Yalnızlığı, ağlamayı bilir misin….?

Yalnızlığı, ağlamayı bilir misin….?

Bilir misin yalnızlık ne demek? Bilir misin gökyüzündeki yıldızlardan medet ummayı? Uzattın mı elini bir yıldız boyunca belki tutarım diye farkında olmadan?

Uykusuz kalmayı bilir misin sabaha kadar? Hiç küstün mü hayata? Aslında kendindir küstüğün küçüğüm……

Kapatıp gözünü hayaller kurduğun oldu mu geleceğe dair? Bazen küçük bir masumiyet belirir tebessümünde, bazen gözünde hırçın bakışlar.

Kızdın mı kendine günlerce? Kendini tanıyamadığın oldu mu hiç? Bazen cesaret edemeyen konuşmaya ve bazen hiç susmayan sen.

Sevdin mi birini? Her yağmur yağışında saatlerce bekledin mi? Sevdiğini pencerenin önünde?

Bir yudum sevgi için dilendiğin oldu mu sert bakışlardan? Yaslanacak bir omuz aradın mı?Birden güldüğün oldu mu sebepsiz? Her şeyde kendini bulmadın mı hiç? Rüyalarda yaşadığın oldu mu hayatını,istemediğin oldu mu uymayı?

Baktığın ama göremediğin oldu mu etrafı? Ufak bir sorunu büyütüp ölmeyi de mi istemedin hiç? Sebebini bilmediğin bir ağırlık çökmedi mi üstüne? Büyüdüğünü fark edip zamana düşmen oldun mu?

Hecelerin az geldiği, kelimelerin yetmediği oldu mu duygularını anlatmaya?

Ağladığın oldu mu sebepsizce sabaha kadar? Belki sen ağlamayı bilmiyorsundur, sevmeyi bilmediğin gibi…..

İki damla yaş değildir ağlamak. Önce hüzünlenmek sonra düşünmek,hayal etmek anıları yaşamak büyük bir özlem içinde o küçük oyuncak bebeğe sarılmak…..

İşte budur ağlamak ve yalnızlığı yeniden yaşamak…

Sensizlik diyarlarında geziniyorum,her gün…..

Her sana uzandığımda ellerim boşlukta yalnızlığın verdiği ızdırapla kıvranıyor. İleride bir gün buluşacağı ellerin hayaliyle yaşıyor. Bir gün uzaklara gidip unutuldun hissine kapılırsan hayatının en büyük hatasını yapmış olacaksın. farkında olmadan birilerin kalbinde,birilerin beyninde,birilerinin gözlerinin önünde olduğunu bilmeyeceksin. Bunun için ağlayacaksın. boş yere göz yaşı dökeceksin ama bunun boş yere olduğunu asla bilmeyeceksin  hayatının anlamını,varolmanın bazılarına verdiği mutluluğu yaşattığın o güzel duyguyu asla anlamayacaksın ANLAYAMAYACAKSIN…..

 

www.saitcamlica.com

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Bu yazı Pazartesi, 08 Ocak 2007, 20:30 tarihinde Aşka Dair Hikayeler kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.

“Yalnızlığı, ağlamayı bilir misin….?” için 14 Yorum

  1. Derya diyor ki:

    Yorum yok, gözyaşı var :)

  2. serce diyor ki:

    yada anlayacaksın ama bir kere anlamak yetmeyebilcek, yetmeyi ise bilmeyecek kalbim henüz ama bir şeyi de bilecek yarın olunca bu duygular gececek ve gercekler geri gelecek bir kez daha yaşatmak için seni!!!
    –s@ygı|@|2–

  3. mine mutlu diyor ki:

    cok güzel bir yazı bence sevginin anlamı sevdiğin kişiyi onsuz yaşayabilme cesaretini göze almış demektir. ve gercekten böle sevelere sonsoz saygılarımla ve hiçbirzaman içlerindeki o sevgiyi kaybetmeme dilekleriyle

  4. aysel diyor ki:

    “ANLAYAMAYACAKSIN…..” varmıki anlayalım hayat hep tersten bakıyor bize. Belki biz fazla ciddiye alıyoruz hayatı. Gereğinden fazla…Ama ağlamanın iki damla gözyaşı olmadığını,içinde öyle derin biryerde bi yara oluşturduğunu, hatta ağlamak için bazen gözyaşlarına ihtiyaç duyulmadığınıda öğrendik

  5. zehra yılmaz diyor ki:

    Öyle bir anıma denk geldi ki bu yazı zaten tutmaya zorlandığım gözyaşlarım sel olacak ama olmuyor iş yerinde ağlanmıyor ağlamak bile yasak ya.

  6. aşık kız diyor ki:

    bu hikaye bana mı yazılmış acaba böyle bir günde böyle bir hikaye tam denk geldi
    ben sensiz geçen her bir dakikaya ağlıyorum sen ise yanlızlığıma gülüyorssun…

  7. ÇiĞdEm diyor ki:

    Bu kadarda olmaz dedirtecek cinsten bu hikaye..
    Sanki birlikte yaşadıklarımı konuşmuşuz da siz yazmışsınız gibi ….

    Ben yanlızlığı ağlamayı çok iyi bilirim peki ya sen?????

  8. zeynep diyor ki:

    çokk güsel bir hikaye yahaaa

  9. atiye diyor ki:

    süper süper süper sevmenin degerini bilmeyenlere iyi bi ders olur bi bakıma

  10. dursune diyor ki:

    spr ya mükemmel

  11. bülent diyor ki:

    aşık olup yanlız kalmak kadar zor ve kötü birşey yoktur

  12. bülent ve tuaana diyor ki:

    Aska Ve Terke Dair…

    Bazen öyle bir iliskiye tutulursunuz ki, ne sevebilir,ne
    terkedebilirsiniz. Kör kütük baglanmissinizdir aslinda… En güzel
    yillarinizin, aci tatli hatiralarinizin ortagidir; iç çekismelerinizin
    müsebbibi, yazilarinizin ilhami, sohbetlerinizin konusudur. Gözyaslarinizda,
    bilinçaltinizda, kahkahanizdadir. Korkunca saklandiginiz bir siginak,cosunca
    öptügünüz bir bayrak…Sevdaniz riyasiz, çikarsiz, karsiliksizdir.Sinirsiz
    ve nihayetsiz;
    “Ölmek var, dönmek yok”tur.
    * * *
    Lakin gün gelir anlarsiniz; içten içe bir seylerin kanadigini…
    Tutkulu sevdalarin gizli hançerleri baslar parildamaya…Surasindan,
    burasindan elestirmeye koyulursunuz:
    “Söyle görünse, öyle demese, degisse biraz ya da eskisi gibi olsa…”
    Baskalarini örnek göstermeye, “Bak onlar nasil yasiyor” demeye
    baslarsiniz. Hem birlikte yasayip, hem özgür olmanin yollarini ararsiniz.
    Askinizin gözü kör degildir artik, yanlisini görür düzeltmek istersiniz.
    “Eskiden böyle miydi ya..” diye baslayan sohbetlerde
    açilir elestirinin kapisi; açildikça, bastirilmis itirazlar yükselir
    bilinçaltindan… Böyle süremeyecegini bilirsiniz. Degissin istersiniz.
    O, sevgisizliginize yorar bunu… Ihanete sayar. Tutkulu iliskilerde
    ihanetin bedeli ölümdür. “Ya sev böyle ya da terket” diye gürler…
    * * *
    Bir zamanlar bir gülücügüyle alacakaranligi isitan o rüya, bir kabusa
    dönüsür birden… Kapatir gönlünün kapilarini, yasaklar kendini size…
    Hoyrattir, bakmaz yüzünüze… Zehir akar dilinden, konusturmaz,
    suçlar,yargilar mahkum eder. Mühürler dudaklarinizi, yirtar atar
    yazdiklarinizi, siler sizi defterden… “Iyiligin içindi hepsi, seni
    sevdigim için…” dersiniz,dinletemezsiniz. Ayrilirsaniz asamayacaginizi
    bilirsiniz, lakin böyle de sevemezsiniz. Ihanetten kirilmistir kaleminiz;
    severek, terk edersiniz…

    * * *
    “Madem öyle…”nin çagi baslar ondan sonra…Madem ki siz böylesine
    tutkunken, o hep baskalarini seçmistir, madem ki kiymetinizi bilmemistir, o
    halde “günah sizden gitmistir”. Lanet ederek bu karsiliksiz aska, çekip
    gitmeleri denersiniz. Askin göçmenlik çagi baslar böylece… Daha özgür
    olacaginiz limanlara demirlerseniz bir süre… Ne var ki unutamaz, uzaktan
    uzaga izlersiniz olup biteni… Etrafi bir sürü ugursuzla dolmus, kurda kusa
    yem olmustur. Deli kanlilar, eli kanlilar, ugruna ölenler, sirtina binenler
    sarmistir
    çevresini… Gurur duyar onlarla, koynunda besler, gözünü oysunlar
    diye… Ugruna kan dökenleri sever, yoluna gül dökenlerden fazla… “Bana
    ne… kendi seçimi” diye omuz silkmeye çabalarsiniz bir süre… Ama sonra…
    ansizin kulagimiza çalinan bir sarki ya da kapi araligindan süzülüp gelen
    bir koku, hatirlatir onu yeniden… Yaban ellerde,
    baska kollarda ondan bahseder aglarsiniz. Kokusunu özlersiniz; türküsünü
    söylemeyi, sarkisini dinlemeyi, yemegini yemeyi, elinden bir kadeh
    raki içmeyi… Karsi nehrin kenarindan hasret siirleri haykirirsiniz, sular
    kulagina fisildasin diye…
    Dönüp “Seni hala seviyorum” diye bagirmak geçer içinizden…Dönemezsiniz.
    Göremedikçe baglanir, uzaklastikça yakinlasirsiniz.

    * * *
    Anlarsiniz ki bir çaresiz asktir bu, ne onunla olur, ne onsuz… Hem
    kollarinda ölmek, kucagina gömülmek arzusu, hem “Ne olacak
    sonunda”kuskusu… Böyle sevemezsiniz, terk de edemezsiniz. Sürünür
    gidersiniz aşk hayatım bitti

  13. acımasız diyor ki:

    tam beni tarif etmişsiniz duygularımı anlatmışsınız çok güzel…ama işte bu hayat insanı acımasız duygusuz yapıyor

  14. dubleuqala diyor ki:

    superdi yaa harıkaydıı heLaL Olsun daha bişi demıyorummmm

Yorum yapın