Kitap okumanın önemi ile ilgili notlar ve güzel sözler var arşivimde. Bazı sözleri okuduğumda kabul-lenmekte zorlanmışımdır.

“Bugünden itibaren üç yıl boyunca hiç kitap okumasam, üç yıl sonra bir ortaokul mezunu seviyesine inerim!” diyen bir profesörün sözü beni çok düşündüren sözlerden birisiydi.

Namık Kemal’in, “Adem’in hayvaniyeti yemekle, insaniyeti okumakla kaimdir” sözü de ilk okuduğumda abartılı bulmakla beraber, ilginç bir benzetme diye düşündüklerimdendir.

“Bilgisiz kimse davula benzer, sesi çoktur ama içi boştur” sözüne güldüğümü, “Gençken bilgi ağacını dikelim ki, yaşlandığımız zaman gölgesinde barınacak bir yerimiz olsun” sözüyle düşündüğümü, “İlim, maldan hayırlıdır. Çünkü ilim seni korur, malı ise sen korursun. Mal harcamakla azalırken, ilim harcadıkça çoğalır” sözünden etkilendiğimi hatırlıyorum.

“Okumayan insan ile okuyamayan (okuma- yazma bilmeyen) insan arasında bilgi bakımından pek fark yoktur” beni en çok düşündüren sözlerden birisi olmuştu.

Kitap okumayı çok sevdiğim, okumanın önemine fazlasıyla inandığım halde ilk okuduğumda, “bu kadar da değil yani!” dediğimi hatırlıyorum.

Bu sözü okuduğunuzda siz ne düşündünüz bilmiyorum?

Cehaletin bir milleti ne hale getirdiğini okudukça daha iyi görmeye başladığım için üzerine düşünmeye değer diye not aldım.

Mesleğimiz gereği genelde “okumuş” diye tanımladığımız insanlarla, yani diplomalılarla, oturup kalkıyoruz. Köy kahvesinde oturan insanların bakış açılarıyla  bakmak  ile  diplomalılar  arasından  oturup bakmak arasında çok fark var. Okumuş – diplomalı insanların konuşmalarına, oturup kalkmalarına eğitimlerinin yansımış olması gerekir.

Okuma yazma bilmeyen insanlarla, okumayan ve yazmayan insanlar arasında gerçekten fark var mı yok mu? Okuma ve yazmayı bildiği halde okumayan ve yazmayan insana mı daha çok kızarsınız, yoksa okuma yazması olmayan insana mı?

Elinize bir küçük ses kayıt cihazı alın. Önce birkaç köy kahvesine gidin. Mümkünse en kötüsüne, hiç kimsenin okuma yazma bilmediği bir kahveye girin. Okey oynayan insanlara biraz yakın oturun ve yarım saat konuşmaları kaydedin.

Sonra bir öğretmen evine, avukatların oyun oynadığı bir kahvehaneye veya doktorların, mühendis- lerin, emekli paşaların girip çıktığı bir lokale girin. Yine oyun oynayan “okumuş” (!) insanlara yakın oturun. Onların konuşmalarını da yarım saat  kaydedin.

Şimdi bu iki kaydı çözümleyin ve yan yana koyun.  Tahminen her ikisinde de aşağıdaki konular konuşul- muştur.

Devlet yıkma – kurma mücadelesi verilmiştir!

Ülkeyi hatta dünyayı nasıl düzeltebileceğinden bahsedilmiştir!

Akşam oynanan maç sonuçları hakkında, meşhur futbol yorumcularını kıskandıracak yorumlar yapılmıştır!

“Hangi manken kiminle?” gibi Magazin bilgi alış verişleri de mutlaka vardır!

Belki taş çaldın veya hile yaptın diye kavga, tartışma veya küfür kayıtlarına rastlayabilirsiniz o kasetlerde!

Şimdi elinizdeki kayıtların, kağıt üzerinde çözümlenmiş konuşma metinlerini tanıdığınız veya rastladığınız herkese gösterin ve şu soruyu sorun; Bu kağıtlardaki konuşma metinlerinden hangisini “oku-mayanlar”, hangisini “okuyamayanlar” yapmıştır.

Sorduğunuz yüz kişiden kaç tanesi size doğru cevabı verebilecek bende merak ediyorum.

Haydi kolay gelsin…!

Bir Cevap Yazın