Çocuk eğitiminde ödül ve ceza dengesi hep tartışılır. Çocuklara bir alışkanlık kazandırmak için, onlara ödül vermek mi daha doğru bir yöntemdir, ceza vermek mi?

Ödül vermeyi abartmanın yanlış olduğunu söyleyen uzmanlar da var. Cezasız olmaz diyenlerde var. Sürekli ödül karşılığı iş yapmaya alışan çocukların rüşvete alışacağını iddia edenlerde var, dayağın arsızlaştırdığını söyleyenlerde var.

Ödül ve cezada “denge kurmak” her şeyden daha önemlidir.

Ödül vermek, iyiliği sulamaktır…
Her çocuğun hem iyi yönleri hem de kötü yönleri vardır. Mükemmel çocuk, mükemmel insan yoktur. Aile evladının iyi taraflarını ödül ile sulayarak, iyi taraflarının çoğalmasını sağlamış olur. Bazı ödüller peşin, bazıları taksitle verilmeli.

Rüşvete alıştırmak ile ödül arasındaki dengeyi kurmak gerekiyor.
Ben, parayla kitap okumaya alıştım. 13 – 14 yaşlarında annem beni kitap okumaya alıştırmak istedi. Yaşım gereği oyun oynamayı tercih ediyordum. Annem bana, kitap başına para

vermeyi teklif etti. Ben de razı oldum. Her bitirdiğim kitap için annemden para alıyordum.

Birkaç hafta sonra annem, “Bu hafta param yok! Şu kitabı da benim hayrıma oku!” dedi. Ben bir kitaba baktım bir anneme ve “para vermezsen okumam anne!” dedim.

Sevdiği şeyden mahrum bırakmakta bir cezadır.
Ceza denilince maalesef birçok insanın aklına “dayak” gelmektedir. “Çocuk ve Dayak” konusunda, Ali Çankırılı Bey’in çok güzel bir benzetmesine rastlamıştım. Şöyle diyor: Dayak atarak çocuklarını veya öğrencilerini eğitmeye çalışan kişi, lisan-ı haliyle, “Ben seni normal yollarla nasıl yola getireceğimi, nasıl eğiteceğimi bilmiyorum. Ancak senden büyük ve güçlü olduğum için seni dövüyorum.”

Yani dayakla çocuk eğitmeye çalışan kişi, bilgisizliğini ve beceriksizliğini tescil etmiş oluyor. En hafif deyimle, sabırsız-lığını… Çünkü çocuk eğitmek, sabır işidir…

Ceza olarak, sevdiği ve istediği bir şeyden mahrum bırakmak varken, dayak atmak işin kolayına kaçmaya çalışmaktır.

Cennet rüşvet değildir…
Allah insanoğlunu cihada (din için çalışıp mücadele etmeye) davet ederken, iki şey vaat ediyor. Ganimet ve Cennet…

Çocuklara ödül vererek onlara alışkanlık kazandırmaya çalışmanın rüşvet olduğunu iddia edenler, Ganimet ve Cennet vaadinin de rüşvet olduğunu düşünmezler herhalde.

Ganimet ve Cennet vaadi bir rüşvet değil, teşviktir. Teşvik edilmeye en çok muhtaç olanlar da, çocuklardır.

Okuma alışkanlığı kazandırmaya teşvik edilmeli.
Ders çalışma alışkanlığı kazanmaya teşvik edilmeli.
Namaz kılma alışkanlığı kazanması için teşvik edilmeli.

Ama benim çocuğum!
“Ama benim çocuğum!” diye itiraza başlar birçok anne baba. Kendi çocuğunu motive etmek için her şeyi yaptığından, ancak mesafe alamadığından sürekli şikayetçi olur. Aynı yöntem her çocuk için faydalı olmayabilir. Ne kadar zor ve inatçı bir çocuk olursa olsun, anne baba evladı için bir şeyler yapmaya çalışmaktan asla vazgeçmemeli.

Her çocuğun kendine has özellikleri vardır. Çocuklara bir alışkanlık kazandırmak konusunda tek bir yöntem yoktur. Her anne baba, kendi evlatlarının artılarını, eksilerini, zayıf ve güçlü yönlerini bilmeli ve ona göre davranmalı. Oğlunun ders çalışmamasından şikayetçi olan bir anne yaşadıklarını anlatmıştı.

Oğluma söz geçiremiyordum. Her gün, “Televizyonu kapat, cep telefonunu elinden bırak, dersinin başına otur!” demekten yorulmuştum. Okuldan notlarını öğrendiğim gün iyice hayal kırıklığına uğradım. Çocuk okuldan eve gelince ona söyleyecek söz bulamadım. Dayak atsam, ondan çok benim canım acıyordu. Sinirlerim iyice bozulmuş olmalı ki oturup uzun uzun ağladım. Benim ağladığımı gören oğlum çok üzüldü. Gelip boynuma sarıldı, “Anne söz veriyorum, derslerime çalışacağım!” dedi. Gerçekten dediğini de yaptı. Bir ay kadar çok güzel ders çalıştı. Bende çok mutlu olmuştum.

Bunları bana anlattıktan sonra bana: “Hocam bir haftadır çocuk yine gevşetti. Ders çalışmamaya başladı. Ben şimdi ne yapayım?” diye sordu.

“Abla sen oğlunun zayıf damarını bulmuşsun. Sen bundan sonra her ay ağla!” dedim.

“Ama Allah (cc) Cehennem narından da bahsediyor!” diye itiraz edenler, cehennemin çocuklar için değil, büyükler için olduğunu unutuyorlar.

Bir Cevap Yazın