Teşekkür almak sünnet, takdir almak farz mı?

Teşekkür almak sünnet, takdir almak farz mı?

Karne alma heyecanı yaşıyor binlerce öğrenci. Kimisi karne heyecanı yaşarken, kimisi de karne korkusu yaşıyor. Karne döneminde hem öğrencilere hem velilere birçok nasihat verilir. Karne dönemi öğrencilerden daha çok, anne babaların nasihate ihtiyacı var.

Anne babalar karne rekabeti yüzünden çocuklarıyla problem yaşıyorlar. Çok ilginç rekabet hikayeleri dinliyorum öğrencilerden. “Hiçbir şekilde notlardan / karnelerden memnun olmayan anne babalar, çocuğunun karnesinden daha çok komşu çocuğunun karnesini merak edenler, notlardan ve puanlama sisteminden haberi olmadığı halde anlıyormuş gibi yapanlar, kendi karnelerindeki zayıfları unutup, çocuklarının düşük notları yüzünden onlara fırça atanlar” gibi, birçok örnek dinledim. 

Kendi çocuğunun karnesinden daha çok, komşu çocuğunun karnesiyle ilgilenen annelerin tek derdi, rekabet. Sanki at yarışında koşan atın sahibiymiş gibi ilgileniyorlar çocuklarıyla. “Komşunun atı neden senden daha hızlı koşuyor?” der gibi, ilgileniyorlar çocuklarıyla.

Karne ve not sisteminden anlamayan annelerin durumu daha vahim… Komik duruma düştüklerinin farkında bile değiller. Bir konferansımdan sonra, bir veli anlattığında gülmüştüm annenin haline. Bir çay muhabbetinde bir araya gelen, çocuklarının yazılı notlarıyla birbirine hava atan bir grup anne arasında geçiyor olay. 

Annelerden birisi, “Benim oğlum yazılıdan 10 (on) aldı.” deyince, kendi çocuğunu ondan daha üstün göstermek isteyen diğer anne “Benim ki de 11 (onbir) aldı!” demiş! Oğlunun yazlıdan 11 aldığını söyleyerek hava atmaya çalışan bu anneye herkes mutlaka gülmüştür de, o anne kendisine niçin gülündüğünü anlamış mıdır bilmem!

* * * * * * * *

Öğrenciyken en nefret ettiğim sorular derslerle ilgili olanlardı. “Derslerin nasıl? Karnen nasıl? Kaç zayıfın var?” sorularından nefret ederdim. Bir – iki kişi değil ki bu soruları soran. Karne alınınca yedi sülale aynı soruları soruyordu. Anne, baba, dayı, teyze dede, nine sorgusu yetmezmiş gibi, mahallenin bakkalı, manavı bile aynı soruları sorardı.

Hele de birkaç zayıf not varsa karnede, yandınız. (Benim genelde zayıf notlarım olurdu!) Bu sefer de herkes nasihate başlardı. Tabi nasihat öncesi güzel bir fırça faslı…

Bu dersler neden zayıf? Neyin eksikmiş de teşekkür – takdir alamamışım. Diğer öğrencilerin benden fazla neyi varmış. Ders çalışmak dışında bir işimiz mi varmış. Aslında çok zekimişim, ama kafayı derse vermiyormuşum!

Karne haftası işkence ve sorgulama haftasına dönerdi. Bir kişi de, “Karne notların nasıl?” yerine “Sen nasılsın?” sorusunu sormazdı.

 

Aile Karnesi!

Çocukların okulda ki derslerle ilgili karneleri olduğu gibi, anne babalarında okuma karnesi olmalı. Emin olun, anne babanın “kitap okuma karnesinde” notları ne kadar yüksek olursa, çocuklarının “okul karnesi” de o kadar iyi oluyor. Öğrencilerin okul karne notlarına bakmadan önce herkes kendi “okuma karnesini” gözden geçirmeli.

Yaradan Rabbinin adıyla oku!

Teşekkür almak sünnet, takdir almak farz değil! Ancak, okumak, öğrenmek herkese farzdır.  “Oku” emri ile başlayan ilahi emirler silsilsesi içerisinde, “İlim tahsil etmek kadın – erkek her Müslüman’a Farz” olduğunu unutuyoruz. İlim tahsil etmek, okumak ve öğrenmek öğrenciler için Farz, anne babası için sünnet değil ki! Müslüman olan / olduğunu iddia eden herkese farz olan bir ibadettir. 

 “Teşekkür alanlar cennete, takdir alanlar Firdevs cennetine gidecek!” diye Ayet / Hadis duymadım! Ancak, “Alim’in mürekkebi şehidin kanından üstündür” diyecek kadar, öğrenmeye teşvik etmiştir Hz. Peygamber. İnsanı ömür boyu öğrenmeye davet / teşvik eden, bu kadar çarpıcı bir Hadis’i, evin / dükkan’ın duvarına asmak ibadet değildir. Bu Hadis’in gereğini yerine getirmek ibadettir.

Allah (cc) hiç kimseye niçin teşekkür – takdir almadın diye hesap sormaz. “Oku!” emrime ne kadar uydun diye hesap sorar.

Allah (cc), hiç kimseye “Evlatlarınıza niçin Teşekkür belgesi, takdir belgesi aldırmadınız?” diye hesap sormayacak.

Karne yüzünden çocukları / gençleri üzmeye değmez.

 

Sait ÇAMLICA

Eğitimci – Yazar

www.saitcamlica.com

saitcamlica@gmail.com

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Bu yazı Salı, 19 Ocak 2010, 20:09 tarihinde Yayınlanmış Yazılarım kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.

“Teşekkür almak sünnet, takdir almak farz mı?” için 9 Yorum

  1. isa özyurt diyor ki:

    Annelerden birisi, “Benim oğlum yazılıdan 10 (on) aldı.” deyince, kendi çocuğunu ondan daha üstün göstermek isteyen diğer anne “Benim ki de 11 (onbir) aldı!” demiş! Oğlunun yazlıdan 11 aldığını söyleyerek hava atmaya çalışan bu anneye herkes mutlaka gülmüştür de, o anne kendisine niçin gülündüğünü anlamış mıdır bilmem!
    ……………………………
    “Teşekkür alanlar cennete, takdir alanlar Firdevs cennetine gidecek!” diye Ayet / Hadis duymadım! Ancak, “Alim’in mürekkebi şehidin kanından üstündür” diyecek kadar, öğrenmeye teşvik etmiştir Hz. Peygamber. İnsanı ömür boyu öğrenmeye davet / teşvik eden, bu kadar çarpıcı bir Hadis’i, evin / dükkan’ın duvarına asmak ibadet değildir. Bu Hadis’in gereğini yerine getirmek ibadettir.

    HOCAM TÜM YAZI BİZ AİLELERE AYRI BİR DERS..

    Bu şiirde destek olsun

    Okuyun, Okuyun, Okuyun İşte,,

    Beşikten mezara, okuma işi,
    Çin’e gitmedi ki, bul onu, kişi,
    Okumakla gider, dünyanın isi,
    Okuyun, okuyun, okuyun işte.

    Allah’ın emriydi, okumak önce,
    Okumakla çıkar, memleket dince,
    Soracaklar sana, kabre girince,
    Okuyun, okuyun, okuyun işte.

    Yeni nesil sizin eseriniz ya,
    Üç parça biçilir, kefeniniz ya,
    Bu kaçıncı sizin seferiniz ya,
    Okuyun, okuyun, okuyun işte.

    Yaratan rabbinin adıyla, oku,
    Ancak böyle gider, bedenin şoku,
    Oku buğday olmuş, sen ise soku,
    Okuyun, okuyun, okuyun işte.

    HADİ DURMAN SİZDE OKUyun..
    Cahilliği hapse sokun,

    İSA ÖZYURT

  2. duygu diyor ki:

    alınan karneler sadece çocuklarımızın değil bizlerinde karnesdir….karnelerden önce anne baba olarak önce kendimizi sorgulamalıyız….ama malesef bazı veliler çocuğunun okula gittiğini karne dönemleri hatırlıyor…hocam sizinde değiniz gibi eğitime en çok biz velilerin ihtiyacı var….

  3. rukiye sarıdemir diyor ki:

    peki hocam karneyi biz veliler sorgulamıyacagız ama sistem sorguluyor okul notu üniversite imtihanında yüksek not dez avantajsa nasıl çocukların notlarıyla ilgilenmeyelim saygılarımla.

  4. coşkun diyor ki:

    Ben bir eğitimci olarak size katılıyorum. Çocuklarımıza kendilerini sevdiğimizi göstermeliyiz.

  5. Nagehan diyor ki:

    Sonuna kadar katılıyorum hocam düşüncelerinize..Evet toplum olarak eleştirmekten, yargılmaktan hoşlanırız.ancak kendi öz eleştirimizi yapmak aklımıza gelmez nedense.Ebeveynler tepki vermeden önce şöyle bir kendilerini süzsünler.Aile sorunlarından uzak tutabilmişler mi çocuklarını?Gereken ilgiyi verebilmişler mi, tv dizilerinden,günlerinden, çalışma hırsından biraz uzaklaşıp çocuklarına? yada her çocuğun bir birey olduğunu düşünüp söz hakkı vermeyi başarabilmişler mi? Herşeyden önce kendi notlarımıza bakalım diyorum.suçlamayı bir kenara bırakarak.ve verilen tepkilerin çocuklarınızı dahada okuldan uzaklaştırabileceğini unutmayınız…Nitelikli,ahlaklı,saygılı bir evlet yetiştirebiliyorsanız en büyük kazanç budur bence..

  6. gülay diyor ki:

    Herkez çocuk sahibi olabiliyor ama herkez anne baba olamıyor malesef.Onları herşeyden önce ahlaklı,saygılı, topluma ve kendilerine faydalı bireyler olarak yetiştirmek zorundayız.Bende çocuklarını 5 yıl önce terketmiş bir babanın kaybettirdiklerini .yavrularına kol kanat gererek unutturmaya çalışan merhametli bir anneyim.Evlatlarıma iyi örnek olabilmenin dışında bir sıkıntım yok çok şükür.İnsanların hava atma ve kıyas yapma gibi basit şeyler peşinde koşmalarına da anlam veremiyorum.Önemli olan hayattaki karneleri için çabalamak o zaman mirasımızın bir değeri olacaktır. SAYGILARIMLA

  7. EndeR diyor ki:

    yorumsuz hocam :)

  8. kolejli diyor ki:

    adini suan unuttum ama okumak icin okutmak icin biri medineden istanbula 3bin kilometre yi yürüyerek gitmis sirf Allah rizasi icin. Tüm sevdiklerini feda etmis bu ugurda.
    bizler acaba gidebilirmiyiz birakin yürüyerek arabayla veya ucakla bile gidenimiz olmaz. neden? cünkü rahatlik hastaligi var artik dünyamizda “Dünyayi ben mi kurtarayim” diye düsünce sarmis beynlerimizi..
    Allahu ekber. Allah tüm müslümanlari bu cehaletten kurtarsin..
    kocasi karisina kitap hediye etmisde karisi bana hakaret etseydin daha iyiydi demis ama gül getirdiginde dünyalar onun olmus.. iste bu kadar saflasti milletimiz..
    Anne babanalrin baskalariyla rekabetleri ise sirf gösteristendir. cocuk iyi almis kötü almis fark etmiyor ki onlar icin..onlar icin iyi olursa iyi kötü olursa vay canina..
    bence evlenmeden önce her insanin egitilmesi gerek yoksa yazik cocuklarada kendilerinede..
    vesselam..

  9. yusuf diyor ki:

    ooooooooooooooooooooooooooooooooooooo

Yorum yapın