Sosyal Medya Çağında Din Tartışmaları Bir Fırsat mı?

İnsanlar arasındaki fikir farklılıkları insanlık tarihi kadar eskidir. Hiçbir zaman herkes birçok konuda aynı fikirde olmamış. Eskiden köy kahvesinde farklı fikirler tartışılır, tartışan herkes birbirini ve birbirlerinin geçmişini iyi bilirdi. Tartışmanın seviyesi de ona göre ayarlanırdı. Sosyal medya hayatımıza hâkim olmadan önce bir çay bahçesinde, bir aile ziyaretinde, birbirini tanıyan insanlar fikir farklılıklarını konuşurdu. Okul sıralarında öğrencilere yaptırılan münazaralar, bu tür tartışmalarda kendi fikrini daha iyi savunmaları öğretilirdi gençlere.

İnsanlık tarihinde ilk defa “sosyal medya çağında tartışma” diye bir dönem yaşıyoruz. Elinde telefon olan herkes her konuda istediği her şeyi çok rahat bir şekilde paylaşabiliyor. Kendisi gibi düşünmeyenleri eleştirebildiği gibi, kendi fikirlerini de çok rahat bir şekilde söyleyebiliyor.

Futboldan sağlığa, siyasetten aile hayatına, din eğitiminden hayvan sevgisine kadar her alanda herkesin fikrini yazabildiği ve söyleyebildiği bir ortamla, insanlık tarihinde ilk defa karşılaşıyoruz.

Fake İnsan

Lise mezunu bir market çalışanı fake (sahte) hesaplar üzerinden, kendisini bir profesör olarak tanıtıp, internetten bulduğu bilgi kırıntılarıyla paylaşımlar yapabiliyor bu süreçte. Köy kahvesinde herkesin birbirine tanıdığı veya bir çay bahçesinde herkesin birbirinin yüzüne bakarak konuştuğu dönemlerden çok daha farklı bir dönem yaşıyoruz. Hayatının otuz senesini bir alanda uzmanlaşmak için ayırmış bir insan ile o alana sadece ilgi duyan bir insan, aynı platformda bilgi ve fikir paylaşımında bulunuyor.

Eskiden aynı konu üzerinde uzman olan insanlar bir araya gelir, konuya dair araştırma sonuçlarını, birikimlerini ve fikrilerini tartışırdılar. Ancak bugün, özellikle sosyal medyada, herkes her konuda fikir beyan edebiliyor.

Fayda mı Zarar mı?

Böyle bir dünyada yaşıyor olmak iyi mi kötü mü? Artısı mı daha çok eksisi mi? Bu sürecin artıları da var eksileri de. Faydalı kullanma niyetinde olanlar için (hem öğrenmek hem öğretmek için) çok büyük bir fırsattır sosyal medya. Art niyetli olanların eline ne kadar fırsat veriyorsa bu süreç, iyi niyetli olanlara da o kadar fırsat veriyor. Doğru ve bilinçli kullanmayı öğrenmek ve öğretmek zorundayız.

Bilgiye kolay ulaşmak çok büyük bir fırsat ve nimettir, bilginin değerini biliyorsanız. Bilgiyi toplumu manipüle etmek için kullanmak isteyenler için de büyük bir alan veriyor internet ve sosyal medya. Eskiden çok şey öğrenmek için belki bilgi avcısı olma tabiri kullanılırdı. Bugün bilgiye kolay ulaşma fırsatı veya bilgi avcısı olmak yeterli değil, doğru bilgi ile yanlış bilgiyi ayırt edebilmek gerekiyor. Faydalı bilgi ile gereksiz bilgi arasında doğru seçimler yapabilmek gerekiyor.

Aydınlanma Fırsatı Sağlar mı?

Sadece İslam tarihine değil insanlık tarihine de altın harflerle yazılmış başarıları olan bir milletin, dinin ve medeniyetin mensuplarıyız. İnsanlık tarihinin en etkili insanları listesinde hep ilk sırada olan bir peygamberimiz var. Sosyal medya çağı tartışmaları yeniden aydınlanma dönemini yakalamak için bir fırsatın kapısını açar mı? Hem gerçek hayatta hem sosyal medyada, daha çok gençlerle muhatap olan birisi olarak, yaşadığımız tartışma döneminin büyük bir fırsatın eşiğinde olduğumuzu düşündürüyor. Elbette tamamen dijital köle olma riskinin de farkındayım. Gençleri uyandırmak için elimizde ne kadar büyük fırsatlar varsa, gençleri tamamen dijital dünya hakimlerine kaptırmak gibi büyük tehlikeyle de karşı karşıyayız.

Belki de yüzlerce yıldır tartışılma imkânı olmamış konuların ve farklı fikirlerin tartışıldığı bir dönemde yaşıyoruz. 1970’li yıllarda doğmuş olan benim yaşıtlarım, şayet okuma alışkanlıkları varsa, otuzlu yaşlarına gelmeden gerçekleri öğrenebildiler. Okuma alışkanlığı olmayanlar bile sosyal medyada yaşanan tartışmalarla uyandılar. Fark ettikleri gerçekleri dile getirme cesaretleri olmasa bile, birçok şeyin farkına vardılar. Bazılarını uyandıran kendi çocukları oldu. Çocuklarının sorularına cevap veremeyenler, soruların cevaplarının peşine düştüler. Buldukları cevaplar geçmiş bilgilerini sorgulamalarını sağladı.

2000’li yıllarda doğmuş olan gençler, özellikle ergenlik dönemlerinde, önceki kuşakların elli yılda şahit oldukları tartışmalara birkaç sene içerisinde şahit oldular. Erken yaşlarda tartışmalara katılmamış olsalar bile, o tartışmalardan haberdar oldular. Sosyal medya tartışmaları ile yetişen bu gençlerden ümitli olduğumu birçok yerde anlatıyorum. Herhangi bir mutlak doğruya kendilerini kapatmadan doğru ve faydalı bilgiyi arama ve araştırma bilinci olan gençler, önceki kuşaklardan çok daha iyi şeyler yapacaklar.

Kayıp Aydınlanma

S. Frederick Starr tarafından yazılan ve Türkiye’de “Kayıp Aydınlanma” adıyla yayınlanan kitap, 2021 yılında okuduklarım içerisinde, bende en çok iz bırakan kitaplardan biri oldu. Miladi 8. ve 12. yüzyıllar arasında yaşamış olan İslam Alimlerinin yaptığı tartışmaları ve gündemlerinde olan konuları irdeleyen kitap, 17.yüzyıl Batı Aydınlanmasından 700 yıl önce İslam coğrafyasının kaçırdığı aydınlanma fırsatından bahsediyor. Kitabın tanıtım yazısı şöyle:

“Görsellerle zenginleştirilmiş bu sürükleyici kitap Orta Asya’nın orta çağdaki karanlıkta kalmış olan Aydınlanma Çağı’nı tarihi sıralamaya sadık kalarak ama kuru bir anlatımdan çıkartarak ortaya koyuyor. Dönemin en büyük zihinlerinin maceralı hayatları, büyüleyici başarıları ve modern dünyanın oluşumunu nasıl hazırladıklarını açık bir dille anlatan eser, olup biteni sebep-sonuç dairesi içinde okura sunarak zihinlerdeki sorulara cevap veriyor. Kitaba konu olan neredeyse tüm isimlerin Arapça yazmış olmasından ötürü Arap oldukları yönündeki yanılgıyı bertaraf eden kitap bugün Kazakistan’dan Afganistan’a ve Sincan’a kadar uzanan Orta Asya’da Türkî ve İranî halkların nasıl büyük medeniyetler inşa ettiklerini gözler önüne seriyor.”

“Kayıp Aydınlanma 800 ilâ 1200 seneleri arasında en büyük ve gelişmiş kentlere, en zarif sanata ve hemen her alanda en ileri bilgi ve teknolojiye sahip olan Orta Asya’nın dünya ticaretini ve ekonomisini nasıl yönlendirdiğini anlatıyor. Orta Asyalılar gökbilimi, matematik, jeoloji, tıp, kimya, musiki, sosyal bilimler, felsefe ve ilahiyat başta olmak üzere hemen her alanda başarı elde etmişlerdi. Cebire ismini veren, hayal edilemeyecek bir isabetlilik ile dünyanın çevresini hesaplayan, daha sonra Avrupa’da tıbbın temelini oluşturacak eserler veren ve dünya üzerindeki en muhteşem şiirlerin birçoğunu yazan Orta Asyalılardı. Hatta Birûni keşfinden beş asır önce Amerika kıtasının varlığını öngörmüştü. Tarihte aynı mekân ve zamanda bu kadar çok bilim adamının bir arada olduğu başka bir dönem pek yoktur. Yazdıkları Thomas Aquinas’ın döneminden bilimsel devrime kadar Avrupa’yı derinden etkilemişti. Aynı şekilde Asya’nın büyük bir kısmı ile Hindistan’da da büyük bir tesir bırakmıştı.”

“Kayıp Aydınlanma tarihin unutulmuş bir devrinin izini sürmekte, Asya’nın Aydınlanma Çağı’nın yükselişini anlatmakta ve neden sona erdiğine ilişkin farklı teorileri değerlendirmektedir. Geniş bir kaynak ve arşiv yelpazesinden istifade edilerek yazılan kitap akıcı üslubundan dolayı herkese hitap etmektedir.”

Gençliğin Arayışı

Arayış içerisinde olmak, bulmuş olmaktan daha önemlidir. Çünkü bulduğunu sanan kişi artık aramayı bırakır. Gençlerin arayış içerisinde olduğunun en önemli delili, halen soru soruyor olmalarıdır. Soru soruyor olmak, sorguluyor olmak o kadar önemli bir nimettir ki, insanı diğer canlılardan hatta ölülerden ayıran tek özelliktir. Bedenen toprağa gömülmemiş bile olsa, soru sormayı bırakan insan, zihnen ölmüş demektir. Arayışa devam edenin bulma ihtimali, bulduğunu sanandan daha fazladır. Çünkü bulduğunu sanan kaybolmuştur. Sosyal medya tartışmaları, gençlerin arayış yolunda kalmalarını sağlıyor.

 

Sait Çamlıca

Eğitimci – Yazar

Kaynak Kitap

Sosyal Medya Çağında Din Tartışmaları ve Gençler

Online Sipariş:
Bu yazının alıntılandığı kitabı aşağıdaki sitelerden satın alabilirsiniz.