Kalabalık bir şehirde yaşayan bir genç, bir gezi esnasında tanıştığı köylü arkadaşının yanına şehre gider. Şehrin en güzel yerlerini arkadaşına gezdirirken, çok kalabalık bir cadde de, köylü genç aniden durur.

                ‘Cırcır böceğinin sesini duyuyor musun?’ deyince, şehirli çocuk hem güler hem de, “Şehrin en kalabalık caddesindeyiz. Bu gürültünün ortasında cırcır böceğinin sesi duyulmaz ki! Korna sesleri, araba sesleri, insan gürültüleri var buralarda. Sen galiba köyünü özledin?” der.

                Köylü genç “Bir dakika!” diyerek yolun karşısına geçer. Dev binaların arasındaki çalılığa elini uzatır. Avucuna aldığı cırcır böceğini arkadaşına gösterir.

                Arkadaşı iyice şaşırır. “Bu kalabalığın ve gürültünün ortasında cırcır böceğinin sesini nasıl duydun? Sende de amma kulak varmış!” deyince, köylü genç arkadaşına “İnsan önem verdiği her şeyin sesini kalabalıklar arasında bile duyar” dedikten sonra arkadaşından biraz demir para ister.

‘Bak, şimdi sana bunu ispat edeceğim!’ dedikten sonar, avucunda ki demir paraları yürüyen insanların bulunduğu  tarafa  doğru  atar.  Paraları  yere   düşünce şangır şungur ses çıkartır. İnsanların büyük bir kısmı ellerini ceplerine atarak arkaya doğru dönerler.

                Köylü genç arkadaşına, ‘Gördün mü? İnsan önem verdiği her şeyin sesini, kalabalıklar arasında bile duyar’ der.

                Hazine insandır…

                Bir milletin en büyük hazinesi nedir?

                Ekonomik gücü mü?

                Yer altı kaynakları mı?

                Yer üstü kaynakları mı?

                İnsana yatırımın en büyük yatırım olduğunu bilen birine, ‘Bir ülkenin en büyük hazinesi nedir?’ diye sorulsa, hiç tereddüt etmeden, ‘Bir ülkenin en büyük hazinesi, o ülkenin gençliğidir!’ demesi gerekir.

                Teknoloji başında eğlenmekten başka bir şey yapmayan, sokakta serserilik yapan, ‘Bunlardan adam olmaz!’ diye dışlanan gençlerin, milli ve manevi damarlarına basıldığı zaman, nasılda ülkesine ve değerlerine sahip çıktığını her şehit cenazesinde görüyoruz. En son 15 Temmuz 2016 gecesi, tankların karşısında duranlar yine gençler oldu.

Mini etekli ‘cazgır’ kızların, serkeşlik yapan ‘serseri’ gençlerin büyük bir kısmının, mili ve manevi değerlerimiz konusunda duyarsız olmadığını görmek zorundayız.

                Önce bakış açımızı değiştirmek zorundayız

                Leyla ile Mecnun hikayesi malum. Asıl adı ‘Kays’ olan delikanlı sevdiğine kavuşamayınca ‘mecnun’ olmuş. Adı dillere, kendisi çöllere düşmüş. Mecnun’un aşkını duyan bir Vali onu yanına çağırtmış. Bir insanın üzüntüden ne hale gelebileceğini görünce, çok üzülmüş.

                Bir delikanlıyı çöllere düşürüp ‘mecnun’ eden Leyla’yı merak etmiş. Leyla’yı getirtmiş huzuruna. Ancak Leyla’yı görünce daha çok şaşırmış. Çünkü Leyla ‘kara, kuru’ bir kız. Uğruna çöllere düşülecek bir güzelliği de hiç yok.

                Vali Mecnuna dönüp ‘Sen, bu kız için mi çöllere düşüp mecnun oldun?’ diye sorunca, mecnun hiç tereddüt etmeden, ‘Siz ona bir de benim gözümle bakın!’ demiş. Valinin gözünde ‘kara, kuru  bir kız’ olan Leyla, mecnunun gözünde çöllere düşülecek bir güzellikmiş.

                Ne Görüyoruz?

                Anne baba, çocuklarının bu ülkenin en büyük hazinesi olduğunu unutmazsa, onlara gerekli önemi verirse, bu ülke geleceği için en büyük yatırımı yapmış olurlar.

Öğretmenler gençliğe ‘geleceğimiz’ gözüyle bakar, yaramazlıklarının ‘gençlik dönemine ait geçici bir eylem’ olduğunu unutmazsa, yarınlarımız çok daha aydınlık olacak.

                Bu ülkede etkili ve yetkili olup, zerre kadar ülkesini seven her insan ‘en büyük hazinemiz olan’ gençlerimizin ellerinden tutmak zorunda olduğunu, önce kendisine sonra çevresine hatırlatmak zorundadır.

                İşsiz kalan gençlerin, art niyetli insanlar tarafından çok çabuk kullanılabildiğini, doğru yönlendirilemeyen gençlerin, yanlış yönde harcandığını geçmiş yıllarda defalarca gördük.

                Kalabalıklar arasında slogan atan gençliğin, ‘Bana sahip çıkın!’ sesini duyabiliyor muyuz?

                Gençlere  bakarken  Mecnun’un  gözüyle bakabiliyor muyuz?

                Biz bunu başarabilirsek, ülkemizin en büyük hazinesine sahip çıkmış oluruz. Biz sahip çıkmazsak başkaları kullanmakta hiç tereddüt etmiyor.

                Bunu anlamak zorundayız.

                Gençliğin sesine kulak verin!

                Gençlerini ihmal edenler, geleceklerini imha eder.

Bir Cevap Yazın