Savasın en kanlı günlerinden biri.. Asker, en iyi arkadaşının az ileride kanlar içinde yere düştüğünü gördü. İnsanin başını bir saniye bile siperin üzerinde tutamayacağı ateş yağmuru altındaydılar. Asker teğmene koştu ve:
- ‘Teğmenim, fırlayıp arkadaşımı alıp gelebilir miyim?..” Delirdin mi ? der gibi baktı teğmen…
- ‘Gitmeye değer mi?. Arkadasın delik deşik olmuş… Büyük olasılıkla ölmüştür bile.. Kendi hayatini da tehlikeye atma sakin..”
Asker ısrar etti ve teğmen;
- “Peki Git o zaman..”
İnanılması güç bir mucize.. Asker o korkunç ateş yağmuru altında arkadaşına ulaştı. Onu sırtına aldı ve koşa koşa döndü.. Birlikte siperin içine yuvarlandılar. Teğmen, kanlar içindeki askeri muayene etti.. Sonra onu sipere taşıyan arkadaşına döndü:
- ‘Sana değmez, hayatini tehlikeye atmana değmez, demiştim. Bu zaten ölmüş.. ‘
- ‘Değdi teğmenim.” dedi asker..
- ‘Nasıl Değdi?” dedi Teğmen.. ‘Bu adam ölmüş görmüyor musun?.. ‘
- ‘Gene de Değdi komutanım.. Çünkü yanına ulaştığımda henüz sağdı.. Onun son sözlerini duymak, dünyaya bedeldi benim için..”
Ve arkadaşının son sözlerini hıçkırarak tekrarladı:
- ‘ … Geleceğini biliyordum!.. demişti arkadaşı… Geleceğini biliyordum!.. ‘
www.saitcamlica.com
Bu Yazıyı Yazdır
Bu yazı Cumartesi, 30 Eylül 2006, 18:54 tarihinde Dostluk Hikayeleri kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
“Dindar bir insan yetiştirmek!” denilince, her yerde aynı klasik süreç takip ediliyor. “Allah bir!” demeye alıştırılır çocuklar. Sonra Kur’an alfabesi öğretilir. Namaz sureleri, Yasin, Tebareke ve Amme cüzleri ezberletilir. Özellikle Hafız olmasını sağlayabilmişse aile, en büyük başarı elde etmiş olmanın mutluluğunu yaşar. ..
Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....














Dostluk bu olsa gerek. Son nefeste dahil yanında olduğunu hissetmek… Çok etkileyici bir hikaye idi Sait Hocam
ARKADAŞ KELİMESİ SAVAŞTA ARKANI DAYADIĞIN TAŞTAN, ARKATAŞI-ARKADAŞINDAN GELİR.EĞER Kİ ARKANI DÖNDÜĞÜNDE TAŞ GİBİ SANA SİPER OLMADIKTAN SONRA KELİME ANLAMINI YİTİRİR.
süper kelimesinin tam anlamıyla süper hikaye
gerçekten cok güzel bu hocam hikaye.
Ne denilebilir ki..
Ağladım..
Teşekkürler Sait bey..
Dosta dair mükemmel bir yazı.
süper bir hikaye çok şanslıyım benimde bir dostum var
okurken kendimi zor tuttum inanılmaz güzel bir hikaye gerçek dostunu bulan arkadaşlara sesleniyorum onların kıymetini bilin benim böyle bir dostum hayatım boyunca olmadı menfaat dünyası ben canımı vermeye hazırken o kılını bile kıpırdatmıyorsa o benim dostum olamaz zaten bulmak dilegiyle hoşçakalın……
güven ve sadakat bu işte.günümüzde üzerinde durulmayan değerlerimizden bir tanesi…:((((
çok mükemmeldi ya Allah herkese dost olmayı nsib retsin
çok güzel ağlayasım geldi keşke büün insanlık böyle olsa keşke
yaa bu şiiri yazmak ıstıom mukemmel ama komutan soyledıgı cok kotu bışey arkadaşı o ölen sankı dusman askerı ben olsam ölum bıle olsa gıderım onun yapdıgı gıbıı cook guzel olmus
çok güzel bir hikaye allah yar ve yardımcınız olsun.
oyle ihtiyaci varki boyle dostluga…