KPSS yolsuzluğu 15 Temmuz sonrası sık sık gündeme geldi. Yüzlerce sınavda yolsuzluk yapan FETÖ ekibi, devletin tüm kılcal damarlarına yerleşmeyi başardı yıllarca. Aradan çok uzun bir zaman geçmemiş olmasına rağmen yine aynı şeyleri konuşuyoruz. KPSS soruları çalındı mı, sızdırıldı mı? İkinci FETÖ vakası mı yaşıyoruz? Bu kadar acı tecrübeye rağmen neden tedbir alınmıyor?

Olay çok taze olduğu için arkasından ne çıkar bilmiyorum. (4 Ağustos itibari ile sınav iptal edildi) Ancak devlete sızmak ve devlet içerisinde kadrolaşmak denilince, bunu sadece FETÖ ekibinin yaptığını sanacak kadar saf olmamalı kimse.

Kul Hakkı mı?

Çalınmış sorularla polis, hakim, savcı, öğretmen olmuş FETÖ mensuplarının pişman olanını gördünüz mü? Çok nadir var pişman olduğunu söyleyen. Onlar da pişmanlık yasasından yararlanmak için mi bunu söylüyor, gerçekten pişman oldukları için mi bilemeyiz. Çalınmış sorularla yıllarca memur olmuş olan bir kişi, memur hayatı boyunca haram lokma yemiş oluyor. Sorular çalınırken bunun kul hakkı olduğunu bilmiyorlar mıydı? Risale sohbetlerinde, Fethullah Gülen vaazlarında, okudukları dini kitaplarda kul hakkı konusuna hiç mi rastlamadılar? Yoksa cemaatin menfaati için soru çalmanın caiz olduğuna dair fetva mı aldılar? Bunlar cevaplarını herkesin bildiği sorular. Allahın dini İslam’da kul hakkı en büyük günahlardandır. Ancak cemaat dininde cemaatin menfaati ve kadrolaşması için soru çalmak sadece caiz değil aynı zamanda sevaptır!

Cemaat dini derken sadece FETÖ ekibini kastetmiyorum. Diğer cemaatler kadrolaşmak için uğraşmıyor mu? Kadrolaşmak için soru çalacak kadar alçak değildir diğer cemaatler diye düşünecek kadar saf olanlar dışında herkes bilsin ki, FETÖ ile diğer cemaatler arasında kadrolaşma yarışında bir fark yoktur. Özellikle 15 Temmuz sonrası boşalan kadrolara yerleşmek için olağanüstü çaba sarf ediyor diğer cemaatler. Hatta birbirleriyle yarışıyorlar.

Nurcular soru çalmaz diyecek kadar saf olmayın!

Süleymancılar soru çalmaz diyecek kadar aptal olmayın!

İskenderpaşa cemaati soru çalmaz diyecek kadar kör olmayın!

Menzil ekibi soru çalmaz diyecek kadar sağır olmayın!

İsmailağa cemaati soru çalmaz diyecek kadar cahil olmayın!

Cemaat Ahlakı

Cemaatlerin din ve ahlak anlayışı İslam ahlakı ile belirlenmez. Dava uğruna, hizmet için, şeyhin duası için, şefkat tokadı yememek için diye başlayan fetvaları var hepsinin. Cemaatlerin dininde kadrolaşmak imanları gereğidir. Cemaatlerine olan imanları gereği her kadroyu kendilerinin hakkı gibi görürüler. Çünkü Hak sadece kendi cemaatlerinin, kurtuluş kendi fırkalarındadır.  

Hadi diyelim soru çalmadılar! Kadrolaşırken kendi cemaatinin adamına torpil yaparak kadrolaşmak ile soru çalarak kadrolaşmak arasında bir fark var mı? Cemaatinin adamını üniversitede öğretim görevlisi yapmak için uğraşanlar, kul hakkına girmiş olmuyor mu? 

Türkiye’de ki dindarlar FETÖ kadrolaşırken ‘Bari namazlı abdestli çocuklar polis oluyor’ diye düşünerek sustular. Kul hakkını unutmuş olmanın bedelini, 15 Temmuz gecesi namazlı, abdestli, nurcu, ehli sünnet bir cemaat olan FETÖ, başlarına bomba yağdırınca ödediler. 15 Temmuz gecesi patlayan bombalarla uyansalar da nasıl uyutulduklarını pek anlamış görünmüyorlar. Gerçekten uyandılar mı diye şüphe ediyorum genelde. Soru çalarak kul hakkı yiyen, cemaatin torpiliyle makamlara gelen insanlar FETÖ ekibinden değil de diğer Nurcu gruplardan, İskenderpaşa veya Süleymancılardan olunca caiz mi oluyor?

Baş Belası

Devlet içinde devlet olmaya çalışmayan, paralel devlet yapısı gibi örgütlenmeyen, kadroları ele geçirmek ve makamlara gelmek için her yol caizdir demeyen bir tane cemaat yoktur Türkiye’de. Osmanlı tarihinde de devletin başına bela oldu bunlar, Cumhuriyet tarihinde de devletin ve milletin başına bela olmaya devam ediyorlar. Hamaset tarihi okumaktan gerçek tarih okumaya zaman ayırmayanlar, tarikatların Osmanlı’nın başına ördüğü çorapları bilmiyorlar.

Fatih Sultan Mehmed İstanbul’un fethinden sonra, devleti daha rahat yönetebilmek ve tarikatların paralel devlet olma yarışından kurtulmak için tüm cemaat ve tarikatların mal varlığına el koymuş, birçok şeyhi sürgüne göndermiştir. Fatih Sultan Mehmed gibi dirayet ve feraset sahibi yöneticiler olmadan bu beladan kurtulamayız.   

Bir Cevap Yazın