Allah (cc) Kuran’da Peygamber kıssalarına, ibret alın, örnek alın diye yer veriyor. Her Peygamber’in kıssasında farklı yol işaretleri, hayat dersleri bulabilirsiniz. Lokman suresinde, Peygamber olan bir babanın oğluna nasihatlerini görürsünüz.

Bu nasihatleri okurken benim en çok dikkatimi çeken şey, Hz. Lokman’ın oğluna hitap şeklidir. Baba oğul ilişkisinin anlatıldığı tüm Peygamber kıssalarında, Peygamberler evlatlarına bu üslup ile hitap ediyor, nasihat ediyor.

Demek ki Allah (cc) bizlere evlatlarımızla konuşurken, onlara hangi üslup ile hitap etmemiz gerektiğini, Kuran’da anlatılan Peygamber kıssaları ile öğretiyor.

Yavrucuğum…
Öğretmen öğrencisine sormuş:
“Eşeğin kaç ayağı var?” Çocuk hemen cevap vermiş: “İki..”

Öğretmen şaşırmış ve tekrar sormuş:
“Neden iki, eşek dört ayaklı olmaz mı?”
Çocuk tüm anne babaları düşündürmesi gereken şu çok ibretli cevabı vermiş:

“Öğretmenim, babam bana hep “Eşek oğlum!” der. Ben iki ayaklı olduğuma göre, demek ki, eşek de benim gibi iki ayaklıdır…”

“Senin baban sana hiç’ Canım oğlum! Yavrucuğum!’ diye hitap etti mi?” sorusunu birçok arkadaşıma sordum. Böyle bir soru sormamın sebebi, Kuran’da Peygamberlerin evlatlarına hitap şeklinin dikkatimi çekmiş olmasıydı.

“Baban sana hiç ‘Canım, Yavrucuğum!’ diye hitap etti mi?” sorusunu sorduğum arkadaşlarımın büyük bir kısmının ailesi dindar insanlardı. Soruyu duyan arkadaşlarımın nerdeyse hepsi bu soruma güldüler. Babalarının kendilerini hitap şeklini de söyledi bazı arkadaşlarım. Ancak o hitap şekillerini buraya yazmayacağım.

‘Babam köpeğiyle konuşurken ‘oğlum’ diye hitap eder ama bana ‘oğlum’ demezdi. Çocukken çok zorumda giderdi. Sonradan alıştım galiba’ demişti bir okul müdürü arkadaş.

Örneğimiz Peygamberler…
Hz. Lokman üç ayrı yerde ve üç ayrı konuda nasihat ve tavsiyede bulunurken, oğluna “Ey oğulcuğum (yavrucuğum) diye hitap etmektedir. Arap dilinde burada kullanılan şekliyle bu kelime, bir babanın oğluna karşı söz söylerken sevgi ve şefkati belirten, en yoğun duygu yükü taşıyan kelimdedir.

Konuyla ilgili ayetler;
Hani Lokmân oğluna öğüt vererek şöyle demişti: “Yavrucuğum! Allah’a ortak koşma! Çünkü ortak koşmak elbette büyük bir zulümdür. (Lokman 13)

(Lokmân öğütlerine şöyle devam etti:) “Yavrucuğum! Şüphesiz yapılan iş bir hardal tanesi ağırlığında olsa ve bir kayanın içinde, yahut göklerde ya da yerin içinde bile olsa, Allah onu çıkarır getirir. Çünkü Allah en gizli şeyleri bilendir, (herşeyden) hakkıyla haberdar olandır. (Lokman 16)

Yavrucuğum! Namazı dosdoğru kıl. İyiliği emret. Kötülükten alıkoy. Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol. Çünkü bunlar kesin olarak emredilmiş işlerdendir. (Lokman 17)

Aynı ifadeyi Hz. İbrahim’in oğlu İsmail’e hitabında, Hz. Nuh’un oğluna hitabında, Hz. Yakub’un oğlu Yusuf’a hitabında görmekteyiz. Bu hitabın Türkçede “ Yavrucuğum” sözü ile karşılandığı bilinmektedir.

Hz. Nuh (as), kendisine isyan edip inançsızların arasına karışan oğluna bile “Oğulcuğum! Yavrucuğum!” diye hitap eder.

İsyankar evlat bile olsa…
Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. Nuh, gemiden uzakta bulunan oğluna: Yavrucuğum! (Sen de) bizimle beraber bin, kâfirlerle beraber olma! diye seslendi. (Hud 42)

Günah işleyen evladını evlatlıktan silen babalar, bunu din adına, ihlâs adına yapıyorlar maalesef. İnsandan son nefesine kadar ümit kesilmeyeceğini bilen Nuh (as)’ın, inançsızlarla birlikte olan oğlunu kurtarma çabası herkese örnek olmalı. İnsandan ümidini kesen Allah’tan ümidini kesmiş olur. Hele de bu insan kendi evladınızsa, ona karşı çok daha fazla sabırlı olmak zorundasınız.

Ama ben de Babamdan duymadım!
Sayın Vehbi Vakkasoğlu, bir muhabbet esnasında Yavuz Bülent Bakiler’e, “Siz annesi için çok güzel şiirler yazan değerli bir şairimizsiniz. Fakat babanız için hiç şiriniz yok! Bunun sebebi nedir?” diye sorar.

Şair adeta kükrer: “Nesine şiir yazacağım babamın! Hayatı boyunca bana bir kere bile sarılıp “Oğlum!” dememiş adama nasıl şiir yazacağım? Öleli yıllar oldu, daha ben ona bir Fatiha okuyamadım. Sen şiirden bahsediyorsun!”

Vehbi Vakkasoğlu: “Ağabey, siz duygularını çok iyi anlatan açık sözlü bir şairsiniz. Babanıza bu konuyu hiç açmadınız mı?” diye sorar.

Yavuz Bülent Bakiler: “Açmaz olur muyum? Memleketimdeydim. Milletvekili adayı olarak çalışıyordum. Konuşmalarım büyük takdir topluyor ama babam hiç oralı olmuyordu. O günlerde bu konuyu babama sordum.

Bana niçin ilgi göstermediğini, yüreğini bana niçin açmadığını merak ettiğimi belirttim.

Babam gözleri yaşlı olarak bana; “Oğlum, ben de babamdan sevgi görmedim. Görmediğimi gösteremiyorum” dedi.

Sayın Vehbi Vakkasoğlu bu hatırasını anlattıktan sonra şunları ekliyor.

“Gerçekten de, insanın görmediğini göstermesi zordur. Bu yüzden, babalarından sevgi görmemiş babalara çok mühim

bir görev düşüyor. Yaşadıkları sevgisizlik çemberini kırıp parçalamak ve görmediklerini göstererek çocuklarını sevgiye doyurmaktır. Yavuz Bülent Bakiler bunu başaran bahtiyarlar-dandır.

Lokman (as)’ın oğluna nasihatlerinden alınacak ilk ve en önemli ders, “Bir babanın evlatlarıyla konuşma üslubu” olsa gerek.

Allah (cc), Lokman (as) vasıtasıyla tüm babalara, “Evladınıza karşı Lokum gibi tatlı dil ile hitap edin” diyor.

“Babamdan görmedim ki!” diyenler, babalarını değil, Hz. Lokman’ı örnek alsınlar.

Bir Cevap Yazın