İki önemli haberi paylaşarak başlamak istiyorum.
1.Almanya’nın en çok okunan aylık dergilerinden Der Spiegel (Ayna) dergisinin Nisan 2007 manşeti Mekka Deutschland (Mekke Almanya). Manşetin hemen altında başka bir cümle daha var, “Die stille Islamisierung” (Sessiz İslamlaşma).

Başlıklar o kadar şey anlatıyor ki derginin içeriğini aktarmaya bile gerek yok. Almanlar Almanya’nın sessizce İslamlaşmasından rahatsız oluyorlar. Köln, Mekke olacak diye korkuyorlar.

2.Alman Die Welt (Dünya) gazetesinin Nisan 2007’de yayınlanan bir haberine göre Almanya’da Anti-İslam partisi kuruluyor.

Alman Die Welt gazetesinin internet sitesinde yer alan haberde, Ulfkotte’nin Hamburg’ta eski aşırı muhafazakar Schill Partisi mensubu eyalet İçişleri Bakanı Dirk Nockermann’ın kurduğu Merkez Partisiyle birleşme çalışmaları için görüşeceği belirtildi.

Ulfkotte, amaçlarının Almanya’yı İslamiyet baskısından kurtarmak olduğunu savunarak, ülke çapında etkin olmak istediklerini kaydetti.

Bu iki yazı bana “dünyadaki medeniyet dönüşümünün ne kadar hızlandığını” hatırlattı. Batı çöküyor. Bunu Almanlar da biliyor, Fransızlar da biliyor, İngilizler de biliyor, Amerikalılar da biliyor.

Öylesi bir çöküş yaşıyor ki batı, bu çöküntünün altından kalkamayacağını düşünüyor. “Ben batacaksam herkes batsın, ben yanacaksam herkes yansın!” düşüncesiyle daha çok saldırganlaşmaya başladı. Bencil insanların yaptığı gibi bencil medeniyetler de bu düşüncededir. Ya bana, ya da hiç kimseye…

Can çekişen koyunların daha çok tekme atması gibi, batı daha çok saldırganlaşmaya başladı. Ortadoğu’da akan kanların her geçen gün artmasının sebebi bu olsa gerek…

Batı çökecek…

Çünkü batı mutsuz,

Çünkü batı huzursuz,

Çünkü batı çocuksuz…

Eğitim yazıları yazan birinin köşesinde bu yazıların ne işi var demeyin.

Anne-babaları, öğretmenleri ve tüm yetkilileri uyarmak ve bazı şeyleri hatırlatmak için kaleme aldım bu yazıyı…

Çocuklarınıza sahip çıkın… Onları iyi yetiştirin… Bizler adam gibi çalışır, yeterince “ter” dökersek, torunlarımız tarihi değiştirecek…

Dünyada Medeniyet kurmuş kaç ülke var sanıyorsunuz! Benim bildiğim çok fazla yok. Ama çok iyi bildiğim bir gerçek var…

Dedelerimizin şehit kanlarıyla suladığı, üzerinde ayaklarımızı vura vura yürüdüğümüz, havasından suyundan istifade etiğimiz bu topraklarda tarihin en büyük medeniyeti kurulmuştur.

Beni Almanya’daki dergilerin manşetleri ilgilen- dirmiyor. Beni kurulacak olan “yeni dünya” medeniyeti ilgilendiriyor. “Yeni dünya” medeniyetinin rüyasını görüyorum. Hayali bile beni heyecanlandırıyor…

Bu topraklarda, böylesi bir tarihi geçmişle, bu gençlik elimizdeyken, “yeni bir dünya” hayali kurmak bir rüya ise “lütfen beni uyandırın!” ya da bana yardım edin.  Bu bir rüya değil. Emin olun, gençlik en büyük hazinedir.

Benim gördüğüm rüyalara benzer rüyalar gören, Önder DEMİR isimli okurum rüyalarını anlattığı bir şiirini benimle paylaştı. Bu şiiri sizlerle paylaşmak istiyorum. Şiirin adı Türkiye’m:

Türkiye’m

Senin de Uçak Gemisi yaptığını Nano teknoloji üretip sattığını Dünya´da pahalı işlerle uğraştığını Elbette görmek isterdim Türkiye’m.

                Vizyonlarının ve Hedeflerinin olduğunu

                Herkesin bu yönde çalışıp koştuğunu

                İnsanların sevinç ve mutluluktan coştuğunu

                Elbette görmek isterdim ben Türkiye’m.

                Kendi ürettiğin Uçağını ve Tankını

                Yüzde yüz yerli otomotiv markalarını    

                Üniversitelerinde yepyeni buluşlarını

                Görmek isterdim elbette Türkiye’m.

                İnsanların birbirine değer verdiğini

                Paranın bütün dünyada geçtiğini

                Yurt dışına turistler gönderdiğini

                Elbette görmek isterdim Türkiye’m.

Önder bey’in aynı zamanda Almanya’da bir kitabı yayınlanmış. Almanlara “Mutluluğa giden yolu” (Die Wege des glüklischen Lebens) öğretmeye çalışıyor.

Almanya’da bir Türk Almanlara “yol göstermeye” çalışırken, bizim kendi çocuklarımızın yollarını kaybedişini seyrediyorsak utanmamız lazım.

“Yediği her lokmanın karşılığını, yaşadığı topluma geri ödemeyen kişi, o toplum içinde bir asalaktır” diyor İsmet ÖZEL.

Bunun bir rüya olmadığını Alman dergileri anlamış da, biz ne zaman anlayacağız merak ediyorum.

Yoksa siz de “zamane gençliği adam olmaz!” diyenlerden misiniz?

Unuttunuz mu?

İnsandan ümidini kesen, Allah’tan ümidini kesmiş olur.

Bir Cevap Yazın