Bilgisayarımın başına oturdum. Günün yorgunluğu üzerimde olmasına rağmen, yeni kitap çalışmam için notlarımı bilgisayara geçirmeden önce maillerimi kontrol etmek istedim. ‘Annem sana öyle hasretim ki” diye başlayan cümleyi okuyunca, uzun uzun yazılmış maile kilitlendim kaldım. Her satırında bir yürek yarası gizliydi sanki. Yüreğinden akan kanı mürekkep yapmış, duygularını kağıda öyle dökmüş gibi geldi bana.

Bir kız çocuğunun annesine yalvarırcasına yazdığı mektubu aktaracağım size. Mine’nin yalnızlık çukurundan feryadı gibi geldi bana. Çok iyi biliyorum ki yazılmamış, yazılamamış o kadar acılar var ki ailelerde. Bu, onlardan sadece bir tanesi

* * * * * * * * *

‘Anne duy beni!”

Annem - sana öyle hasretim ki bunu anlatamam seni canımdan çok seviyorum Ama sen bende nasıl duvarlar ördün ki yanımda iken bile sana hasretim

O kadar büyük yaralarım var ki annem bunları hissetmiyor musun? Ben senden bir parçayım annem Sen taşıdın beni karnında Annelerin çocukları acı çektiğinde hissettiklerini söylediler, onlar anlarlar dediler Ama sen beni hissetmiyorsun? Ama bu içimdeki yaralarım senden anne

Duy anne! Sana o kadar çok sessiz çığlıklar attım ki, beni tekrar hissetmen için annem O kadar çok caba sarf ettim ki

Dil yarası derlerdi O nedir derdim Senin bende açtığın yaralar ile öğrendim annem dil yarasını ne olduğunu Her gün durmadan kanayan yara imiş Hiç kimsenin çare olamayacağı merhem olamayacağı bir yara imiş dil yarası ..Ama annem şu gözyaşlarımı bir gün sen sil annem sen Hep yüzüm gülüyor gözüküyor hep Ama içime akıtıyorum göz yaslarımı Bu daha çok acıtıyor canımı annem Birde - sen sil gözyaşlarımı Belki daha ağlamam Senin hasretinden akıyor bütün bu gözyaşlarım Ama sen hep benim yerime başkalarını sevdin Başka çocukları göstererek beni benden ettin annem Çok konuşmak istedim seninle annem Ama olmadı işte, yapamadık seninle annem konuşamadık SENİN YANINDA SANA HASRETİM ANNEM En güzel yaşlarımı, en güzel hayallerimi aldın ama olsun sana her şey feda olsunBeni dokuz- ay karnında taşımışsın Buna saygım vardır ama annem SENİ COK AMA SEVİYORUM VE O KADAR COK HASRETİMSİNKİ bir gün inşallah senle arkadaş olmayı becerebiliriz Beni tanımayı isteyeceğini zannediyorum ve bunun için her gün yalvarıyorum annem Her gece yalvarıyorum Allah’ıma senin beni hissedeceğin günü sabırsızlıkla bekliyorum

* * * * * * * *

‘Anne duy beni” diye başlıyor mektup. Kim bilir belki de bu satırları kalem alırken annesi yan odada dizi izliyordu. Aynı ev içinde yalnız yaşayan insanlar olduk.

Yanınızda olduğu halde bir insanı özlüyorsanız, ya o insana aşıksınız, yada aranızda duvarlar örülmüş. Anne ile kız arasında niçin duvar örülür ki?

Bıçak kemiğe dayanmadan çığlık atmaz insan. Yalnızlık öylesine bir çukurdur ki insana çığlık attırır.

Farkında mısınız yan oda da oturan annesiyle konuşabilmek için Allah’a yalvarıyor. Televizyon hastası olmuş tüm anneler;

Elinizde TV kumandası kanallar arasında dolaşırken, ara sıra yan odada oturan ve ağlayan kızınıza da uğrayın! Takip ettiğiniz dizinin devamını merak ettiğiniz kadar kızınızın odasında kara kara neyi düşündüğünü de merak edin.

Bu maili okurken bir ilkokul öğrencisinin öğretmenine yazdığı mektup geldi aklıma. Mektubunun bir yerinde ilkokul öğrencisi ‘Benim annem Televizyonun kumandasını elinde tuttuğu kadar benim ellerimden tutmuyor hocam!” diyor.

‘Televizyon yüzünden aile içinden sohbet bile edemez olduk!” demiştim bir sınıfta öğrencilerime. Kız öğrencilerimden bir tanesi parmak kaldırdı ve ‘Hocam! Geçen akşam evde elektrikler kesildi. Annem, babam ve kardeşlerim oturduk iki saat sohbet ettik. Hem de mum ışığında. Ben o zaman fark ettim annemi babamı ve onlarla sohbet etmeyi ne kadar çok özlediğimi” dedi.

Aynı evde birbirine hasret yaşayan, birbiriyle konuşmayan, birbirleriyle sohbet etmeyen insanlar olduk.

Sonra bu çocuklar bizi anlamıyor diye şikayet ediyoruz.

Anneliği doğurmak, babalığı doyurmak zanneden bir toplum haline nasıl geldik diye hepimizin düşünmesi lazım.

Annelik çocuğu doğurmak değil, sevgiyle doyurmaktır.

* * * * * * * *

Kırmızı ile yazılan cümleler tamamen mailden alıntıdır

Kırmızı cümleler

Kan kırmızısı cümleler

Mürekkep gibi…

Yürekten akan mürekkep

 

Sait ÇAMLICA

Eğitimci – Yazar www.saitcamlica.com

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Bu yazı Çarşamba, 11 Nisan 2007, 15:48 tarihinde Yayınlanmış Yazılarım kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.

“” için 10 Yorum

  1. gülsüm diyor ki:

    minem seni çok iyi tanıyorum ve tanıdığım içinde şükredyorum hep Allaha çektiğin acıları en iyi ben biliyorum seni seviyorum hernekadar anne sevgisini başka bir sevgi ile dolduramasada ben seni cok seviyorummmmm

  2. ali diyor ki:

    Mine abicim döktürmüssün yazını yine… hep diyorum gel yazılarını toplayalım derleme yapalım belki ilerleyen zamanlarda türkiyedeki ünlü yazarların arasında seninde ismini görebiliriz… ne dersin??? :)
    seni kutluyorum içindeki duyguları kağıda döküp gözyaşlarıyla rahatlama cabasına girdiğin için.Peki bunu basaramayan içinde anne hasreti olup patlamaya hazır bomba gibi olanlar ne yapacak….
    bu arada sözünü unutma :)

  3. meltem diyor ki:

    ben annemi çok hemde çok seviyorum bu şiirleri okuyunca hep onu anıyorum canım annem seni çok seviyorum…

  4. meltem diyor ki:

    her günüm onunla her saniyem her dakikam onunla ben yanımda olsa bile duvar sanki aramızda öyle büyük bir duvarki bir türlü erişemiyorum ona canım annem SENİ ÇOOOOOK SEVİYORUM…..

  5. meltem diyor ki:

    ANNECİĞİM O KADAR ÇOK ŞEY VARKİ SANA ANLATMAK İSTEDİĞİM O KADAR BÜYÜK GELİYOR SENİN SÖZLERİN LAFA NASIL BAŞLAYACAĞIMI BİLEMİYORUM İLK CÜMLEME ŞÖYLE BAŞLAMAK İSTİYORUM SENSİZ OLAMIYOR SENSİZ YAPAMIYORUM ANNEM…….

  6. mine diyor ki:

    meltemcim yorumlarını okudum ve cok teşekkür ederim ama neden bilmiyorum seninde benimde aynı şeyleri yasadığımıza inanaıyorum ve seninle gerçekten tanısmayı cok isterim

  7. zeynep diyor ki:

    canım benim aynı şeyleri bende yaşıorum.seni çok iyi anlıorum.ama tek farkımız var sen duygularını yazıya dökebiliyorsun bense sadece sessiz sessiz ağlıorum.üzülme canım.ben ilerde çocuklarıma asla böyle acı vermicem..kendine tatlı bak..

  8. Seher Özcan diyor ki:

    Çalışan bir anneyim. 19 aylık cennet bir kokulu bir yavrum var. bu maili okuyunca yavrumdan akşama kadar uzak kaldığım için çektiğim acıyı onlarca kez yine duydum. Mine ‘ciğim duaların karşılıksız kalmaz gulum. Kalbinin güzelliği satırlarından belli. Rabb’im kalbine göre versin inşallah. Annen ile sıcacık uzun ömürler diliyorum sana..

  9. gıcık diyor ki:

    Kalbine sağlık mine;deniz gözlerini aglattıgı,o tertemiz kalbini acıttıgı için bende kızgınım senin annene.Anne hasreti nedir bende bilirim; 8 yıldır gurbetteyim ama seninki baska yanındayken bu kadar mesafe varsa aranızda alah yardımcın olsun başka ne denilebilirki inşallah herşey gönlünce olur çünkü bunuhakediyosun…

  10. sibel diyor ki:

    anne biz seninle iki arkadaş gibiydik senle paylaşırdım sırlarımı şimdi sen yoksun kimle konuşup dertleşecem anne
    içimden haykırmak istiyorum ama sadece ağlamakla yetinebiliyorum olmuyor annem sensiz olmuyor.Duy artık sessiz çığlıklarımı hisset beni ANNEM.

Yorum yapın