Okumak Denilince

Sevgili Gençler!

Okumak denilince, ülkemizde herkesin aklına diploma almak, lise veya üniversite bitirmek geliyor. “Biz   okuyamadık, siz okuyun!” diyen anne babalarımızın da, maalesef okumaktan anladıkları şey, diploma almaktır.

Bana “En büyük yanılgılarımız nelerdir?” diye sorsalar, sayacaklarım arasında mutlaka “Eğitimi diploma almak sanmamızdır.” cümlesini kurarım. Diploma almak önemsiz veya gerek-sizdir demiyorum. Ancak sadece diploma almayı okumak sanmaktan vazgeçmek zorundayız. Ortalama 22-25 yaş arasında üniversite eğitimi tamamlanıyor. Hangi üniversitenin hangi bölümünden mezun olursa olsun, bir genç diploma aldıktan sonra kendini eğitmeyi bırakıyorsa, eğitimi anlamamıştır.

23 yaşında öğretmenliğe başlamış olan bir genç, üniversite bittikten sonra kendini eğitmeyi bırakmışsa, 50 yaşına geldiğinde 27 yıllık bir öğretmen olarak hayata devam ediyor. 27 yıldır eline kitap almamış bir insan, öğretmen bile olsa, eğitimi anlamamış demektir.

Tıp Fakültesinden mezun olan bir doktor için de aynı şey geçerlidir, mühendis için de. Diploma insanı sadece meslek sahibi yapar.

Aynı cümleleri, Türkiye’nin en büyük ve en meşhur Üniversitelerinden derece ile mezun olan gençler için de kurarım. Tüm okul hayatını teşekkür ve takdir belgeleri ile bitirmiş, derece ile üniversite diploması almış bir genç bile olsanız, “ömür boyu kendini geliştirmek” anlamına gelen kitap okuma alışkanlığı edinmemişseniz, eğitimi anlamamışsınız demektir.

Eğitim okul bitince değil, ömür bitince biter.

Kitap Dünyanızı Değiştirir

Bilgi, insanlık tarihi boyunca bireyin ve toplumun en önemli gelişim aracı olmuştur. Onun için dünyanın her yerinde eğitime yatırım yapılır. Sadece okul sıralarında değil, profesyonel çalışan bütün kurumlar, personellerini sürekli eğitirler. Çünkü hepsi çok iyi bilir ki, insanı geliştirmeden, işlerini büyütemezler.

Bugünün gençleri, öyle bir dönemde yaşıyorlar ki, insanlık tarihi boyunca bilgiye bu kadar çabuk ulaşılan bir dönem hiç olmadı.

Okul sıralarında, diploma almak için oturduğunuz sınıfta bir hocanın size bilgi vermesi elbette bir öğrenmedir. Ancak kendi isteğinizle, boş zamanlarınızda kütüphaneye gidip bir şeyler öğrenmek için çaba sarf edebiliyorsanız, işin içinde iradeniz olduğu için daha çok şey öğrenmiş olursunuz.

Sadece öğreten birilerinden öğrenmek değil, kendi istek ve iradenizle öğrenmeye çaba sarf etmelisiniz. Bunun da en önemli ve faydalı yolu, kitap okuma alışkanlığı kazanmaktır.

İnternette dolanırken, ilginç veya faydalı yazılar veya haberler okumak bir öğrenmedir elbette. Ancak, elinde kalem ile kitap okuyan, okurken önemli yerlerin altını çizen, altını çizdikleri arasında en önemlileri ajandalara not alan bir kişinin öğrenmesi, diğer tüm öğrenme yöntemlerinden çok daha faydalı ve kalıcıdır.

Tarih Boyunca Bilgi

Bizde maalesef, tarih anlatırken hep savaşlar, zaferler veya yenilgiler tarihi anlatılır. Haritaların ve yöneticilerin nasıl değiştiği yazılır.

Tarihe tarihçilerin yaptığı en büyük ihanetlerden birisi bu olsa gerek. Çünkü savaşlar silahlarla kazanılmadığı gibi, haritalar da kılıçlarla değiştirilmiyor. Tarih, bilgiye hâkim olma savaşıdır. İnsanlık tarihi boyunca, doğru bilgiye sahip olan toplumlar diğer toplumlardan daha üstün olmuştur. Bilgiye hâkim olan dünyaya hâkim olur.

Bu tespitlerimin en acı örneği Osmanlı tarihidir. Bizlere sürekli “gemileri dağdan yürütmüş bir millet” olduğumuz anlatıldı. Osmanlı’nın kuruluş, ilerleme, duraklama, gerileme ve yıkılış süreci konuşuldu. Ancak bu süreçlerin neredeyse tamamının bilgi ile ilişkisi anlatılmadı. Bir medeniyet silah ile kurulmaz. Bilgi ile kurulur.

Bugün Batı medeniyeti dünyaya hâkim ise, bunun en önemli sebeplerinden birisi, bilgiye hâkim olmasıdır. 150 yıldır dünyada yapılan tüm icat ve keşifler Avrupa ve Amerika tarafından yapılıyor.

Kur’ân ve İlim

Din denilince, bizim toplumda genelde bedensel ibadet ve kıyafetler akla gelir. Namaz, oruç, hac, zekât gibi bireysel ve toplumsal ibadetler anlatılır din adına.

Ancak dinin asıl amacının, bilen, düşünen ve ahlaklı bir insan yetiştirmek olduğunu birçok insan bilmez. Dinimizin kitabı olan Kur’ân kelimesinin anlamı bile bu konuda bizi ikna etmeli. Kur’ân, okunacak şey demektir.

İlk inen âyetin “oku!” ile başlıyor olması, dinimizin okumaya ne kadar önem verdiğini anlamak için yeterli olmalıyken, maalesef bizim toplumumuzda bu kültür yerleşemedi. Bu gerçekleri bilen âlimler, “Din ilimdir, ilim dindir” derler.

“Okuyorum O Halde Varım” ve “Oku! Düşün! Uyan!” adlı iki ayrı kitap çalışması yapmış olmamın sebebi, bu gerçekleri fark etmiş olmamdır. Benim hayatımı değiştiren en önemi kararım, “Kitap okumadığım günüm olmayacak!” cümlesini kendime söylediğim an oldu. O günden sonra, çok hasta veya yorgun olmadıktan sonra, kendime verdiğim sözü tuttum.

Hiç Teşekkür Alamadım!

Okuyacağınız bu kitap, yayımlanan 11. kitap çalışmam. Kimisine göre bu bir başarıdır. Ancak ben kendimi bildiğim için, “Zamanı doğru kullanabilseydim şimdiye kadar çok daha fazla kitap yazmış olurdum!” diyorum.

İlkokulu Almanya’da okuyup, ortaokuldan itibaren Türkiye’de okumaya devam ettiğim için, ilkokula dair çok fazla hatıram yok. Ancak ne Ortaokul yıllarında ne lise yıllarımda pek başarılı bir öğrenci olabildim. Hiç teşekkür veya takdir belgesi alamadan liseyi bitirdim. Okuduğum lisenin (Tokat / Turhal İHL) hem tembel hem yaramazlık yapan öğrencilerinden birisi olarak bilindim. Lise hayatım boyunca üç defa disiplin cezası aldım. Bu cezaları hak edip etmediğim önemli değil.

Öğrencilere, okul hayatı ve hayat okuluna dair yazdığım bu kitap çalışmamda, kendi yaramazlıklarımı neden anlatı-yorum? Bu yaramazlıklarımı örnek alsınlar diye değil elbette.

“Zararın neresinden dönerseniz kârdır!” gerçeğini hatırlatmak için paylaştım bunları. İnsan hayatının belli dönemlerinde, kendini gençliğin rüzgarına kaptırmış olabilir. Bir genç ne zaman kendinin farkına varıp kendi geleceği için fedakarlıklar yapmaya başlarsa, hayatının gidişatını değiştirmeye başlamış demektir.

Velilere yaptığım konferanslarda, annelere, “Benim anamın benden neler çektiğini bilseniz şaşırırsınız!” diyorum.

İki Büyük Karar!

Hayatınızın gidişatını değiştirmek istiyorsanız, iki tane büyük karar vermek zorundasınız. Öğrenerek yaşamaya ve kendi hayatınızın sorumluluğunu almaya…

Bugünden itibaren her gün yeni şeyler öğrenmeye, her gün en az 20–50 sayfa kitap okumaya karar verin. Bu sözü annenize, babanıza, öğretmeninize veya bana vermeyin. Bu sözü kendinize verin. Siz sözünüzde durursanız, göreceksiniz ki hayatınız değişmeye başlayacak.

Hayatınızın gidişatından kendinizin sorumlu olduğunu anladığınız gün, hayatınız değişmeye başlayacak. Şimdi kendinize şu soruyu sorun: “Bugün yaşadığım gibi yaşamaya devam edersem, bugün yaptıklarımı yapmaya devam edersem, on yıl sonra nerede olurum?”

Siz adım atmadan ilerleyemezsiniz! Dünyada yattığı yerde başarılı olan tek varlık tavuktur. Bugün dünden farklı şeyler yapmadığı halde, hayatının değişmesini bekleyene deli derler. Bugün gelişmeden yarın değişemezsiniz

 

Sait Çamlıca

Eğitimci – Yazar

Kaynak Kitap

Gençlik Hazinesi

Online Sipariş:
Bu yazının alıntılandığı kitabı aşağıdaki sitelerden satın alabilirsiniz.