“Oku” emrini “diploma al” diye anlamış olmanın bedelini çok ağır ödüyoruz. Bu sözü yıllardır severek kullanır ve paylaşırım. Türkiye son yıllarda eğitimde çok büyük hamleler yaptı, çok önemli adımlar attı. Okuma yazma bilmeyenlerin oranı çok ciddi şekilde azaldığı gibi, yeni açılan onlarca üniversite ve devlet teşviki sayesinde üniversite mezunu gençlerimizin sayısı da ciddi şekilde arttı.

Bunlar elbette çok güzel gelişmeler. Ortalama 22 -23 yaşlarında üniversite diplomasını alıp hayata atılan genç, öğrenmeyi tamamladığını düşünüyorsa, henüz hiçbir şey öğrenememiş demektir.

Okumak diploma almak değildir.

Gençlere ‘okuyun’ dediğimiz zaman genelde ‘biz zaten öğrenciyiz!’ cevabı veriyorlar. Lisede veya üniversitede öğrenci olduğu için, okul kitaplarını okumayı ‘oku’ emrine uymak olarak anlıyor veya kendini kandırıyor. Okumak diploma almak değildir. Diploma meslek sahibi yapar insanı. Ancak hayat yolculuğunda ihtiyacı olan tüm bilgileri vermez insana.

Bilgi ve beyin ilişkisinde ilginç bir ayrıntı vardır. Bir insan okurken ne için (niçin) okuyorsa, zihin o kadarını kullanıyor. Okumanın ‘niçin’i öğrenmenin biçimini belirliyor. Daha somut bir biçimde anlatmaya çalışayım.

Bir lise öğrencisi ders çalışırken ‘niçin‘ ders çalışır? Yazılıdan geçer notu alabilmek için elbette. İnsanın beyni okumanın sebebini bildiği için, öğrencinin niyeti kadar bilgiyi tutar ve o kadarından istifade ettirir. Sonuçta öğrenci, okumadaki amacı olan, yazılıdan geçer not aldıktan kısa bir müddet sonra, öğrendiklerinin çoğunu unutur.

Üniversiteye hazırlanan öğrenci için de aynı süreç geçerli değil mi? Niçin test çözer gece gündüz? Üniversite sınavlarını kazanmak için. Ne için emek sarfediyosanız, o kadarını zihniniz kaydeder ve kullanır. Sınava kadar yoğun bir tempo ile çalışır (okur), sınavdan sonra amacına ulaşmışsa okuma işi biter.

Üniversite okurken niçin ders çalışır bir öğrenci? Diploma almak için. Beyin bunu bildiği için sınavlardan geçmesini ve diploma almasını sağlayacak kadar bilgi depolar. Üniversite bitip diploma ele alınınca artık o bilgiler hızla unutulmaya başlar. Sadece meslek hayatında kullandığı bilgiler kalır. Diploma almak için okumak budur.

Öğrenmek için

Kitap okumanın diploma almak için okumaktan (ders çalışmaktan) farkı nedir? Bir insan ne için (niçin) eline kitap alıp okur? Öğrenmek ve bilgilenmek için. Amaç öğrenmek olduğunda beyin o bilgiyi daha iyi kaydeder. Özellikle de severek ve isteyerek kitap okuyan insan, okumaya kalbini de kattığından, çok daha verimli ve kalıcı öğrenme gerçekleşir. Okurken amacınız ne ise bilgiden alacağınız da o kadar olur.

Okuyan nesil

Anneler, babalar, öğretmenler, idareciler, vakıf ve dernek gibi sorumluluk üstelenen kurumların en nemli hedeflerinden bir tanesi de, ‘öğrenmek için okuyan’ bir nesil yetiştirmektir. Sadece öğrencilik yıllarında okuyan değil, ömür boyu okuyan bir nesil yetiştirmek gibi bir derdimiz olmalı.

Dinimizin ilk emrinin “oku” olması, tarih boyunca dünyaya hükmeden medeniyetlerin “bilgi” ile bunu sağlayabildikleri hiç bir zaman unutulmamalı.

Allah’ın ‘oku!’ emri, sadece bilgi edinmek için okumak anlamına gelmiyor elbette. Birçok müfessir bu konuya değiniyor. “Yaşadığın bölgenin şartlarını, imkanlarını, fırsatlarını, tuzaklarını, gençlerin duygu dünyasını da okumaktır”, ‘oku!’ emrinin bir diğer anlamı.

Öğrenmek için okumalı.

Hayatı daha iyi anlamak için okumalı. İmkanları görmek için okumalı. Tuzaklardan kaçmak için okumalı. Daha iyi bir insan olmak için okumalı. Daha iyi bir dünya kurmak için okumalı.

Ne için okuduğunu bilmeyenler, öğrendikleriyle de ne yapacaklarını bilemezler.

Bir Cevap Yazın