Zaman değişiyor. Şartlar da değişiyor. Zaman değiştikçe çocuklarda değişiyor. Bu değişim kötüye doğru gittikçe insan çaresiz kalmamalı. Her şeye rağmen, her şarta rağmen anne babalar, evlatlarını zamanın olumsuz şartlarından koruma konusunda dikkatli olmalı. Zamanın şartları değişince, çocukları koruma yöntemleri de değişiyor, değişmek zorunda kalıyor. Şemsinur ÖZDEMİR’in kaleme aldığı “Annem – İlk Öğretmenim” kitabında, Akıllı annelerin, zamanın tuzaklarına evlatlarını kaptırmadıklarını, bunu yapmak için “ana yüreği ile” geliştirdikleri yöntemleri paylaşmış. Akıllı, bilinçli ve sabırlı ... Devamın oku »
Ecel gelince cana…
13 Mart 2010, Genel, 856 defa okunmuş, 9 Yorum »Ölüm, insanın asla kabul etmek istemediği ve asla kaçamayacağı en önemli gerçek... Ölümü ne kendine, ne sevdiklerine yakıştırmak istemez insan. Her insan için ölüm, soğuk bir kavramdır. Avrupalı bu konudan o kadar çok kaçmak ister ki, mezarlıklarını bile şehir dışına yaparlar. Mezarları görüp, ölümü hatırlamak bile istemezler. Osmanlı mezarları hep şehir merkezine yaptırmış. Gelip geçen herkes Fatiha okusun diye mi, gören herkes ölümü hatırlasın diye mi bilmiyorum. Belki de her iki ... Devamın oku »
Bir düşünün Allahın cezaları, bir düşünün.
09 Mart 2010, Alıntılar, 615 defa okunmuş, 5 Yorum »Osmanlı İmparatorluğu kurulduğunda Elazığ köylüleri nerede oturuyordu? Kerpiç evlerde. Birinci Meşrutiyet ilan edildiğinde nerede oturuyorlardı? Kerpiç evlerde. İkinci Meşrutiyet’te? Kerpiç evlerde. Saltanat kaldırıldığında? Kerpiç evlerde. Hilafet kaldırıldığında? Kerpiç evlerde. Cumhuriyet ilan edildiğinde? Kerpiç evlerde. Şapka devrimi yapıldığında? Kerpiç evlerde. 1960, 1971, 1980 darbeleri yapıldığında? Kerpiç evlerde. 28 Şubat darbesinde? Kerpiç evlerde. Şimdi nerede oturuyorlar? Kerpiç evlerde. 1299’dan bu yana yaşanan onca olayın, savaşın, darbenin, gelişmenin Doğu ve Güneydoğu köylerine ne faydası oldu peki? Hiç. Hâlâ kerpiç evlerde yaşıyorlar, hâlâ kerpiç evlerde ölüyorlar. O imparatorluk, hilafet, meşrutiyet, cumhuriyet, laiklik, darbeler, savaşlar, cinayetler kimin içindi? Belli ... Devamın oku »
Kaç kişinin katilisin?
08 Mart 2010, Alıntılar, 566 defa okunmuş, 2 Yorum »Eğitim gönüllülerimizden Zafer Altun Bey, hatıralarını anlatırken okuldan atılacak iken kazanılan bir öğrencinin ibret dolu serüvenini şöyle dile getiriyor: Neftekamsk ilk tayin yerimdi. İyi biliyordum Neftekamsk'ı. Okulun ilk öğrenci kabul sınavını Ömer Ağabey'le biz yapmıştık. Sevdiğim insanlar vardı orada. Ömer Kavaklı Ağabey, Sami kardeşim, Ali Akkız Ağabey, Gürkan Ağabeyler ve daha nice elleri öpülesi ağabeyler vardı. 10-B sınıfının hem belletmeni, hem de sınıf öğretmeniydim. Onuncu sınıf, sınıflarının en sosyal, en haşere, ... Devamın oku »
İskender PALA ile aşka dair…
07 Mart 2010, Alıntılar, 809 defa okunmuş, 1 Yorum »AŞK nedir, neye AŞK denir? Aşk bir sarmaşıktır ve en iyi bir tanımı da budur. Aşk kelimesinin kökeni de oradan gelir. Sarmaşık bir ağacı dıştan sarar, yemyeşil gösterir ama içten içe kurutur. Nice çınarlar, nice selvi boylular aşkın sarmasıyla içten sararmış kurumuştur, dışı yeşil görünür hâlâ. Maşuk uğruna ölmek, aşkı ispatlar mı? Aşkın ispatı için can vermek en kolay yoldur. Dirilip tekrar can verebilecek, yani aşkı için hergün ölmeyi göze alabilecek olan ... Devamın oku »
Sarhoşu bile “Allah” diye nara atan bir toplumdan umut kesilir mi?
28 Şubat 2010, Alıntılar, 627 defa okunmuş, 3 Yorum »Bir kişi bile cihana bedeldir. İslâm, simyaya inanır yani tenekeden altın yapabiliriz. Evdeki kırık tabağını, bardağını yıllarca dışarıya atamayan, yağ tenekelerini saksı diye kullanan insanımız bir insanı en küçük hatasında dışarı fırlatıyor, merhamet! Yırtık çoraplarına bile müsrif davranmayan kardeşlerimiz niçin kendi kardeşlerini tek hatayla dinden kovar, itekler, günah değil mi? Birçok yazımda söyledim: Tövbe kapısı en son kapanan kapıdır, yani Allah tarafından kıyamete kadar açık tutulan bir kapıyı kullar nasıl oluyor da ... Devamın oku »
Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....




















