Bir insana, zorla bal yedirmeye çalışsanız, o insan bal yemek istemez. Zorla ağzına bal tıkamaya çalışsanız, baldan tiksindirirsiniz. Daha önemlisi, balı vermeye çalışan kişinin kim olduğudur. Eğer insan, kendisine bal yedirmeye çalışan kişiyi sevmiyorsa, onun elinden hiçbir şey yemek istemez. Din gibi bir yaşam biçimini anlatmaya, öğretmeye, aşılamaya çalıştığınız bir insanı, evladınız bile olsa, korku ve baskıyla ikna (!) etmeye çalışırsanız, ya dinden uzaklaştırırsınız, yada münafık karakteri geliştirmesine sebep olursunuz. Babasının zoruyla, ... Devamın oku »
ŞEHR-İ HÜZÜN
03 Mayıs 2010, Alıntılar, Şiir, 439 defa okunmuş, 1 Yorum »Bir ud sesi kadar masum bakışlarının nüshası. Ya beni benden eyle, Ya da ruhumu senin denizlerine boğdur… Bir huzur kadar sevecen şehr-i hüznüm… Fatih’in hatırına boyanmış köprüler gibi Diliyorum seni senin içinde… Ah be hüznüm, Tıpkı bi çağlayan kadar Hızlı veriyorsun nefesini, nefesime… Aşk mı bilmem de… Çamlıca’nın tepesine mahsurum; Senden öte seni izlemeye tutkunum… Seni senden öte sevmeye, Mevsimine benden öte kıvranmaya geliyorum sana… Bir namludan isabet etmişçesine, Dokunuyor gülüşlerim içeriğime… Kollarım açmış, Seni çağlıyorum sözlerime. Bütün şehirleri seviyorum senden gizli; Yollar sana çıktığı için… Annemin şefkatli elleri gibi, Ufalanıyor ... Devamın oku »
Gözünü toprak doyursun
02 Mayıs 2010, Alıntılar, 343 defa okunmuş, 1 Yorum »Nedir bu YETMEYEN? Hırsımız mı, para mı, inanç mı, tamah mı, sevgi mi, zaman mı? Bence bu gruba o kadar çok kelime sığdırabiliriz ki… Atalarımızın bu konuda en iyi tespiti “Gözünü toprak doyursun!” atasözüdür. Acaba biz insanlar gerçekten bu kadar aç gözlü ve doymaz varlıklar mıyız? Kilo sorununun artık tıbbi bir tehlike olmaya başladığı dünyamızda bizi bu hale getiren şey, yediklerimizin yetmemesi mi? Kocaman yollarda bir oraya bir buraya zikzaklar çizen şoförlerimiz, tabeladaki hız ... Devamın oku »
Okumak, sırlı aynalardan ışık almaktır
02 Mayıs 2010, Alıntılar, 301 defa okunmuş, 1 Yorum »Her kitap insana ve tabiata tutulan bir aynadır. İnsan, hem kendine hem de tabiata dönük yüzüyle sırlı bir varlıktır. Kendi sırlarını söze dönüştürüp yazılaştırırken de tabiatın sırlarını söze dönüştürüp yazılaştırırken de bir ayna görevi görmektedir. Kutsal Kitaplar, Yüce Yaratıcının hem kâinata hem de insana tuttuğu kozmik aynalardır. İnsan orada kendini ve tabiatı, tarihi, toplumu ve Tanrı'yı görür. Medeniyet, bu görüşle başlar ve devam eder. Kutsal Kitaplar, Yaratıcının insanlarla konuşması olduğu gibi, insanın ... Devamın oku »
Huzur nerede bulunur? Burada mı, Uzakdoğu’da mı?
24 Nisan 2010, Alıntılar, 297 defa okunmuş, Yorum Yok »Oturmuş sohbet ediyoruz. Konu ortak bir dostumuzdan açıldı. Sık sık Hindistan ve Tayland'a gidiyormuş... Neden, diye sordum; o da mı ticaret kervanına katıldı. Hayır! Bir gurunun peşine takılmış. Birkaç yıl önce "huzur arıyorum" diye söylenip durmaya başlamış. Önce tasavvufla ilgilenmiş. Birkaç kapıyı zorlamış. Olmamış. (O sırada olup bitenleri anlatan arkadaşım "elektriği tutmamış" der diye ödüm koptu!) Sonra yurtdışında çalıştığı bir sırada biraz Hinduizm, biraz Budizm, bir parmak Zen balı, üzerine de azıcık Batı psikolojisi eklemeyi bilen ... Devamın oku »
Buyurun gül bahçeniz.
16 Nisan 2010, Alıntılar, 711 defa okunmuş, Yorum Yok »Ateş de aşk ve ölüm gibi, sadece öz nefiste idrak edilebilecek tecrübelerden. Kimse kimsenin yerine yanmıyor ve kimsenin yangını kimsenin yangınına uymuyor. Umberte Eco haklı olarak ''Bir yanardağ bilimci Empedokles gibi yanabilir mi?'' diye soruyor.Hayır tabii ki. Ateşin resmine bakmak güzeldir oysa. Ateşte doğan ve ateşte yaşayan pervane ateşte ölür. Mağdur gibi görünür oysa ödülü vardır. Her cezbe ilahi cezbeden bir nişan. İlahi ateşte kanat çırpmanın ödülü de ilahi. Göklerin ve yerin ... Devamın oku »
Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....




















