Tam 10 yıl önceydi, tam da bu zamanlar…

Tam 10 yıl önceydi, tam da bu zamanlar…

 

Üniversite 2. sınıftayım. Arkadaşlar soruyorlar, “Derya hasta mısın? Yüzün sapsarı. “Yok değilim” diyorum. Mevsim bahar, ama gökyüzü kapkara bulutlarla kaplı gibi geliyor bana. Ne çiçekleri görüyor gözüm, o çok sevdiğim çiçekleri, leylakları, laleleri, sonra yaza doğru kampusun her yanında sık sık açan gülleri… Ne de kuşların cıvıltılarını duyuyorum. Ne yemek var ne de uyku. Benim içim acıyor. Bana bir şeyler oluyor diyorum kendi kendime.

Ben vuslata yaklaştıkça, gizli bir el engelliyor sanki, yaklaşmak istedikçe uzaklaşıyorum. Faili hakiki Allah…Vuslata tam yaklaşmışken, sanki gaybdan bir ses işitiyorum, “hayır Ben dilemiyorum,Ben takdir etmiyorum, Ben onaylamıyorum” diyor…

Sonra o benden yüz çeviriyor… Sebep; “Derya çok değişti” demiş. Hayatımda yaşadığım en kötü günlerde yanımda olmayanın sevgisi gerçek midir? Her şey bitti diyorum defalarca, her şey bitti… Bu iki kelime o kadar acıydı ki “Her şey bitti!”…

Bir gece rüyamda, giysimin tam kalbimin üzerine gelen kısmının kocaman kırmızı bir leke olduğunu görüyorum.

Evle okul arasında gidip gelirken etrafımdaki insanlar konuşuyorlar, günlük sıradan şeyleri… Ben hiçbir şey duymuyorum. Tamamen içime, kalbime kapanmışım, başka şeyler duyuyorum…Nereye baksam kalbime, aklıma tek söz geliyor “ALLAH”.Bütün varlıkların Allah”ı zikrettiğini duyuyor gibiyim.Sanki her yerde Allah var.La mevcude illahu…

Kendimi zorlaya zorlaya, ders notlarımın üzerine gözyaşları dökerek çalıştığım finaller nihayet bitiyor ve çok şükür ki yaz tatiline giriyoruz.

Benim içim acıyor, bana bir şeyler oluyor… Her gün on binlerce tespihle ayakta zor duruyorum. Esmaül Hüsna”yı ezberliyorum okuya okuya.Ya Baki diyorum durmadan,”Allah’ım yalnızca Sen Bakisin, senden başka her şey fani”.Her secdemde yalvarıyorum,”Allah’ım gönlümü sana çevir” diye…

Keşke son sınıfta olsaydım… Okulun bitmesine daha iki yıl var ve ben iki yıl boyunca onunla aynı kapıdan, aynı sınıfa girip çıkıp, defalarca karşılaşmaya nasıl dayanırım?

Allah’a dayanıyorum ve defterimin ilk sayfasına sadece şunu yazıyorum:”Hiç kimse görmek istemeyen kadar kör değildir.”Bir daha ona hiç bakmadım iki yıl boyunca. Biz 4 yılda hiç konuşmadık, tek kelime bile.

Okulun son günü, son final sınavı… Soruları bir an önce bitirip sınav salonundan erken çıkıyorum ve hızlı adımlarla kimseyle karşılaşmadan, vedalaşmadan okuldan kaçıyorum…

Bunları yaşamadan çok önceleri kalbimin en derininde bir dilek saklardım “Allah’ım beni sana yaklaştıracak birini nasip et bana!” Kabul olmuş meğer…

“Derya çok değişti” demiş ya, varsın öyle bilsin. CANI SAĞOLSUN…

Bundan tam 10 yıl önceydi, tam da bu zamanlar…

(OKUYUCULARIMDAN DERYA HANIMIN KALEME ELDIĞI YAZIDIR BU… YÜREĞİNE SAĞLIK DERYA HANIM)

www.saitcamlica.com

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Bu yazı Çarşamba, 18 Nisan 2007, 20:45 tarihinde Aşka Dair Hikayeler kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.

“Tam 10 yıl önceydi, tam da bu zamanlar…” için 9 Yorum

  1. MERYEM diyor ki:

    işte buydu….yaşadığım ama adını koyamadığım…her seferinde Rabbime daha çok yalvarmamın nedeni…
    onun ne olduğunu biliyorum artık. adını koydum:))

    her seferinde Kendisine ulaşmamız için bize nedenler gösteren Rabbim’e hamdolsun

  2. esra diyor ki:

    gercekten leylasını bulmasına sevındım Allah hepımıze hayırlısını nasıp eder ınsallah

  3. deniz diyor ki:

    bazen bizim için nasip olmayan şeyler…belki daha hayırlısını olacağına işarettir…hayırlısını istemek …
    ama nasip olamayan şeylerin kötü olduğuna işaret değildir…geçmişte kalanları kötülemek yerine kendimiz için hayırlısını istemek…(bide hayırlısını onla istemek var ..o ayrı mevzu…:))

  4. tuba diyor ki:

    benimde şuan icim acıyor.onunla birlikte olmamıza rağmen içim acıyor.Allah herşeyin hayırlsıını nasip etsin inşallah..

  5. imran diyor ki:

    Allaha dostluk mertebesinemazhar olmak için kur-andaki ilahi mesajlara gönül vermek,sünneti seniyye üzere yaşamak şart.bu şartın temel hacı da MUHABBET,MUHABBET,MUHABBET.

  6. imran diyor ki:

    Sevgiler kalp alemlerinin durumuna göre derece derecedir.kimi durgun,kimi çağlayanlar misali coşkundur.durgun olanlar,sevgiliye vuslat yollarını aşamaz”o yollardaki yorgunluğa ve çilelere katlanamaz.ancak coşkun bir sevgi ile sevenler,dağları ve taşları aşan ırmaklar gibi nice mesafeleri katedip vuslat deryasına ulaşmaya muvaffak olurlar.

  7. imran diyor ki:

    din,aşk ve fedakarlık toprağında meyve verir.esas itibarıyla fedakarlığı meydana getiren de dinin yeşettiği bir aşktır.bu aşk olmazsa fedakarlık olmaz.bunlar olmayınca da dini hassasiyetler,gönül aleminde tecelli etmez,insan kupkuru kalır ve sonsuz güzelliklerin cennet iklimine mazhar olamaz.

  8. imran diyor ki:

    insanlar en büyük bedeli ve fedakarlığı muhabbetleri uğrunda öderler.çünkü herkes,sevdiği uğrunda,sevgisi nisbetinde fedakarlığa katlanır.aşk kemale erince fedakarlık ve bunun neticesi olancefa da zirveye ulaşır. o zaman artık cefa da safa haline gelir.bu bakımdan Sahabe-i Kiram bir ömür,Hazreti Peygamber sav efendimizin en ufak bir arzusuna bile canım ve nefsim sana feda olsun Ya Rasulallah diyerek koşmuştur.

  9. efsane diyor ki:

    her zaman hayırlısını istiyoruz.. Rabbim hayırlı kimselerle karşılaştırsın.

Yorum yapın