- - - - - - - - - - Merhaba Hocam. Ãncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Kimdir Sait Çamlıca?
10 EKİM 1974′de Almanya’da doğdum. Ortaokulda Türkiye’ye geldim. Oratokul ve Liseyi Tokat’ın Turhal ilçesinde okudum. 1993 yılında Turhal İHL’nden mezun oldum. 1996 – 2000 yılları arasında Marmara üniversitesinde üniversite eğitimimi tamamladıktan sonra özel sektörde Ãğretmenlik yapmaya başladım. Çalıştığım kurumlarda başta sınava hazırlanan öğrencilerim olmak üzere, öğretmenlere ve velilere ‘eğitim seminerleri” vermeye başladım. Ãğrenci, öğretmen ve veli seminerleri dışında Kurumsal eğitim ve danışmanlıkta yapıyorum.- Fırsat buldukça, İstanbul merkezli olmak üzere, Anadolu’nun birçok şehrinde ve Avrupa’da gurbetçilere Eğitim seminerleri vermeye çalışıyorum.- - - - - - - - - - - - - - - - -
Eğitimci olmanız yanı sıra birde yazarlığınız var? Yazar olmaya ne zaman karar verdiniz?
Aslında yazar olmak gibi hevesle yola çıkmadım. Ancak liseyi bitirdiğim sene okuduğum bazı kitaplardan o kadar etkilendim ki, hayatımın sonuna kadar ‘çok iyi bir okuyucu” olmam gerektiğine karar verdim. Okumaya devam ederken notlar almaya başladım. Yazar olmak için değil, unutmamak için alıyordum notlarımı. Bir müddet sonra aldığım notlar kadar kendi yazdığım notlar da birikmeye başladı. Kitaplaştırma fikri üniversiteyi bitirdikten birkaç yıl sonra aklıma geldi. O sürece gelinceye kadar sürekli okudum. Ve hep okumaya devam ettim. Ãniversite hazırlık dönemimde, üniversite yıllarında hep iyi bir okuyucu olmaya çalıştım. Hatta 7 ay kadar süren askerlik sürecimin en güzel hatırası okuduğum kırk civarında kitap oldu!- -
Askerde de mi kitap okudunuz? Evet! Hem okudum hem de okuduklarımın özetini çıkarttım. İnsan istedikten sonra her yerde ve her şartta okumaya zaman ayırabilir. Mutlaka ayırmalıdır da. Ãmer Seyfettin’in savaşa giderken bile sırt çantasında kitap götürdüğünü okumuştum. Bundan çok etkilenmiştim. Siperlere giderken bile yanında kitap götüren bir yazardır Ãmer Seyfettin. Belki de onu bu kadar unutulmaz yapan etkenlerden biriside bu okuma tutkusudur?Okumaktan bahsedince Cemil Meriç’i anmadan geçmek olmaz. Gözleri görmediği halde okumaya devam eden bir insandır Cemil Meriç! Kızı okumuş o dinlemiş. Cemil Meriç’i hatırladıkça hep sorarım ‘Kim kör?” diye. ‘Gözlerini kaybettikten sonra bile okumaya devam eden Cemil Meriç mi, yoksa gözleri olduğu halde okumayan insanlar mı gerçek Kör?” diye sorgularım hep.-
Kitabınızdan bahsedelim biraz? İlk kitap çalışmanız ‘Çocuk eğitimi üzerine”. Çocuk Eğitiminde 33 Hata! (Meriç yay). Niçin Çocuk Eğitimi?6-7 yıllık meslek hayatım boyunca genelde sınava hazırlanan öğrenciler ile çalıştım. Ãğrencilerin sorunlarıyla ilgilendim. Motivasyon seminerleriyle onlara güç vermeye çalıştım. Bazen veliler geldi ‘ders çalışmayan, ders çalıştıramadıkları” çocuklarından şikayetçi oldular. Bazen öğrenciler geldi ‘kendilerini anlamayan” anne babalarından şikayetçi oldular. Her iki tarafı da dinlediğiniz zaman ‘çözüm” üretmek daha kolay oluyor. Sürekli gençler ve aileler arasındaki sorunları ve şikayetleri dinlediğiniz zaman önünüzdeki notların önemli bir kısmı çocuk eğitimi ile ilgili oluyor. İlk kitabımı bu konuya ayırmamın en temel nedeni buydu aslında.- - -
Sizce sorun büyüklerde mi küçüklerde mi? Ortada bir ’sorun” olduğu kesin. Başka bir soruyla cevaplamak istiyorum bu sorunuzu. Siz sokakta 15 yaşında ve 35 yaşında iki insanın tartışıp kavga ederken görürseniz hangisini ayıplarsınız? Tabi ki büyük olanı. Çünkü onun daha anlayışlı olması lazım. Ama bu iki anne baba ve çocuk arasındaki bir tartışma ise tekrar düşünmek zorundasınız. Niçin birbirlerini anlamıyorlar.Mesela veliler şikayet ederken genelde şu cümleleri kullanarak şikayetçi oluyorlar: ‘Hocam yediği önünde yemediği arkasında. Saçımızı süpürge ettik. Her istediğini aldık. Ama yine de ders çalışmıyor. Ne yapacağımızı şaşırdık!” Daha çok yakın zamanda bir velim geldi karnesi zayıflarla dolu oğlunu şikayet etmeye. Uzun uzun anlattı, hem okula hem dershaneye giden oğlunun yaramazlıklarını. Bende veliye aile içinde bir ‘eğitim saati” yaparak o saatte herkesin ‘eğitim” ile ilgilenmesini tavsiye ettim. ‘Oğlunuz ders çalışırken sizde oturup kitap okuyun. Büyüklerinin yapmadıkları şeyleri çocuklarda yapmıyor.” Diye tavsiyelerde bulundum. Bizim velilerimizin en büyük hatasının çocukları diğer odaya gönderip ‘git ders çalış!” dedikten sonra kendilerinin saatlerce TV karşısında zaman geçirdiklerinden bahsedince, dinleyen velim sinirlendi. ‘Sabahtan akşama kadar çalışıyorum. Akşamları iki üç saatlik televizyon izleme keyfimi hiç kimse için bırakamam” deyince ben susmak zorunda kaldım! ‘Bende sabahtan akşama kadar okul ve dershane arasında koşturuyorum. Akşamları bende odamda internetle vakit geçiriyorum” diyerek kendini savunan öğrencime bir şey diyemedim maalesef.Çocuklar büyüklerini örnek alıyor. ‘Ders çalış!” diyerek onlara ders çalışmayı sevdirmemiz çok zor.-
Anne babalara tavsiyeleriniz nedir?Anne babalar evlatları için her şeyi yapıyor. Ama bu her şeyin içine baktığımız zaman ‘maddi” değeri olan ihtiyaçların ağırlıkta olduğunu görüyoruz. Çocuk eğitmek bir sanattır. Her anne baba mutlaka önce kendini yetiştirmeli. ‘Çocuk eğitimi” konusunda çok iyi bir kitap okuyucusu olmalı. Çiçek yetiştirmenin bile kuralları varken, çocuk yetiştirmenin kurları olmaz mı? Her yaş dönemi ile ilgili okumalı hatta. Çocukluk dönemi, okul yılları, ergenlik dönemi gibiVelilerin kulaklarına küpe yapmasını istediğim iki güzel sözle bu soruyu özetlemiş olurum galiba:‘Çocuklarınız sözlerinizi değil, ayak izlerinizi takip ederler.”‘Çocuklar, kulaklarına hitap edilerek değil, gözlerine hitap edilerek eğitilir.”-
Biraz da seminerlerinizden bahseder misiniz? Dört temel grupta eğitim seminerlerim var. Ãğrencilere, öğretmenlere ve velilere yönelik seminerler yanı sıra kurumsal eğitimler de vermeye çalışıyorum. Son zamanlarda ‘okullar şiddet” konulu seminerler yoğunlaştı. Kolejler, dershaneler, ilköğretim okulları veya liselerde velilere yönelik ‘Gençlerde şiddet”, ‘Çocuk eğitimi”, Ergenlik dönemi İletişim”, ‘Ahlak ve Karakter Eğitimi” konularında seminerler veriyorum.Ãğrencilere Motivasyon, öğrenmeyi öğrenme, hafıza eğitimi, meslek seçimi, sınav stresi gibi konularda seminerlerim oluyor.Ãğretmenlere Meslek bilinci, öğrenci öğretmen ilişkileri, sınıf yönetimi, etkili öğretim gibi seminerlerim oluyor.- - - -
Okuyucularımız size nasıl ulaşabilir? Kişisel web sitemden (www.saitcamlica.com) veya mail atarak (saitcamlica@gmail.com) ulaşabilirler.-
Son olarak söylemek istedikleriniz? Bir ülkenin en büyük hazinesi o ülkenin gençleridir. Gençliği ihmal edenler, geleceklerini imha ederler. Toplum olarak yaşadığımız sorunların suçlusu gençler değil, onları yetiştirmeyi beceremeyen biz büyükleriz. Hz. Ali ‘Gençliği anlamadığınız da bu dünyada ki işiniz bitti demektir” diyor. Bence bu söz üzerinde hepimiz düşünmek zorundayız.- -
Bize bu fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederiz.
Ben teşekkür ederim.- - SAİT ÇAMLICA
Bu Yazıyı Yazdır
Bu yazı Pazartesi, 09 Nisan 2007, 18:25 tarihinde Yayınlanmış Yazılarım kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
“Dindar bir insan yetiştirmek!” denilince, her yerde aynı klasik süreç takip ediliyor. “Allah bir!” demeye alıştırılır çocuklar. Sonra Kur’an alfabesi öğretilir. Namaz sureleri, Yasin, Tebareke ve Amme cüzleri ezberletilir. Özellikle Hafız olmasını sağlayabilmişse aile, en büyük başarı elde etmiş olmanın mutluluğunu yaşar. ..
Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....














Sait hocamın biz velilere verdiği aile içi iletişim seminerine katıldımve çok etkilendim.Anlattıklarının benim üzerimde köklü değişiklikler yaptığını söyleyebilirim.
O kadar etkilendimki çok iyi bir okuyucu oldum diyebilirim. Evde okuma saatinin faydalı etkisini ikinci sınıfa giden kızım da gördüm. Ben söylemeden kitabını aldı ve okumaya başladı.Sevgili hocama uyuşmuş beyinlerimizi aktif hale getirmeye vesile olduğu için teşekkür ediyor. Başarılarının devamını diliyorum.
‘Gözlerini kaybettikten sonra bile okumaya devam eden Cemil Meriç mi, yoksa gözleri olduğu halde okumayan insanlar mı gerçek Kör?”
Her yazı,her satır, altı çizilecek değerde…
“Bazıları somurtur ve katlanır,bazıları gülümser ve yapar”
sizin sitenize tesadüfen gördüm,gerçekten duygu ve düşünceleriniz yaşamım boyunca ayrıca cocuklarımın üzerinde uygulamayı kendime görev bildim.yazılarınızı takip etmeye devam edeceğim. saygılarımla.