Beşiği sallayan el dünyaya hükmeder

Beşiği sallayan el dünyaya hükmeder

28 Mart 2010, Yayınlanmış Yazılarım, 615 defa okunmuş, 6 Yorum »

  Zaman değişiyor. Şartlar da değişiyor. Zaman değiştikçe çocuklarda değişiyor. Bu değişim kötüye doğru gittikçe insan çaresiz kalmamalı. Her şeye rağmen, her şarta rağmen anne babalar, evlatlarını zamanın olumsuz şartlarından koruma konusunda dikkatli olmalı. Zamanın şartları değişince, çocukları koruma yöntemleri de değişiyor, değişmek zorunda kalıyor. Şemsinur ÖZDEMİR’in kaleme aldığı “Annem – İlk Öğretmenim” kitabında, Akıllı annelerin, zamanın tuzaklarına evlatlarını kaptırmadıklarını, bunu yapmak için “ana yüreği ile” geliştirdikleri yöntemleri paylaşmış. Akıllı, bilinçli ve sabırlı ... Devamın oku »

Ama şeytan haklı baba!

Ama şeytan haklı baba!

21 Mart 2010, Yayınlanmış Yazılarım, 1009 defa okunmuş, 7 Yorum »

  İlköğretim öğrencisi evladına, Peygamberlerin tarihini sırasıyla okutmaya karar veren bir babanın yaşadığı bir olayı aktaracağım sizlere. “Benim tek derdim, evladıma okumayı sevdirmek!” diye düşünen bir baba. Evladının okulda ki zayıf dersleri için fırça atmak bir yana, sert bir bakış bile göstermemiş bu baba. Buna rağmen zayıf dersleri yok evlatlarının. Olsa da dert etmeyeceğiniz söylüyor.    Evlatlarına okuma alışkanlığı kazandırmak için birçok yöntem denemiş. Her sene yeni bir yöntem kullanarak, evlatlarına kitapları sevdirmeye ... Devamın oku »

İhale komisyonu almak caiz mi?

İhale komisyonu almak caiz mi?

18 Mart 2010, Yayınlanmış Yazılarım, 573 defa okunmuş, 4 Yorum »

  Belediyelerde yaşanan yolsuzluk olayları, tekrar gündeme gelmeye başladı. Bir insanın Belediye Başkanı olmadan önceki servet ile Belediye Başkanı olduktan sonra ki servet arasında büyük bir uçurum varsa, bu uçurumu izah edecek yalanların hepsi insanı komik duruma düşürür. Anadolu’nun küçük bir kasabasında bile belediye başkanı olsa bir insan, aldığı maaş, onu rahatlıkla geçindirecek kadar iyidir. Devlet, vatandaşa hizmet etsin diye yüksek miktarda maaş verir belediye başkanlarına. Yardımcıları ve daire müdürleri de, Türkiye ... Devamın oku »

Ecel gelince cana…

Ecel gelince cana…

13 Mart 2010, Genel, 856 defa okunmuş, 9 Yorum »

   Ölüm, insanın asla kabul etmek istemediği ve asla kaçamayacağı en önemli gerçek... Ölümü ne kendine, ne sevdiklerine yakıştırmak istemez insan. Her insan için ölüm, soğuk bir kavramdır. Avrupalı bu konudan o kadar çok kaçmak ister ki, mezarlıklarını bile şehir dışına yaparlar. Mezarları görüp, ölümü hatırlamak bile istemezler. Osmanlı mezarları hep şehir merkezine yaptırmış. Gelip geçen herkes Fatiha okusun diye mi, gören herkes ölümü hatırlasın diye mi bilmiyorum. Belki de her iki ... Devamın oku »

Bir düşünün Allahın cezaları, bir düşünün.

Bir düşünün Allahın cezaları, bir düşünün.

09 Mart 2010, Alıntılar, 615 defa okunmuş, 5 Yorum »

  Osmanlı İmparatorluğu kurulduğunda Elazığ köylüleri nerede oturuyordu? Kerpiç evlerde. Birinci Meşrutiyet ilan edildiğinde nerede oturuyorlardı? Kerpiç evlerde. İkinci Meşrutiyet’te? Kerpiç evlerde. Saltanat kaldırıldığında? Kerpiç evlerde. Hilafet kaldırıldığında? Kerpiç evlerde. Cumhuriyet ilan edildiğinde? Kerpiç evlerde. Şapka devrimi yapıldığında? Kerpiç evlerde. 1960, 1971, 1980 darbeleri yapıldığında? Kerpiç evlerde. 28 Şubat darbesinde? Kerpiç evlerde. Şimdi nerede oturuyorlar? Kerpiç evlerde. 1299’dan bu yana yaşanan onca olayın, savaşın, darbenin, gelişmenin Doğu ve Güneydoğu köylerine ne faydası oldu peki? Hiç. Hâlâ kerpiç evlerde yaşıyorlar, hâlâ kerpiç evlerde ölüyorlar. O imparatorluk, hilafet, meşrutiyet, cumhuriyet, laiklik, darbeler, savaşlar, cinayetler kimin içindi? Belli ... Devamın oku »

Kaç kişinin katilisin?

Kaç kişinin katilisin?

08 Mart 2010, Alıntılar, 566 defa okunmuş, 2 Yorum »

    Eğitim gönüllülerimizden Zafer Altun Bey, hatıralarını anlatırken okuldan atılacak iken kazanılan bir öğrencinin ibret dolu serüvenini şöyle dile getiriyor: Neftekamsk ilk tayin yerimdi. İyi biliyordum Neftekamsk'ı. Okulun ilk öğrenci kabul sınavını Ömer Ağabey'le biz yapmıştık. Sevdiğim insanlar vardı orada. Ömer Kavaklı Ağabey, Sami kardeşim, Ali Akkız Ağabey, Gürkan Ağabeyler ve daha nice elleri öpülesi ağabeyler vardı. 10-B sınıfının hem belletmeni, hem de sınıf öğretmeniydim. Onuncu sınıf, sınıflarının en sosyal, en haşere, ... Devamın oku »

İskender PALA ile aşka dair…

İskender PALA ile aşka dair…

07 Mart 2010, Alıntılar, 809 defa okunmuş, 1 Yorum »

    AŞK nedir, neye AŞK denir? Aşk bir sarmaşıktır ve en iyi bir tanımı da budur. Aşk kelimesinin kökeni de oradan gelir. Sarmaşık bir ağacı dıştan sarar, yemyeşil gösterir ama içten içe kurutur. Nice çınarlar, nice selvi boylular aşkın sarmasıyla içten sararmış kurumuştur, dışı yeşil görünür hâlâ. Maşuk uğruna ölmek, aşkı ispatlar mı? Aşkın ispatı için can vermek en kolay yoldur. Dirilip tekrar can verebilecek, yani aşkı için hergün ölmeyi göze alabilecek olan ... Devamın oku »

Kundaktaki bebeğe niçin ezan okunur?

Kundaktaki bebeğe niçin ezan okunur?

07 Mart 2010, Yayınlanmış Yazılarım, 920 defa okunmuş, 2 Yorum »

    Dünyaya yeni gelen bir bebeği, babası veya dedesi kucağına alır, sağ kulağına ezan okur, sol kulağına kamet getirir. Sonra da, ismine karar verilmişse, üç defa kulağına ismini fısıldar. İslam geleneğinde, yüzyıllardır uygulanan bu sünnet hakkında, hiç düşünmemiştim. Birçok uygulamayı “geleneksel alışkanlık” olarak bilip uygulayan bir toplumuz. “Çocuk kalkıp namaz kılacak değil ya! Ne diye kulağına ezan okurlar ki?” diye düşünebiliyor insan, kulağına ezan okunana bebekleri görünce belki.   Alman yazar Frederick Vester’in “Düşünmek, Öğrenmek, ... Devamın oku »

Gözyaşınız, evladınızın yüreğine damlar…

Gözyaşınız, evladınızın yüreğine damlar…

03 Mart 2010, Yayınlanmış Yazılarım, 740 defa okunmuş, 4 Yorum »

   “Eroin satmıyorum, kullanıyorum!” itirafında bulununca, serbest bırakıldı mega starımız!!  Kapıda onu alkışlayarak karşılayanlar hakkında ne yazılabilir ki. “Gözyaşlarınız, evlatlarınızın yüreğine damlar” başlığıyla yazmaya başladığım yazımı bitirmek üzereydim. Haberler, Tarkan için dua eden genç kızları, alkışlayanları, ağlayanları gösteriyordu. Ağlayanlara mı, alkışlayanlara mı, onları yetiştirenlere mi söylemeli, söylenmeli… Sanatçı (!) Tarkan’ın konserlerinde, onun saçının telini almak için birbirini ezen, “Tarkaaan!” diye bağırarak gözyaşları döken genç kızların anneleri, gözyaşlarını ne için akıttı acaba?   * * ... Devamın oku »

Sarhoşu bile “Allah” diye nara atan bir toplumdan umut kesilir mi?

Sarhoşu bile “Allah” diye nara atan bir toplumdan umut kesilir mi?

28 Şubat 2010, Alıntılar, 627 defa okunmuş, 3 Yorum »

  Bir kişi bile cihana bedeldir. İslâm, simyaya inanır yani tenekeden altın yapabiliriz. Evdeki kırık tabağını, bardağını yıllarca dışarıya atamayan, yağ tenekelerini saksı diye kullanan insanımız bir insanı en küçük hatasında dışarı fırlatıyor, merhamet! Yırtık çoraplarına bile müsrif davranmayan kardeşlerimiz niçin kendi kardeşlerini tek hatayla dinden kovar, itekler, günah değil mi?  Birçok yazımda söyledim: Tövbe kapısı en son kapanan kapıdır, yani Allah tarafından kıyamete kadar açık tutulan bir kapıyı kullar nasıl oluyor da ... Devamın oku »