“Bu millet kitap okumuyor”diyenlere, ‘siz bu millete kitap okumayı sevdirmeyi başaramıyorsunuz’ diye cevap veriyorum.Doğuştan kitap okuma alışkanlığı ile dünyaya gelmiş bir insan olmadığına göre, insana, yetişme sürecinde, doğru müdahalelerde bulunmak gerekiyor.

Kitap okuma alışkanlığı olan insanların hayatlarını dinlediğinizde, hepsinin hayatına dokunan birileri çıkıyor karşınıza. Bazen dede, bazen anne baba, bazen bir öğretmen sevdiriyor okumayı. Milletimizin az kitap okuyan bir toplum olmasının suçlularından bir tanesi de, okumayı seven fakat sevdirmek için çalışmayanlardır. Okumayı sevmek yetmez, okutmayıda sevmek zorundayız.

Önce oku sonra okut!

Anne babaların, çocuklarına ders çalışmayı sevdirememelerinin en önemli sebebi, yapmadıkları bir şeyi çocuklarına yaptırmaya çalışmalarıdır. Her anne baba çocuğunun ders çalışmasını, kitap okumasını ister ancak kendisi okumayınca sözleri de tesir etmiyor evladına. ‘Biz okuyamadık siz okuyun diye çabalıyoruz’ cümlesini,mezardan söylüyorlar sanki. Hala yaşıyorsanız, dün okumadıysanız bugün ve yarın okuyun. Okumayı ‘diploma almak’ olarak algılayan bir anlayış hakim olduğu için kullanıyorlar bu cümleyi.

Başkalarına okumayı sevdirmenin en temel şartı iyi bir okuyucu olmaktır. Kitap okumayan bir öğretmenin öğrencilerine kitap okumanın önemini anlatması, öğrenci üzerinde bir etki yapmaz. Öğretmek istediği şeyi önce kendisi yapacak öğretmen.

Hediye olarak kitap

Hediyeleşmek sünnettir. Misafirliğe giderken, hasta ziyaret ederken, eli boş gitmeyi sevmeyen bir milletiz. Peygamberimizin bu sözünün, hayatımıza yansımalarından birisidir hediyeleşme alışkanlığımız. Genellikle konferanslardan sonra bana çiçek veya plaket hediye ederler. Nadiren de olsa kitap hediye edenler oluyor. Bugüne kadar bana verilen çiçeklerin hepsi kurudu plaketlerin çoğu bir kenarda tozlandığı için depoya kaldırmak zorunda kaldım. Ancak hediye edilen kitaplar hala duruyor. Bir kısmını okudum, bazılarını da, başkalarına hediye ettim.

İki ay kadar hastanede yatmak zorunda kalan bir akrabam, hastaneden çıkınca, hayatının sonuna kadar kendisine yetecek kadar kolonya şişesi birikmişti evinde. Getirilen meyve suları buzdolabına sığmıyordu. Bozulmasınlar diye dağıtmak zorunda kaldı.

Birisine hediye alırken ‘kitap’ hediye etmeyi alışkanlık haline getirin. Herhangi bir arkadaşım bir yere müdür olarak atandığı zaman, ‘hayırlı olsun’ ziyaretine, hep kitap götürürüm. Kendisi okuduysa, gelenlere hediye etmesini de tembihlerim. Sevdiklerinize illa çiçek almak zorundaysanız, çiçeğin yanında bir tanede kitap hediye alın.

Okuma / okutma projeleri

‘Kitap okuma projeleri‘ denilince, aklımıza hemenokullar geliyor. Elbette okul yöneticileri ve öğretmenler bu projeleri ihmal etmemeli. Ancak sadece okul ile sınırlı kalmamalı bu projeler. Başta anne babalar olmak üzere, iş adamları, siyasetçiler, daire amirleri de kitap okuma projeleri yapmalı.

Bursa’da avukat olan bir arkadaşım (Mesut Yılmaz), yanında çalışan personel için kitaplar alıyor ve kitabı bitirip özetini anlatan personeline 20 TL para veriyor. Çocukluğumda annem de beni kitap okumaya ‘ödüller’ ile alıştırdı. Bitireceğim her kitap için bana para vereceğini söyleyince, ben param bittikçe kitap okuyordum.

Altın günleri kitapla, bilgiyle beslenmeli

Bayanların bir araya gelip muhabbet ettiği günler vardır. Bazen akrabalarla bazen komşularla farklı vesilelerle bir araya geliniyor. Bu tür birliktelikleri sadece pasta, börek, çay ve muhabbet ile geçirmektense, yeni okunan bir kitaptan öğrenilenlerin de paylaşıldığı günlere dönüştürülmeli.

Doğum günü hediyesi kitap

En çok hediye alınan günlerden bir tanesi de, doğum günleridir. Bir arkadaşınıza doğum günü hediyesi alırken, alacağınız hediyenin yanına birkaç kitap eklemenizi tavsiye ederim. Özellikle yakinen tanıdığınız birisine, ihtiyacı olduğunu düşündüğünüz bir konu ile ilgili kitap hediye etmek, en kalıcı ve en faydalı hediyelerden birisi olacaktır.

Düğün hediyesi

Düğünlere eli boş gitmek ayıp sayılır. Ya bir hediye alırız veya para veririz. Gençlerin evlenmesini kolaylaştırmayı tavsiye eden Peygamber sözünün sosyal hayata yansımalarından bir tanesidir bu geleneğimiz. Düğün hediyesi olarak tencere, tava, tabak veya bardak takımı götürme alışkanlığımız var. O hediyenin yanında birkaç tanede kitap hediye edilse, evlenen çiftin sadece mutfağına değil, kütüphanesine de katkıda bulunmuş oluruz.

Misafir odasında kitaplık

Bir arkadaşımı evinde ziyaret ettiğimde, mutlaka kütüphanesini kontrol ederim. Bazı arkadaşlarıma kitaplarını sorduğumda depoya kaldırmak zorunda kaldıklarını söylerler. Kütüphanesini depoya kaldıran arkadaşları her zaman ayıplarım. Kitaplara eski eşya muamelesi yapanlar, eski kalmaya mahkûm olurlar.

Büyük veya küçük her misafir odasında bir kitaplığın olması gerektiğine inanırım. Gelen misafirler kitapları görmeli, incelemeli ve okumanın önemini hatırlatmaya vesile olmalı. Bu konuda ‘estetik’ kaygısı yaşayan bayanlar, maalesef kütüphaneyi ya depoya veya arkada küçük bir odaya sıkıştırıyor.

Kitapları süs eşyası gibi kullananlarla ilgili bir şeyler söyleyerek sözü israf etmek istemem.

Mum yakan mum!

Bir mum, başka bir mumu yaktığında, kendi ateşinden bir şey kaybetmez. Dünyanın daha aydınlık olmasını sağlar sadece. Okumayı seven insanlar bu teşbihi kendilerine rehber edinmeli. Başkalarına okuma alışkanlığı kazandırarak, geleceğimizin daha aydınlık olmasını sağlayabiliriz.

Konfüçyüs’ün yumurta – bilgi benzetmesini çok severim. Der ki; Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Ben elimdeki yumurtayı sana versem, sen de elindeki yumurtayı bana versen, yine elimizde birer tane yumurta olur.

Ancak bilgi böyle değildir. Bende bir bilgi var, sende de bir bilgi var. Ben bendeki bilgiyi sana, sen sende ki bilgiyi bana verdiğinde artık ikimizde de ikişer tane bilgi olur.

Sözün özü: Yaşadığımız toplumun az kitap okuyan bir toplum olmasının suçlusu, okumayı sevmeyenler değil, okumayı sevenlerdir.

Bir Cevap Yazın