Eğitmek, öğretmek değildir sadece. ‘Hayatı” da anlatmak zorundayız çocuklara.
Anne kucağı, eğitim ocağı derken ‘okul hayatı” bitip ‘hayat okulu” başlıyor. Anne kucağında yürümeyi, okul ocağında okumayı – yazmayı öğrenen çocuklar, lise bitince sudan çıkmış balığa dönüyor.
Çünkü lise bitince ‘hayat” başlıyor. Liseyi bitirenleri %20’si üniversiteye gidiyor. %80′i ‘hayat okuluna” devam ediyor. Hayat okulu, okul hayatı kadar kısa da sürmüyor. Hayat okulunda hiçbir şey okul hayatına benzemiyor.
‘Yürümeyi” öğretip, ‘yaşamayı” öğretmeyen anne baba, okumayı yazmayı öğretip ‘hayatı anlamayı” öğretmeyen bir eğitimci çocukları hayata hazırlayamamış demektir. -
Hayatın çok küçük bir parçası olan sınava (yazılı, sözlü, OKS, ÃSS), çocuğu hazırlayıp, hayatın kendisinin ‘telafisi olmayan bir sınav (imtihan)” olduğunu onlara öğretmekte bizim sorumluluğumuz değil mi?
-
Hayat okulun da ‘kazanmakta” var ‘kaybetmekte”. El bebek gül bebek büyüyen çocuklar bunları bilmiyor. Okul yıllarında ki arkadaşlarının samimiyetini iş hayatında bulamayınca şaşırıyor. Bazen bocalıyor
Bazen en iyi arkadaşlarınız yaralar sizi. Arkanızı yasladığınız ‘taş”ların, arka-taş olmadığını anlayınca üzülürsünüz. Bazen hayatınızı vermeyi düşündüğünüz insan yüreğinizde yaralar açar. Bazen iş hayatı zor geçer. Bazen kazanma çabanıza rağmen kaybetmek ağır gelir.
Zorlukların hayatımızın biley taşları olduğunu, kaybede kaybede kazanabileceğimizi öğretmek zorundayız çocuklara. Dünyanın bir cennet olmadığını, ‘imtihan” için gönderildiğimizi anlatmak zorundayız. Sıkıntı çektiği zaman ‘burası cennet değil, dünya” diyebilmeli hayata hazırladığımız çocuklar.
‘Dürüst” olmanın da ’sahtekâr ve yalancı” olmak kadar bedeli olduğunu, dürüstlüğün kısa vadede ‘acı” uzun vadede ‘mutluluk” getirdiğini, sahtekâr ve yalancı olmanın ‘geçici” mutluluk ‘kalıcı” zararlar verdiğini de anlatmak zorundayız. Tek dünyalı yaşayanların ‘geçici”, çift dünyaya inanmışların ‘kalıcı” mutluluk ve huzur için ‘bedel” ödemeye hazır olmaları gerektiğini de-
Bazen gülmekten, bazen ağlamaktan yorulacağımızı, gülerken ‘şükür”, ağlarken ’sabır” diyebilmeleri gerektiğini de anlatmak zorundayız.
Bir ‘acı”nın, bin kahkaha’dan çok daha fazlasını öğrettiğini, iyiliğin ‘garip” olduğunu, garipliğin ‘kötü” olmaktan çok daha erdemli olduğunu da bilmeleri gerek.
İyilik yapıp denize attıklarımızın ‘balıklar” tarafından anlaşılmasa bile ‘halik”ın her şeyi gördüğünü, ilahi kameraların sadece yaptıklarımızı değil, kalbimizden geçirdiklerimizi de kaydettiğini de anlatmak zorundayız.
Yaşamak yaralanmaktır,
Yaşamak; yaralanmayı göze alabilmektir gerçeğini kulaklarına küpe etmeliyiz.
- - - - - - - - - - -
Sıkıntı çekmeyen tek bir peygamberin olmadığını, zahmette çoğu zaman rahmetin gizlendiği anlatmalıyız ki küçük bir sıkıntı da bunalıma girmesinler.
Yaşamak, gecenin tüm karanlığına rağmen, buğulu bir cama güneşin resmini çizebilmektir.-
Bunları sadece çocuklarımıza öğretmek değil, kendimize de hatırlatmak zorundayız gibi geliyor bana
Ne dersiniz?
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Sait ÇAMLICA
Eğitimci – Yazar-
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - saitcamlica@gmail.com
Bu Yazıyı Yazdır
Bu yazı Salı, 13 Mart 2007, 16:27 tarihinde Yayınlanmış Yazılarım kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
“Dindar bir insan yetiştirmek!” denilince, her yerde aynı klasik süreç takip ediliyor. “Allah bir!” demeye alıştırılır çocuklar. Sonra Kur’an alfabesi öğretilir. Namaz sureleri, Yasin, Tebareke ve Amme cüzleri ezberletilir. Özellikle Hafız olmasını sağlayabilmişse aile, en büyük başarı elde etmiş olmanın mutluluğunu yaşar. ..
Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....














Evet, aynen ben de liseyi bitirdiğimde sudan çıkmış balığa döndüm. Okul hayatı beni hep sınavlara hazırladı ama hayata hazırlamadı. Öğrenciliğim biteli yıllar oldu. Ama ben hayatımı hala bir düzene koyamadım…Ve hala görüştüğüm arkadaşlarım okul sıralarında edindiğim arkadaşlarımdır. Paylaşmak istedim…
Bütün yazdıklarınıza harfi harfine katılıyorum.
evt haayat okuldan sonra başlar en uzun yoldur kimine göre uzun kimine göre kısadır hayat! ama dışarda ne okuldaki gb huyunu suyunu bilen öğretmenler nede evdeki gibi üzerine titreyen anneler babalar olmuyor! ve o zaman başlıyor işte senn bireyliğin yalnızlığın hayatın be bildiğin şeyleri bu sefer öğrenmeye başlıyorsun yaşarayak . . .