“Sokak çocukları neden Bankamatiklerde yatıyor, hiç düşündün mü?” sorusuyla karşılaşınca, pek düşünmedim. “Sıcak olduğu için tabi ki!” diye hızla cevap verdim. “Hayır!” dedi arkadaşım. “Görünmek için!” Aldığım cevap beni susturdu, düşündürdü. Sonra içimi acıttı. Daha sıcak, daha sakın, daha sessiz yerler olmasına rağmen, Bankamatikte yatmayı tercih ediyor, birçok sokak çocuğu. Hem de ısınmak için değil, görünmek için. Kimse görmemiş onları. Görünmek istiyorlar. Kimse sevmemiş onları. Sevilmek istiyorlar. Kimse ilgilenmemiş onlarla. İlgi istiyorlar. * * * * ... Devamın oku »
Şiddet; yaralı ruhun sevgisiz kalbin ürünüdür.
08 Şubat 2010, Yayınlanmış Yazılarım, 806 defa okunmuş, 5 Yorum »
Ehliyet almayın! Bizim arabaya binin..
01 Şubat 2010, Yayınlanmış Yazılarım, 1162 defa okunmuş, 11 Yorum »Liseyi bitirdikten sonra, Kuran Meali okumaya başladım. Üniversite öğrencisiyken bitirdim. Meal okurken birçok not aldım ajandama. “Kuran Meali Okumak için, bu kadar geç kalmamalıydım!” diye kendime kızdığımı hatırlıyorum. Her meal / tefsir okumamda, daha yeni, daha ilginç notlar alıyorum. İlk okuduğum mealden ajandama aldığım en önemli notlardan birisi, “Atalarının dinine uyanlar!” uyarısıydı. Peygamberlere karşı çıkan kavimler / insanlar, genelde benzer gerekçelerle karşı çıkıyor. “Biz babamızdan böyle gördük. Atalarımızdan öğrendiğimiz yaşam tarzımızı ... Devamın oku »

Annem yüzünden babamı bıçakladım!
23 Ocak 2010, Yayınlanmış Yazılarım, 1195 defa okunmuş, 11 Yorum »Kitap okumak kadar önemlidir hayatı okumak. Konferans vermek için gittiğim yerlerde tanıştığım insanlardan öğrendiklerim, okuyarak öğrendiklerim kadar çok şey katıyor bana. Dinleme imkanı bulamadığım zaman, bana e-mail yoluyla yaşadıklarını ve duygularını paylaşmalarını isterim genelde. Aile içi şiddet üzerine okuma ve araştırmalar yaptığım günlerde, mail adresime gelen bir yazıdan çok etkilendim. Aile içi şiddeti, babasını bıçaklayarak yaşamış bir insan, yaşadığı olayları ve duygularını paylaşmış benimle. Bir kız çocuğu babasını neden bıçaklar? Bunun ... Devamın oku »

Teşekkür almak sünnet, takdir almak farz mı?
19 Ocak 2010, Yayınlanmış Yazılarım, 1059 defa okunmuş, 8 Yorum »Karne alma heyecanı yaşıyor binlerce öğrenci. Kimisi karne heyecanı yaşarken, kimisi de karne korkusu yaşıyor. Karne döneminde hem öğrencilere hem velilere birçok nasihat verilir. Karne dönemi öğrencilerden daha çok, anne babaların nasihate ihtiyacı var. Anne babalar karne rekabeti yüzünden çocuklarıyla problem yaşıyorlar. Çok ilginç rekabet hikayeleri dinliyorum öğrencilerden. “Hiçbir şekilde notlardan / karnelerden memnun olmayan anne babalar, çocuğunun karnesinden daha çok komşu çocuğunun karnesini merak edenler, notlardan ve puanlama sisteminden haberi ... Devamın oku »

Hatada ısrar eden, müebbet mahkûm olur.
14 Ocak 2010, Yayınlanmış Yazılarım, 960 defa okunmuş, 7 Yorum »Öğrenmenin birçok yolu vardır. Okumak, dinlemek, gezmek... Bunlar en çok bilinen öğrenme yöntemleridir. Yaşayarak öğrenmek, hatalar yaparak öğrenmek, ibret alarak öğrenmek gibi hayat okulunun tecrübe öğretmenlerinin öğrettikleri de ayrı birer öğrenme yöntemidir. Öğrenmeye direnen insan, gelişmeye direnir. Bireysel hatalarından ders almayıp, aynı hatalarda ısrar eden kişinin sonu hiç de iyi olmaz. "Sen bu kafayla, bu yolda, bu akılla yürümeye devam edersen, burnun pislikten kurtulmaz!" demek zorunda kaldığımız insanlar buna en güzel ... Devamın oku »

Hiçbir şey, eyleme geçen cehalet kadar korkunç olamaz…
05 Ocak 2010, Yayınlanmış Yazılarım, 1321 defa okunmuş, 17 Yorum »Herkesten öğrenilecek mutlaka bir şeyler vardır. Uzun yıllar kamyon şoförlüğü yapmış olan bir arkadaşım, “Üç tür kafa vardır! Boş kafa, hoş kafa, taş kafa” deyince, söz çok hoşuma gitti ve hemen ajandama not aldım. Malum, aklın dili kalemdir. Bu tanımlama merkezli gördüklerimi, duyduklarımı yorumlayınca, boş kafa ve taş kafaların çokluğuna üzülüyorum. Boş kafa, yanlış baş kaldırı yapar…. Ayaklanmak başka şeydir, başkaldırı başka. Kıyamda durmakla, ayakta durmak aynı şey değildir. Ayaklanan ne yaptığını ... Devamın oku »

HAYATTAN NE ÖĞRENDIM?
02 Ocak 2010, Hayatı Anlamak, 1429 defa okunmuş, 8 Yorum »Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum. Işığı gördüm, korktum. Ağladım. Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim. Karanlığı gördüm, korktum. Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi… Ağladım. * * * Yaşamayı öğrendim. Doğumun, hayatin bitmeye başladığı an olduğunu; aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu öğrendim. * * * Zamanı öğrendim. Yarıştım onunla… Zamanla yarışılmayacağını, zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim… * * * İnsani öğrendim. Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu… Sonra da her insanin içinde iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim. * * * Sevmeyi öğrendim. Sonra güvenmeyi… Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu, sevginin güvenin sağlam zemini üzerine ... Devamın oku »

Çocuklar attığınız her adımın fotoğrafını çekiyor.
23 Aralık 2009, Yayınlanmış Yazılarım, 1098 defa okunmuş, 7 Yorum »Çocukların kendilerine has bir dünyası vardır. Bakarken bizim gibi bakarlar, fakat bizden farklı şeyler görürler. Anlama, algılama ve yorumlama biçimleri bizlerden çok daha farklıdır. Hafızaları bizden çok daha güçlüdür. Üç yaşındaki bir çocuğun beyni, etrafındaki olayları, bir fotoğraf makinesinden çok daha hızlı kopyalar. Gördüklerini, duyduklarını anlasa da kopyalar çocuklar, anlamasa da. Faydalı da olsa kopyalar zararlı da olsa. Her fotoğraf karesi, çocukların geleceğini, karakterini, ahlakını, davranışlarını oluşturan tuğlalar gibidir. Anne baba ... Devamın oku »

Şiddete yatkınlık ailede döllenir
18 Aralık 2009, Yayınlanmış Yazılarım, 1027 defa okunmuş, 2 Yorum »“Şiddet haberleri”, hayatımızın bir parçası haline geldi. “Şiddet” konulu bir kitap yazmaya niyetlendiğim zaman, gazete kupürlerini kesmeye başlamıştım. Birkaç gün sonra vazgeçtim gazete kupürleri toplamaktan. Çünkü, birkaç haftalık gazete haberlerinden rahatlıkla bir kitap yazılabileceğini fark ettim. Şiddet, doğuştan kanımızda var olan bir hücre olmadığına göre, melek kadar tatlı ve masum olarak dünyaya gelen bir çocuk, nasıl, merhametsiz bir cani, acımasız bir katil haline geliyor? Hayatının 18 yılını dağlarda geçiren, yakalandıktan sonra ... Devamın oku »

“İnterneti kapatırsan intihar ederim Anne!”
12 Aralık 2009, Yayınlanmış Yazılarım, 1794 defa okunmuş, 3 Yorum »Bilgisayar ve İnternet’in hayatımıza girmesiyle sorunlarımızda değişti. Sorun değişince, sorun çözme yöntemlerimizde değişti. Özellikle öğrenciler ve gençler “bağımlı” hale gelince, aile içinde birçok sıkıntı yaşanıyor. Sabaha kadar bilgisayarın başında oyun oynayan gençler, evlenince de eşi ve çocuklarıyla ilgilenmediği için aile sıkıntıları giderek çoğalıyor. Öğrencileri dersin başına oturtmak, her zaman bir sıkıntı olmuştur. Otuz yıl önce mahallede arkadaşlarıyla oyun oynamaya kaçan çocuklar, gün batınca evine geldiği için, akşamları dersleriyle ilgilenebiliyordu. Bugün ailelerin ... Devamın oku »

Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....



















