Bir hedef için bir araya gelen gruplardır cemaatler. Özellikle, Cumhuriyet tarihinin ilk yıllarında yaşanan zorlu süreçlerden sonra, önce gizli gizli, sonra açıktan birliktelikler oluşturulmuş, toplumun manevi dinamikle- rini canlı tutmak için çalışılmış.

                Bugün kurucularının veya okudukları kitapların isimleriyle anılan cemaatler, o zor dönemlerde ortaya çıkmış. Birçoğunun kurucusu ‘Ben cemaat kuruyorum, peşimden gelin!’ diyerek bir cemaat kurmamış aslında. Kendisini ve topluma hizmet etme yöntemini beğenenler ve sevenleri, o yolu ve yöntemi devam ettirmişler.

                Bütün cemaatler yaşadıkları dönemin imkanları ölçüsünde, toplumu aydınlatmak, manevi (dini) dinamikleri canlı tutmak için uğraşmışlar. Çok daha eski dönemlerine ve çalışma sistemlerinin ayrıntılarına girecek değilim. Kendi yetişme sürecimin ve çağımın analizini yapacağım sadece.

Teyp Kasetleri

                1980’li yıllarda çocukluğunu yaşamış olanların evlerinde, ‘dini vaaz kasetleri’ olurdu. Bugün birçok gencin, ‘nostalji’ olarak gördüğü bu teyp kasetleri, birçok dindar ailenin evinde bulunurdu. Hem kendileri dinler, hem çocuklarına dinletir, hem gelen misafirlere bu vaazlar dinletilirdi.

                Rahmetli Timurtaş Uçar, Tahir Büyükkörükçü gibi sesi gür hocaların teyp kasetleri olurdu dindar insanların evlerinde. Bugün ‘hizmet’ hareketi olarak bilinen Fethullah Gülen’i sevenlerin evlerinde, genelde Fethullah Gülen’in teyp kasetleri dinlenirdi. Necip Fazıl’ın konferans ve kitapları ile yetişmiş olan gençler, Necip Fazıl’ın sesinden kendi şiirlerini dinlerdi.

                Video kasetleri

                1990’lı yıllara gelindiğinde teknoloji değişmiş, teyp kasetlerinin yerini VHS video kasetleri almıştı. Artık teyp kasetlerinden dinlenen vaazlar, video kasetlerinden seyredilerek dinlenmeye başlanmıştı. Timurtaş Uçar, Tahir Büyükkörükçü, Necmettin Erbakan, Şevki Yılmaz, Hasan Hüseyin Ceylan, Mahmut Esat Coşan gibi o dönemin meşhur hatip ve siyasilerinin vaaz videoları, Anadolu gençliğini eğitip bilinçlendirmek için kullanılan en önemli araçlar olmuştu.

                Her cemaat kendi evine, yurduna, vakfına gelen gençlere sadece kendi hocasının video kasetlerini dinletiyor, kendi cemaatinin kitaplarını okutuyordu. ‘Başka hocaları dinler, başka kitaplar okursa bizim gruptan ayrılır’ korkusuyla bu tedbir alınıyordu. Genelde işe yarayan bir tedbirdi.

                Konferanslar

                Bir de konferans geleneği vardı her grubun. O grubun bölge sorumluları kendi müntesipleri için konferanslar düzenler, cemaatlerinin veya gruplarının en önemli simalarını il veya ilçelerine davet ederlerdi.

                Lise yıllarımın geçtiği ilçeye (Tokat / Turhal), getirildiğini hatırladığım bazı hatipler şunlardı: Hekimoğlu İsmail, Mahmut Esat Coşan, Mahmut Ustaosmanoğlu, Şevki Yılmaz, Recep Tayyip Erdoğan,  Abdurrahman Dilipak…

                Konferanslar genelde heyecanlı geçer, ilçe genelinde yaşayan muhafazakar insanlar arasında ses getirirdi. Bazıları kendi cemaat veya gruplarının hocaları dışında hiçbir hocayı dinlemeye gelmez, aynı gün içerisinde kendi grupları için küçükte olsa bir organizasyon yaparak, başka sohbetlere katılmalarına engel olurlardı.

                Gazete ve dergiler

                Muhafazakâr kesimin Anadolu insanına ulaşma yöntemlerinden birisi de, gazete ve dergilerdi. Dergi ve gazeteye abone bulmak, abone sayısını arttırmak ‘ibadet’ aşkıyla yapılırdı. Abone sayısını arttırmanın faziletleri hakkında anlatılanlar, ayrı bir yazı konusu. Evine aldığı gazete veya dergi, kişinin içinde bulunduğu cemaat veya grup hakkında bilgi edinmeniz için yeterliydi.

                Teknoloji çağı gençliği

                Buraya kadar anlattıklarım, benim yaşıtlarımın yaşadığı süreçti. Bizim gibi İmam Hatip Lisesi öğrencileri, her grubun hedef kitlesi olduğu için, bütün gruplar bizimle irtibata geçerdi. Çekebildikleri kadar öğrenciyi, kendi gruplarına çekerlerdi.

                Eskiden gençleri kendi cemaatinde tutmak kolaydı. Kendi sohbet halkası dışına çıkmasına engel olunup, başkalarının düzenlediği ev sohbetlerine gitmesine engel olacak mekanizmayı sağlam tutunca, halkanın içinde kalırdı gençler. Şimdi her gencin elinin altında bilgisayar, tablet veya cep telefonundan izleyebildiği ‘bütün hocalar’ ve ‘bütün sohbetleri’ var.

                Sohbetine katıldığı cemaatin hocasını dinleyen genç, evine gidince başka hocaların konuya dair söylediklerini de dinliyor. Allah insana akıl vermiş. Dinlediklerini kıyaslayan genç, tek bir yere bağlı – bağımlı kalmak zorunda olmadığını da anlıyor.

                İçinde bulunduğu grubun gazete veya dergisini okuyan genç, evinde bilgisayar başında binlerce yazıyı okuma imkanı buluyor. Camiasının yayın organlarında yazılan, camiaya sadakat yazıları dışında, binlerce yazıyı okuma imkanı var, teknoloji çağı gençlerinin.

                Zamane Gençliği

                2000’li yılların gençlerini, tek bir yere, tek bir kişiye bağımlı yapmaya çalışmak, değişen zamanı okuyamamaktır. Değişen zamanı okuyamayanların en klasik cümlesi ‘zamane gençliğinde iş yok!’ cümlesidir.

                Kimilerine göre bu gidişat kötü, ancak bana sorarsanız ‘güzel günler’ bizi bekliyor. Yeter ki, yeni nesli kendimize, cemaat veya tarikatımıza bağlama sevdamızdan vazgeçelim. Yeter ki gençlere, ‘Bize gel!’ demeyi bırakıp, ‘Kendine gel!’ demeyi becerebilelim. Gençlere yol göstermek isteyenler, önce gençlere güvenmek zorundalar.

                Teknoloji çağı gençlerine yol göstermek için, çok uzun cümleler kurmanıza gerek yok.

                Özetlemem gerekirse;

                – Ölümü, ahireti ve Allah’a vereceğiniz hesabı unutmayın!

                – Allah’ın kitabı Kur’an’dan daha fazla hiçbir kitaba güvenmeyin.

                – Teknolojiye hakim olun, mahkum olmayın.

– Okumayı, yeni şeyler öğrenmeyi hayatınızın bir parçası haline getirin.

                – Yediğiniz ekmek gibi, içtiğiniz su gibi, aldığınız nefes gibi, okumayı hayatınızın bir parçası haline getirin.

                – ‘Bana /bize gel’ diyenin değil, ‘kendine gel’ diyenin sözünü dinleyin.

Bir Cevap Yazın