Yusuf Kaplan öncülüğünde Medeniyet Tasavvuru Okulu (MTO) projesi uzun zamandır sosyal medyada gözüme çarpıyor. Her seferinde gülüp geçiyorum. Son gördüğüm afiş beni daha da çok güldürdü. Bilmem kaçıncı Anadolu seferi ile yeni bir öncü kuşak yetiştirmekten bahseden bir afiş hazırlamışlar. Güldürdü dediğime bakmayın, ağlanacak hale gülmek anlamında gülüyorum. Sebebini anlatacağım ama önce bir sitemimi tekrar edeyim.

FETÖ’ye Susanların Pişkinliği

Alim, hoca, kanaat önderi olarak gençlik yıllarımızda yazı ve kitaplarını okuduğumuz birçok kişinin, FETÖ konusunda günahkar olduklarını başka yazılarımda anlatmıştım. Önceleri bunun bir gaflet olduğunu düşünürdüm. 15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden beş yıldan daha fazla bir zaman geçmiş olmasına rağmen, halen bir özür bile dilemeden ortalıkta ahkam kesiyor olmalarını, gafletten ziyade, ihanet veya korkaklık olarak görüyorum. İhanet içinde değilseler, korkaklıklarıyla anılacaklar.

FETÖ’nün hain bir ihanet şebekesi olduğunu söyleyip, Nurculuk belasına karşı gençleri uyarmayanlar, gafil değilse haindir, hain değilse bildiği halde susan korkaktır.

FETÖ ekibinin devlet kadrolarına yerleşmesinin yanlış olduğunu söyledikleri halde, İskenderpaşa, Menzil veya diğer cemaatlerin Bakanlıklarda ve Üniversitelerde kadrolaşmasına susanlar, gafil değil benim gözümde. Ya memleketin elden gidişini seyreden hainsiniz veya korkudan susan menfaatçisiniz.  

Fethullah Gülen’i Övmemiş!

Öncü Kuşak yetiştirdiğini iddia eden Yusuf Kaplan, geçen yıl katıldığı bir televizyon programında Fethullah Gülen’i öven bir yazı yazmadığını söyleyecek kadar ileri gitti. Ekranlarda sadece karşısında ki insanların gözüne bakarak değil, milletin gözünün içine baka baka yalan söyledi. Başka bir programda 15 – 20 yıldır FETÖ’yü eleştiren yazılar yazdığını iddia edecek kadar rahat yalan söyleyen Yusuf Kaplan mı öncü kuşak yetiştirip yeni bir medeniyetin temellerini atacak?

İnternetten beş dakika tarama yaparak, Yusuf Kaplan’ın nasıl bir ufka (!) sahip olduğunu inceleyebilirsiniz. Ben burada size birkaç yazısının başlığını ve yayınladığı tarihleri vereceğim.

Yusuf Kaplan’dan Fethullah Gülen’e övgü dolu Yeni Şafak yazıları;

  • Türkiye’nin Müslümanlık’la İmtihanı (05 Şubat 2001)
  • Amerika İzlenimleri: Fethullah Hoca’nın Ufku (1) (19 Haziran 2007)
  • Amerika İzlenimleri: Fethullah Hoca’nın Ufku (2) (21 Haziran 2007)
  • Bütün Yollar Türkiye’den geçecek… (01 Ocak 2010)
  • Eğitim Modeli Arayışı (12 Mart 2012)
  • Hocaefendi’yle Görüşme, Sorunlar ve Sorular… (12 Ekim 2012)
  • Okulları Kapatın, Dershaneleri Değil (7 Kasım 2013)

Yazıların içeriğinden uzun alıntılar yapmak istemem. Emin olun o yazıları okurken mideniz bulanacak. Vıcık vıcık hamaset kokan, süslü cümlelerle her satırı yağa bulanmış yazılar okuyacaksınız. Fethullah Gülen ve talebelerinin bu ülkenin emniyet subabı olduğunu yazmış birisinden bahsediyoruz.

‘Görünmeyen üniversite olarak adlandırılan bu kutlu insanlar arasında Fethullah Hoca”nın da büyük bir yeri olduğunu vurgulamakta yarar görüyorum’ cümlesi Yusuf Kaplan’a ait.

‘Ben, bütün tartışmalı yanlarına rağmen, Fethullah Hoca’nın geliştirdiği ufkun ve bu ufkun ortaya koyduğu çabaların hak ettiği şekilde takdir edilmediğini, Amerika’daki çalışmaları görünce bihakkın farkettim’ diyen kişidir Yusuf Kaplan.

‘Fethullah Hoca, işte bu çifte kıskacı kavrayan ve yarmaya çalışan ender kişilerden biri. Oyüzden büyük düşünüyor; 50 yıl, 100 yıl sonrasına bakarak bütün dünyaya İslâm’ın adalet, hakkaniyet, saadet, kardeşlik, özetle medeniyet iddiasını ulaştıracak büyük işlere imza atmak için çırpınıp duruyor’ diye yazan kişidir Yusuf Kaplan.

Gelecek Yüz Yılı Kurtaracakmış!

7 Kasım 2013 tarihinde Yeni Şafak gazetesinde ‘Okulları Kapatın, Dershaneleri Değil’ başlıklı bir yazı yazmıştı Yusuf Kaplan. O yazıyı internetten bulabilirsiniz. Yazının bir yerinde kurduğu cümleler ile eğitimden ne kadar anladığının ipuçlarını da veriyor.

Burada dershanelerin işleyiş mantığı çok önemli bir rol görüyor: Çocukları nedeniyle yolu FEM dershanelerinden geçen bütün anne babaların açıkça tanık oldukları gibi, bu dershanelerin yöneticileri, eğitimcileri, çocuklarla dershane dışında da, bizzat evlerine, ailelerine düzenli ziyaretler yaparak daha niteliksel / kalitatif bir şekilde ilgileniyorlar çocuklarla. 

(…)

O yüzden dershanelerin önünün tıkayan, sonuçta dershaneleri kapatmanın eşiğine varan bu yanlış karardan derhal dönülmelidir, diyorum.

Ve dershaneleri kapatacağınıza, çoktan iflas eden, çocuklarımızın zihnini körleştiren, entelektüel melekelerini iğdiş eden, eleştirel melekelerini yok eden okulları kapatın, çağrısı yapıyorum!

17 / 25 Aralık operasyonu başlamadan 23 gün önce yazılmış bir yazıdan bahsediyorum. 23 gün sonrasını görmekten aciz bir mütefekkir (!) gelecek 100 yılı planlayan bir Medeniyet Tasavvuru Okulunda ders veriyor!  

Bir nesli Fethullah Gülen ve hain ekibinin kucağına atanlar, Öncü Kuşak yetiştirmekten bahsetmesin.

İnsan biraz utanır!

Bir Cevap Yazın