- - - - - - - - Elli metre yüksekliğindeki dik kaya kütlesinin önünde durdu. Az sonra, uzaktan mermer kadar pürüzsüz görünen bu kayaya tırmanacaktı. Ãzerinde hiçbir malzeme yoktu. Sadece ellerini, vücudunu ve ayaklarını kullanacaktı. Ve tırmanışa geçti.
Vücudu bir lastik gibi kolay kıvrılıyordu. Parmaklarının ucunun sığabildiği yarıklardan tutunarak süratle ilerliyordu. Bir kertenkele kadar o koca kaya kütlesine aitti. Kayanın ortasını bulduğunda seyredenlerin nefesi kesildi. Küçücük bir hata hayatına mal olabilirdi. Hiçbir emniyet tedbiri yoktu. Kaya gittikçe dikleşiyordu. O tırmanışını aynı kolaylıkla sürdürüyordu. İnanılmaz bir şeydi bu. Böylesini gören olmamıştı. Malzeme yardımı ile tırmanmaya çalışan iki kişiyi geçti. Onlardan çok önce zirveye ulaştı. Her zamanki tırmanışlarından birini daha bitirmişti.- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
- Dağcı: ‘Kayanın orta yerinde, altımda ölüm; üstümde zirve varken tek bir şeyi düşünürüm. O da bir lokma biraz suyun insanın mutlu olması için ne kadar yeterli olduğudur. Bu düşünce çok hoşuma gider. Konsantrasyonumu bozmayan tek düşüncedir.”Bu büyük bir başarıydı. Bu başarını sebebi neydi?‘Tek bir şey” dedi; ‘Tırmandığım her anı, tırmanmak için hazırlanarak geçiririm. Ama her anı…”
* * * * *
‘Dimdik kayaları” tırmanmaya karar vermişseniz, dağcının dersini unutma. Tırmandığınız her anı tırmanmak için hazırlık yaparak geçireceksiniz. Zihniniz, bedeniniz, hayliniz hep o tırmanış için çalışacak. Ancak o zaman tırmandığınız kaya ile bir kertenkele kadar bütünleşebilirsiniz. Ancak o zaman zirveyi bulabilirsiniz.
Dağcı, tırmanmaya başlamadan önce, bizim için sadece bir maceraperestti. Tırmanırken ona ‘Bu düpedüz deli” dedik. Zirveye ulaştığında ise o hepimiz için sadece bir kahramandı. Sadece bir kahraman….
Bu Yazıyı Yazdır
Bu yazı Pazar, 07 Ocak 2007, 21:41 tarihinde Hayatı Anlamak kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
“Dindar bir insan yetiştirmek!” denilince, her yerde aynı klasik süreç takip ediliyor. “Allah bir!” demeye alıştırılır çocuklar. Sonra Kur’an alfabesi öğretilir. Namaz sureleri, Yasin, Tebareke ve Amme cüzleri ezberletilir. Özellikle Hafız olmasını sağlayabilmişse aile, en büyük başarı elde etmiş olmanın mutluluğunu yaşar. ..
Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....














HARİKA BİR HİKAYE …