İkrahlandırmayın, iştahlandırın…

İkrahlandırmayın, iştahlandırın…

07 Mayıs 2010, Yayınlanmış Yazılarım, 474 defa okunmuş, 2 Yorum »

Bir insana, zorla bal yedirmeye çalışsanız, o insan bal yemek istemez. Zorla ağzına bal tıkamaya çalışsanız, baldan tiksindirirsiniz. Daha önemlisi, balı vermeye çalışan kişinin kim olduğudur. Eğer insan, kendisine bal yedirmeye çalışan kişiyi sevmiyorsa, onun elinden hiçbir şey yemek istemez. Din gibi bir yaşam biçimini anlatmaya, öğretmeye, aşılamaya çalıştığınız bir insanı, evladınız bile olsa, korku ve baskıyla ikna (!) etmeye çalışırsanız, ya dinden uzaklaştırırsınız, yada münafık karakteri geliştirmesine sebep olursunuz.  Babasının zoruyla, ... Devamın oku »

ŞEHR-İ HÜZÜN

ŞEHR-İ HÜZÜN

03 Mayıs 2010, Alıntılar, Şiir, 439 defa okunmuş, 1 Yorum »

  Bir ud sesi kadar masum bakışlarının nüshası. Ya beni benden eyle, Ya da ruhumu senin denizlerine boğdur… Bir huzur kadar sevecen şehr-i hüznüm… Fatih’in hatırına boyanmış köprüler gibi Diliyorum seni senin içinde… Ah be hüznüm, Tıpkı bi çağlayan kadar Hızlı veriyorsun nefesini, nefesime… Aşk mı bilmem de… Çamlıca’nın tepesine mahsurum; Senden öte seni izlemeye tutkunum… Seni senden öte sevmeye, Mevsimine benden öte kıvranmaya geliyorum sana… Bir namludan isabet etmişçesine, Dokunuyor gülüşlerim içeriğime… Kollarım açmış, Seni çağlıyorum sözlerime. Bütün şehirleri seviyorum senden gizli; Yollar sana çıktığı için… Annemin şefkatli elleri gibi, Ufalanıyor ... Devamın oku »

Hz. Nuh ve Titanic

Hz. Nuh ve Titanic

02 Mayıs 2010, Yayınlanmış Yazılarım, 610 defa okunmuş, 3 Yorum »

  Eminönü vapuruyla Üsküdar’a geçiyordum, bir yaz günü. Yaz sıcağında, İstanbul’da en keyifli anlardan birisi olsa gerek, vapur yolculuğu. Önümde bir baba, iki kızına sarılmış denizi seyrediyordu. Kızlardan birisi babasına yaklaştı ve “Babacığım Titanic yapalım mı?” dedi. Baba tebessüm ederek kızına arkadan sarıldı, ikisi birden kollarını açtılar. Titanic filmini izleyenler bu sahneyi hatırlarlar. Henüz lise çağlarına gelmemiş olan kız çocuğu da, Titanic filmindeki o malum sahneden esinlenmişti. Vapurla yolculuk yaparken, denize doğru ... Devamın oku »

Gözünü toprak doyursun

Gözünü toprak doyursun

02 Mayıs 2010, Alıntılar, 343 defa okunmuş, 1 Yorum »

  Nedir bu YETMEYEN? Hırsımız mı, para mı, inanç mı, tamah mı, sevgi mi, zaman mı? Bence bu gruba o kadar çok kelime sığdırabiliriz ki… Atalarımızın bu konuda en iyi tespiti “Gözünü toprak doyursun!” atasözüdür. Acaba biz insanlar gerçekten bu kadar aç gözlü ve doymaz varlıklar mıyız? Kilo sorununun artık tıbbi bir tehlike olmaya başladığı dünyamızda bizi bu hale getiren şey, yediklerimizin yetmemesi mi? Kocaman yollarda bir oraya bir buraya zikzaklar çizen şoförlerimiz, tabeladaki hız ... Devamın oku »

Okumak, sırlı aynalardan ışık almaktır

Okumak, sırlı aynalardan ışık almaktır

02 Mayıs 2010, Alıntılar, 301 defa okunmuş, 1 Yorum »

    Her kitap insana ve tabiata tutulan bir aynadır. İnsan, hem kendine hem de tabiata dönük yüzüyle sırlı bir varlıktır. Kendi sırlarını söze dönüştürüp yazılaştırırken de tabiatın sırlarını söze dönüştürüp yazılaştırırken de bir ayna görevi görmektedir. Kutsal Kitaplar, Yüce Yaratıcının hem kâinata hem de insana tuttuğu kozmik aynalardır. İnsan orada kendini ve tabiatı, tarihi, toplumu ve Tanrı'yı görür. Medeniyet, bu görüşle başlar ve devam eder. Kutsal Kitaplar, Yaratıcının insanlarla konuşması olduğu gibi, insanın ... Devamın oku »

Cennet, rüşvet değil, ödüldür…

Cennet, rüşvet değil, ödüldür…

27 Nisan 2010, Yayınlanmış Yazılarım, 457 defa okunmuş, 3 Yorum »

  Çocuk eğitiminde ödül ve ceza dengesi hep tartışılır. Çocuklara bir alışkanlık kazandırmak için, onlara ödül vermek mi daha doğru bir yöntemdir, ceza vermek mi? Ödül vermeyi abartmanın yanlış olduğunu söyleyen uzmanlar da var. Cezanın daha etkili olduğunu iddia edenlerde var. Sürekli ödül karşılığı iş yapmaya alışan çocukların rüşvete alışacağı söylenir. Ödül ve cezada “denge kurmak” her şeyden daha önemlidir. Ödül vermek, iyiliği sulamaktır… Her çocuğun hem iyi yönleri hem de kötü yönleri vardır. Mükemmel ... Devamın oku »

Anne Katili Nasıl Yetişir? (Yeni Kitap Çalışmam)

Anne Katili Nasıl Yetişir? (Yeni Kitap Çalışmam)

24 Nisan 2010, Yayınlanmış Yazılarım, 499 defa okunmuş, 1 Yorum »

 (Önsöz)  “Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız. Aile, şiddet tohumunu bazen elleriyle dikiyor çocuklarının zihnine. Bazen medya vasıtasıyla şiddet tohumlarının çocuklarının zihnine ekilmesine seyirci kalıyor. Anne baba çocuğunu bazen ... Devamın oku »

Huzur nerede bulunur? Burada mı, Uzakdoğu’da mı?

Huzur nerede bulunur? Burada mı, Uzakdoğu’da mı?

24 Nisan 2010, Alıntılar, 297 defa okunmuş, Yorum Yok »

Oturmuş sohbet ediyoruz. Konu ortak bir dostumuzdan açıldı. Sık sık Hindistan ve Tayland'a gidiyormuş... Neden, diye sordum; o da mı ticaret kervanına katıldı. Hayır! Bir gurunun peşine takılmış. Birkaç yıl önce "huzur arıyorum" diye söylenip durmaya başlamış. Önce tasavvufla ilgilenmiş. Birkaç kapıyı zorlamış. Olmamış. (O sırada olup bitenleri anlatan arkadaşım "elektriği tutmamış" der diye ödüm koptu!) Sonra yurtdışında çalıştığı bir sırada biraz Hinduizm, biraz Budizm, bir parmak Zen balı, üzerine de azıcık Batı psikolojisi eklemeyi bilen ... Devamın oku »

Günahlar sarhoş etseydi

Günahlar sarhoş etseydi

23 Nisan 2010, Yayınlanmış Yazılarım, 664 defa okunmuş, 5 Yorum »

  Bizden birkaç yaş büyük bir komşumuz vardı. Çevresine uyarak yanlışlara sapmasın diye, babası çok sıkı disiplin uygulardı. İlk gençlik yıllarında ki komşu çocuğu, arkadaş çevresinin etkisiyle içki içmiş. Bir müddet bunu saklamayı başarmış olsa bile, zaman içerisinde her şey duyulmuş. Babası öğrenince evde kıyamet kopmuş. Akşam oğlunu banyo küvetinde döve döve bayıltmış. Annesi “Evladımı öldüreceksin!” feryadıyla oğlunu son anda adamın elinden kurtarabilmiş. Yediği dayak ve dayağın acısından çok, öfkesi yüzünden delikanlı ... Devamın oku »

Buyurun gül bahçeniz.

Buyurun gül bahçeniz.

16 Nisan 2010, Alıntılar, 711 defa okunmuş, Yorum Yok »

Ateş de aşk ve ölüm gibi, sadece öz nefiste idrak edilebilecek tecrübelerden. Kimse kimsenin yerine yanmıyor ve kimsenin yangını kimsenin yangınına uymuyor. Umberte Eco haklı olarak ''Bir yanardağ bilimci Empedokles gibi yanabilir mi?'' diye soruyor.Hayır tabii ki. Ateşin resmine bakmak güzeldir oysa. Ateşte doğan ve ateşte yaşayan pervane ateşte ölür. Mağdur gibi görünür oysa ödülü vardır. Her cezbe ilahi cezbeden bir nişan. İlahi ateşte kanat çırpmanın ödülü de ilahi. Göklerin ve yerin ... Devamın oku »