mollalar sarıklarını ellerine alıp o şekilde sokaklarda dolaşmaya başlamıştı korkudan.

İran’ın İslam Cumhuriyetine dönüş hikâyesi benim konum değil. Ancak ‘ahlak’ gibi öznel bir durumun, polis zoruyla bir topluma dayatılmasının sonuçlarını görmek açısından önemli bir olaydı benim için. İran devrimi 1979 yılında gerçekleşti. İslam Cumhuriyeti ilan edildi. 2022 yılına kadar, aradan tam 43 yıl geçtiği halde, polis zoruyla dayatılan yaşam biçimi toplumda karşılık bulamamış. Daha ilginç olanı, bu baskılar toplumun bir kesiminde, özellikle gençlerde, bir nefret oluşturmuş. Mollalarla alay eden, sarıklarını düşürüp videoları sosyal medyada paylaşan gençler, İran devriminden sonra doğmuş olanların doğurduğu ve büyüttüğü çocuklardır. Yani devrimin ilk günleri, ayları veya yıllarında yaşanmış olaylar değil bunlar. Tekrar yazıyorum; İran devriminden sonra doğanların doğurduğu çocuklar. Bu çocuklar devrimin simgesi olan mollalarla alay ediyor, sarıklarını başlarından düşürmekten keyif alıyorlar. Dayatma ya münafık yetiştirir veya ters teper. Bu gerçek, tüm ideolojiler ve inançlar için geçerlidir.

Ya Türkiye?

Son yıllarda sokakta, otobüste veya metrolarda çarşaflı, başörtülü, sarıklı insanlara saldırı veya hakaret videoları sosyal medyaya düşüyor. Bu olayları salt ‘İslam düşmanları kudurdu’ diye okuyup yorumlamak, sosyal medyada takipçi kasmak isteyenlerin yapacağı bir sığlıktır.

Kişisel olarak böyle bir olaya denk gelsem, bende en ağır tepkimi gösteririm. Başörtülü, çarşaflı veya sarıklı cübbeli bir insana, sadece kıyafetleri yüzünden hakaret etmek yobazlıktır. Çarşaf giymenin veya sarık takmanın dinin bir emri olmadığını biliyorum. Ancak o kıyafeti tercih eden insana saygı gösterilmeli. O tür bir kıyafeti giymeyi dayatmak ile o tür bir kıyafeti çıkartmayı dayatmak arasında bir fark yoktur. Kendiniz gibi düşünmeyen ve yaşamayan insanlara saygısızlık yapmak, anlık öfke veya cehaletle açıklanacak bir eylem değildir. Bu tür eylemler yapan insanların bir kısmı İslam düşmanı yobazlar arasından çıkıyor. Ancak hepsi gerçekten İslam düşmanı mı?

Adil Olmayan Dindar

Sokaklarda, dindar insan olduğunu belli eden kıyafetlerle dolaşan insanlara tepki gösteren kişilerin sayısının aratmasının sebebi ne? Bunların bir kısmı İslam düşmanı olabilir. Ancak, emniyette verdikleri ifadelerden anlaşıldığı kadarıyla, birçoğu aslında ateist veya İslam düşmanı değil. Birikmiş olan öfkelerinin patladığını anlıyorsunuz verdikleri ifadelerinden. Peki, bu öfkenin sebebi ne?

Bir insanın adalet duygusu zedelenirse, o duygusunu zedeleyen herkese mesafe koyar. Bu bir bireyse o bireye, inançsa o inanca mesafe koyar bazı insanlar. Adaletsizlikler arttıkça o mesafe; kızgınlık ve öfkeye dönüşür. Muhafazakâr bir partinin dindar yöneticilerinin uzun süreli iktidarında yapılan hatalar, dindar olduğunu belli eden kıyafetlerle dolaşan insanlara olan öfkenin artmasının sebeplerinden birisidir. Adaletsizliğe olan öfke, adaletsizliğin müsebbibi olan ideolojinin veya inanç siteminin temsilcisi görünenlere gösteriliyor. Torpil, rüşvet, kadrolaşma, adaletsizlik gibi herkesi rahatsız eden olayların sürekli tekrar edilmesi, haksızlıkların giderilmesi için adım atılmaması bu öfkeyi sürekli artırıyor. Haksızlığa uğrama duygusu, insanı dayak yemekten daha çok yaralar. Filozof Epiktetos: “Seni üzen veya kıran şey sana vurulması değil, sana haksızlık edilmesidir” diyor.

İran’da Mahsa Amini’nin ölümünden sonra yaşanan olaylar, birikmiş bir adaletsizlik duygusunun patlama fitilinin ateşlenmesidir. Aynı şekilde Türkiye’de yaşanan kıyafet tartışması da biriken öfkenin patlamaya başladığının göstergelerinden birisidir.  İran olaylarının yaşandığı günlerde benzer eylemlerin Türkiye’de de yaşanabileceğini düşünmüştüm. Sokak ortasında insanların sarıklarını başlarından düşürüp, o anın videosunu sosyal medya hesabında paylaşan belki olmadı ama otobüs veya metrolarda tartışmalar çoğaldı.

Atatürk ve Kuran

Bir lise öğrencisinin Kuran mushafına tekme atma videosu sosyal medyaya düşünce, birkaç gün süren tartışmalar oldu. Lise öğrencisi gözaltına alındı, yasal işlem yapıldı. Birkaç ay sonra başka bir lise öğrencisinin Mustafa Kemal Atatürk’ün resmini cinsel organı bölgesine sürerken güldüğü bir video sosyal medyaya düştü. Kuran mushafına tekme atan gence dindar kesim, Atatürk resmini cinsel bölgesine süren gence seküler kesim tepki gösterdi. Başka bir olay daha yaşandı o günlerde. Başka bir genç ‘AtatürkEkber’ diyerek girdiğini söylediği camide içki içme fotoğrafı paylaştı. Gündem olan başka videoda, bir güvenlik görevlisi ‘AtatürkEkber’ diyerek namaz kılma videosu paylaşmıştı. Tüm bu olaylar 2023 yılı içerisinde gerçekleşti. Hepsiyle ilgili yasal süreç işletildi.

Bu olaylar, inanç ve değerleri kullanarak toplumu germek isteyenlere yeterince malzeme verdiği gibi, her iki kesimin yobazlarının sesinin daha çok çıktığını da görmemize sebep oldu. Yobaz olan seküler kesim ile yobaz olan dindar kesim arasında bir farkın olmadığını yeniden görmüş olduk. Mustafa Kemal Atatürk’ün resmine terbiyesizlik yapanlarla, “AtatürkEkber” diyerek camide içki içenler aynı edepsizliğin ürünüdür. Her ikisine de aynı tepkiyi göstermeyenler de edepsiz ve yobazdır.

Sosyal Medya’dan Sokaklara

2013 yılında yaşanan gezi olayları, sosyal medyayı kullanarak sokakların nasıl karıştırılabileceğini hepimize yeniden gösterdi. Bu olayları bahane ederek sokakları karıştırmak isteyen, tarikat kafalıların yönetiminde sosyal medya fenomenleri olduğunu biliyorum. Hatta bu tür olayları, seküler kesime olan mesafeyi, kin ve nefrete dönüştürme fırsatı olarak kullanıyorlar. Farklı yaşam tarzlarına tahammül edemeyen her iki kesimin yobazları, sokakları karıştırmak için ellerinden geleni yapıyorlar ve yapmaya devam edecekler.

Bir öfke ne kadar çok birikirse, patlama şiddeti o kadar sert olur. Umarım yetkililer tedbir almakta gecikmezler.

 

Sait Çamlıca

Eğitimci – Yazar

  1. İranda’ki olayların Emperyalistlerin ve Siyonistlerin projesi olduğunu biliyor olmanız gerekir.
    Toplumun tümünün İslam’i yaşamı benimsemesi mümkün değil.Mühim olan Kur’an’ın emri… Allah,Kur’an’ın hükümleriyle hükmedilmesini emreder.

    Bu yaşanan komplolar İslam devletinin kusuru sayılamaz.
    Peygamberler zamanında da ateistler,münafıklar,
    isyankârlar vardı. Peygamberlere de nice zulümler,hakaretler yapıldı.İnsanın olduğu her yerde Şeytan’da olmuştur.
    Kıyamet gününe kadar da olacaktır…

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir