Fatih Sultan Mehmet, yeni bir çağ başlatan fethini gerçekleştirdiğinde, ‘Bir şehri imar etmek, o şehri fethetmekten zordur’ demiş.

21 yaşında imkansız gibi görünen bir fethi gerçekleştirmiş olmasına hayran olduğumdan daha çok, böylesi bir ufka sahip olduğuna hayran olmuştum, bu sözü okuduğumda.

1994 – 2014

1994 Belediye seçimleri, Türkiye’de değişimin başlangıcı oldu. Belediye Başkanlığı makamında oturan insanların topluma bakış açısı farklı olunca, hizmetleri de farklı olmaya başladı. Dönemin sosyal demokrat belediyelerinin ihmal ettiği birçok hizmeti, Refah Partili Belediye Başkanları yapmaya başlayınca, bu günlere kadar gelen süreci yaşadık. 

Refah, Fazilet ve Ak Parti çizgisiyle gelen süreç, sadece geçmişi bilen değil geleceği okuyabilen bir çizgiyle devam etmeli.

Yolları ve kaldırımları düzenlemek, çöpleri toplamak, kanalizasyon altyapısını yapmak gibi, belediyenin yapmak zorunda olduğu temel hizmetlerin bile yapılmadığı bir dönemde, elbette şehrin imarı için projeler yapmak önemliydi.

20 yıl önce, ihmal edilen şehirler imar etmek için belediyecilik yapmak önemliydi. Bugün ihmal edilen şehirlerden daha çok, ihmal edilen nesiller için belediyecilik yapılmalı.

Bozuk kaldırımlara asfalt dökmek önemli ama yeterli değildir. Tertemiz olarak bizlere emanet edilen nesillerin bozulmaması için de projeler yapmak zorundayız.

Milletin parası ile millete yol yapmaktan daha önemlidir, bu yatırımlara sahip çıkacak nesiller yetiştirmek. 

Zamanı, gençleri okumak ve gençlerin ihyası

Zaman değiştikçe, öncelikler de değişiyor. Dünün en önemli işleri, bugünün teferruatı haline gelebiliyor. Şehirlerin ihtiyaçlarını düşünürken, değişen zamanla birlikte, değişen öncelikleri de düşünmek gerekiyor.

Zamane gençleri ne istiyor? Gençlere nasıl daha faydalı olunabilir, daha güzel projeler yapabiliriz?’ sorusunun cevabı, bugün dünden çok daha önemli hale geldi.

 ‘Faydalı şeylerle meşgul olmayan zihin, faydasız şeylerin işgaline uğrar’ kuralı, en çok gençler için geçerlidir. Bir gence ‘Kendine faydalı bir uğraş bul’ demek, gençleri tanımamak, gençliği anlamamak demektir.

Gençlik, kültür, sanat ve spor merkezleri

‘Spor yapmaya başlamadan önce, özel hayatımda yaşadığım bazı sıkıntılar yüzünden, kendimi içki ve eğlenceye kaptırmıştım’ demişti bir genç. Çalıştığı iş yerinde tanıştığımız ve birlikte spor yaparken sohbet ettiğimiz genci dinlerken, spor merkezlerinin gençleri kötü alışkanlıklardan nasıl kurtardığına şahit oldum.    

Bu sohbetten bir müddet sonra verdiğim bir konferansta ‘Gençlik ve spor merkezleri inşa etmek, cami inşa etmek kadar önemlidir’ cümlesini kurdum. Protokol sıralarında oturanlardan birisi ayakta alkışladı bu cümlemi. Gençlik ve Spor İl Müdürü olduğunu öğrendiğim kişi, gençler için spor kompleksleri inşa etmenin önemini iyi biliyordu.

20 yıl önce eğitim, sokakta ki çocuğu içeriye (ev – okul) almaktı. Bugün içeride, bilgisayar veya televizyonun başında oturan çocuğu sokağa, sokakta ki hayata taşıyabilmektir eğitim. 

Gençlik merkezleri ve spor kompleksleri, sanal alemde kaybolan gençleri sosyal hayata taşımak için en önemli araçlardan birisidir.

Müzik değişince davranışta değişiyor.

Liseye giden yeğenimin sürekli rap müziği dinlemesinden rahatsız oluyordu ablam. Rap dinleyen bütün gençlerde olduğu gibi, kafa sallaya sallaya geziyordu yeğenim. Babasının teşviki ile dini musiki korosuna dahil olarak ‘Ney kursu’na katıldı. Ney üflemeye başlayan yeğenim değişmeye, daha sakin olmaya başladı. Müzik değişince davranışlarında nasıl değiştiğine şahit olmuştum.

Sosyal ve sanatsal etkinlikler hiçbir zaman, yaşadığımız yıllar kadar önemli olmamıştır belki de. Bir müzik aleti çalan, kursa giden, gençlik enerjisini faydalı şeylere harcayan gençler, sanal dünyanın tuzaklarından kurtuluyor. 

Milli Eğitim ve Belediyeler işbirliği yapmalı

‘Gençlere sahip çıkmak, Mili Eğitim ve Öğretmenlerin sorumluluğunda’ diyerek kaçak cevap verenler, ne kadar ufuksuz olduklarını ispat etmiş olurlar. Bir okul müdürü veya öğretmen gençler için kültür ve sosyal etkinlikler yapabilmek için, kültür merkezleri inşa edemez. 

Şehrin sokaklarını asfalt değil, altın kaplama bile yapsanız, o şehrin geleceği olan gençlerini ihmal ederseniz, şehir imar edilmiş sayılmaz.

Cami inşa edip, gençliği ihmal eden Anadolu Müslümanları, yerel yönetimlerde aynı kafa yapısı ile çalışırsa, şehri imar eder, nesli ihya etmeyi ihmal eder.

Bir şehri imar ederken, o şehirde yaşayan gençlerin ihya edilmesini ihmal ederseniz, ihmal ettiğiniz gençler, imar ettiğiniz şehri imha eder.

Sait ÇAMLICA

Bir Cevap Yazın