Sosyal Medya Kişiliği

Son yıllarda ortaya çıkan “sosyal medya kişiliği” diye adlandırılan yeni bir kavram var. Kişilik türleri / tipleri arasında yerini aldı mı bilmiyorum? Ancak önümüzdeki yıllarda çok konuşulacak kavramlardan birisi olacak “sosyal medya kişiliği” kavramı. Belki de “sosyal medya kişiliksizliği” olarak adlandırılacak.

Sosyal medya kavramına alıştık hepimiz. Hayatımızın bir parçası hâline geldi. Sosyal medya kişiliği kavramı ise pek bilinen veya konuşulan bir kavram değil.

Nedir Sosyal Medya Kişiliği?

Facebook, Twitter, Instagram gibi sosyal medya sayfalarında kendi adımıza açtığımız hesaplarda paylaşımlar yapıyoruz. Resimlerimizi paylaşıyoruz, başkalarının paylaştığı resimlerin altına yorumlar yapıyoruz. Fikirlerimizi paylaşıyor, fikir tartışmaları yapıyoruz. Buraya kadar bir sorun görünmüyor. Ancak özellikle gençler arasında yaygın olan, maalesef birçok yetişkinin de kullandığı sahte hesaplar, sosyal medya kişiliği kavramını ortaya çıkarttı. Sahte yani fake hesaplar insanın kişiliğini bozuyor.

Ne demek istediğimi somut örneklerle anlatayım. Lisede son sınıf öğrencisi olan Ahmet, ağır abi ve delikanlı kişiliği ile biliniyor. Ancak aynı Ahmet, akşamları evine gidince sahte bir resim ve uydurma bir isimle açtığı “Liseli Ayşe” adlı hesaptan “Ay şekerim…” diye başlayan cümleler kuruyor. Bunu bir gün iki gün değil, yıllarca ve farklı isimlerle yaptığını düşünün. Gündüz başka bir kişi/lik, akşam başka kişi/lik olarak sürdürüyor hayatını. Bunu uzun yıllar devam ettirdiğinde alışkanlık hâline geliyor. Normal bir şeymiş gibi algılamaya başlıyor bunu. Kişiliksizliği kişilik hâline getirmiş oluyor.

Aynı şeyi kız öğrenciler de yapıyor. Sınıfın sessiz ve sakin hanım kızı, akşamları farklı profil resmiyle açtığı “Çılgın Ali” adlı hesaptan, başkalarına ağır küfürler yazıyor. Gündüzleri sınıf ortamında hanımefendi ama akşamları sosyal medya başında agresif ve küfürbaz bir kişilik sergiliyor. Yıllarca devam eden bu ikiyüzlülük zamanla kişilik bozulmasına sebep oluyor.

Bilişim Suçu

Bilişim suçları diye bir kavram var hayatımızda. Sosyal medya yoluyla hakaret etmenin suç ve cezası olduğunu, artık herkes biliyor. Bilgisayarınızda, cep telefonunuzda veya tabletinizde kime ne yazarsanız yazın, kendinizi saklayamazsınız. Yazışmalarınız mahkemeye düşecek boyuta gelirse, kendinizi saklamanız mümkün değil. Tıkladığınız ve dokunduğunuz her şey arşive girer. Her “tık” parmak izinizi bırakır. Bu kitabın konusu sosyal medyanın emniyet veya suç boyutu değil, ahlâkî tarafıdır.

İkiyüzlülük

En samimi arkadaşınızın size yalan söylediğini öğrendiğinizde, kalbinizdeki sevgi kaybolur. Çok güvenip değer verdiğiniz bir insanın ikiyüzlü tavırlarını fark edince, ona olan güveninizi kaybederseniz. İkiyüzlü bir insanı hiç kimse sevmez. Gerçek hayatımızda ki ikiyüzlülük ile sosyal medya hesaplarındaki ikiyüzlülüğümüz arasında ne fark var?

Sınıf ortamında, duygusal bir anınızda arkadaşlarınızla paylaştığınız aile sıkıntılarınızı veya kişisel sırlarınızı, sahte sosyal medya hesapları aracılığıyla diğer insanlara anlatan kişinin, en sevdiğiniz ve en samimi arkadaşınız olduğunu öğrenseniz ne hissederseniz? Bir daha o arkadaşınıza sırlarınızı anlatır mısınız? Başkalarının size yapmasını istemediğiniz bir şeyi siz de başkalarına yapmayın.

Sosyal Medya Rahatlığı

Sizinle aynı düşüncede olmayan insanlara hakaret ederken, kendinizi sahte profil ve isimlerin arkasına saklıyorsanız, gençliğin diliyle sormak gerekirse, delikanlılığa sığar mı yaptığınız şey? Yüzüne söyleyemediğiniz şeyleri, sahte isim ve resimlerin arkasına saklanarak söylemek, hangi delikanlılığın kitabında yazar?

Sosyal Medya Günahı

Yalan söylemek hem ayıptır hem günahtır. İkiyüzlülük yapmak hem ayıptır hem günahtır. Başkalarıyla alay etmek hem ayıptır hem günahtır. Başkalarına küfür etmek hem ayıptır hem günahtır. Gerçek hayatta ayıp ve günah olan her şey, sosyal medya hesaplarında da ayıp ve günahtır. Özellikle sahte isim ve resimlerin arkasına saklanarak bunları yapmak, daha çok ayıp, daha büyük günahtır.

Kişiliğinizi korumak, sosyal medya takipçilerinizin çokluğundan daha önemlidir. Takipçi kaybedin ama kişiliğinizi kaybetmeyin.

Sosyal Medya ve Yetişkin Kişiliği!

Sosyal medya ve teknoloji konuşulurken genelde gençler üzerindeki etkisini konuşuyoruz. Ancak birçok yetişkin insanın kişiliğini de etkiledi sosyal medya. Bazı yetişkinlerin kişiliğini değiştirirken, bazılarının oturmamış kişiliklerinin görünmesini sağladı. Benden nerdeyse on yaş büyük olan eski bir tanıdığım bana özelden mesaj atmıştı. Mesajı okuyunca gözlerime inanamadım. Elli yaşlarında olan büyüğüm bana şunu yazmış: Yıllardır senin yaptığın paylaşımları beğeniyorum. Sen bugüne kadar benim yaptığım hiçbir paylaşımı beğenmedin. Demek ki sen beni beğenmiyor ve sevmiyorsun. Sevmiyor ve beğenmiyorsan seni arkadaşlıktan çıkartıyorum.

Bu yazıyı okuyunca cevap bile vermedim. Benden on yaş büyük olan kişi gözümde küçüldü. Liseli ergenler gibi “beni neden beğenmedin” diye küsen koca adamı görünce, sosyal medyanın sadece gençler üzerinde etkili olmadığını daha iyi anladım.

Yine benim yaşlarımda olan bir tanıdığım “ya sen de benim yazdıklarımı beğenirsin veya ben sende beğendiklerimi beğenmekten vazgeçerim” demişti. Daha kendisine cevap veremeden yanımızdan ayrılmak zorunda kalınca, diğer arkadaşıma ‘Ne diyor bu?’ diye sordum. Arkadaşım bir yanda gülüp bir yandan anlattı. Sen şimdi onun paylaşımlarını beğenmeye başlamazsan, o hiç üşenmez ve senin sayfanda beğeni tuşuna bastığı her şeyi tarar ve “beğenmekten vazgeç” tuşuna basar.

Ben tabiî ki onun sayfasıyla ilgilenmedim. Ama sosyal medyanın kişiliğini ne hâle getirdiğiyle ilgilendim. Zaten beni arkadaşlıktan bile çıkarttı!

Sosyal Medya ve Kişilik Analizi

Sosyal medya kullanım kültürümüz ve biçimimiz, kişiliğimizin de dışa yansımasıdır. Sürekli yediği yemekleri sosyal medya hesabında paylaşan bir insan hakkında ne düşünürsünüz? Sürekli yeni kıyafetlerini ve pahalı zevklerini paylaşan kişi, kişiliği hakkında bir ipucu vermiyor mu? Eşlerin isimlerinin birlikte kullanıldığı bir sosyal medya hesabı gördüğünüzde, “sosyal medyada bile birbirinden ayrılmayacak kadar birbirlerini çok seviyorlar” diye mi düşünüyorsunuz, birbirlerine güvenmediklerini mi düşünüyorsunuz?

Sürekli kedi ve köpek resimleri paylaşanların hayvan sevgisini, sürekli çiçek resimleri paylaşanların çiçek sevgisini anladığımız gibi, diğer paylaşımlar da o insanın kişiliği, karakteri, zevkleri hakkında bir ipucu veriyor insana. Sizin sosyal medya hesabınızı takip eden veya gören arkadaşlarınız, paylaşımlarınızdan nasıl ki sizin hakkınızda bilgi sahibi olabiliyorsa, sosyal medya kurucuları da sizin hakkınızda çok şey öğrenmiş oluyorlar, paylaşım, beğenme ve aramalarınızdan. Arama motorunda yaptığınız bir aramadan sonra diğer sosyal medya hesaplarınızda benzer ürünlerin karşınıza çıkması tesadüf mü sanıyorsunuz? Google arama motorunda bir kitap hakkında bilgileri incelediğinizde, Facebook sayfanızda benzer konuları işleyen kitapların önünüze gelmesi tesadüf değildir.

Gösteriş Çağı

100 yıl önce Avrupa’da, ölen sevdiğinin yüzünü unutmamak için sevdiğinin cesediyle fotoğraf çekinip bu fotoğrafı hatıra olarak saklama geleneği varmış. İnternette, siyah-beyaz bu tür eski fotoğrafları bulmanız mümkün. O dönem bunu yapanlar ölen sevdiklerinin yüzünü unutmamak için bunu yapıyorlarmış. Şimdi de selfie çekinme modası ile beraber, ölen babaannesi veya dedesi ile selfie çekilip “dedem öldü çok üzgünüm” diyerek poz verip paylaşanlar var.

Olma değil görünme modası olduğu için insanlar yapmak için değil yapıyor gibi görünmek için uğraşıyor. Dua ettiğini göstermek istiyor. Dua etmek insanın yaratıcısıyla irtibat kurması demektir. “Ben dua ediyormuş gibi yapayım sen de benim resmimi çek” demek, duanın samimiyetini bozar. Sevdiği insanların mezarına gidip onun mezarında dua etmek yerine, mezarlıktan herhangi birisini çevirip “ben şöyle bir ellerimi açıp dua ediyormuş gibi yapayım sen de benim resmimi çek” demeyi normal kabul eder olduk.

15 Temmuz şehidi Ömer Halisdemir’in kabrini ziyaret ettiğimde, oradaki görevlilerden bir tanesi “Hocam siz dua eder gibi yapın, ben de resminizi çekeyim” deyince adama biraz sinirlendim. Dua ederken poz vermenin ayıp bir şey olduğunu söyledim. Adam bu tepkime şaşırdı. “Ama hocam herkes yapıyor bunu” deyince “Herkesin yapıyor olması bunun doğru olduğu anlamına gelmez” dedim. Dua edip oradan ayrıldım.

 

Sait Çamlıca

Eğitimci-Yazar

Kaynak Kitap

Teknoloji Kuşatmasında Geleceğimiz

Online Sipariş:
Bu yazının alıntılandığı kitabı aşağıdaki sitelerden satın alabilirsiniz.