Bu da geçer ya hu…

Bu da geçer ya hu…

29 Haziran 2010, Yayınlanmış Yazılarım, 480 defa okunmuş, 3 Yorum »

Dervişin biri, uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra bir köye varır. Karşılaştığı köylülere kendisine yemek ve yatak verecek biri olup olmadığını sorar. Köylüler dervişe kendilerinin fakir ve evlerinin de küçük olduğunu söyleyip onu Şakir diye birinin çiftliğine gönderirler. Derviş yola koyulur. Yolda rastladığı köylülerin anlattıklarından, Şakir'in bölgenin en zengin kişilerinden olduğunu anlar. Bölgedeki ikinci zengin ise Haddad adında bir başka çiftlik sahibidir. Derviş, Şakir'in çiftliğinde çok iyi karşılanır. Yer içer, dinlenir. ... Devamın oku »

Merak

Merak

27 Haziran 2010, Alıntılar, 273 defa okunmuş, 1 Yorum »

Merak bir öğrenme duygusudur. Bu duygunun elinde soru ve cevap denilen iki önemli araç vardır. Çocukluk döneminin en hayati aracını en verimli şekilde kullanma fırsatı verilmeyen çocuklar en talihsiz çocuklardır. Soru anahtarları susturulup ellerinden alınan çocuklarda zihni gelişim de eksik kalır. Düşünme kabiliyetleri gelişmez. Hayatın birçok kapılarını açamaz, hayatın birçok imkânlarından da mahrum yaşarlar. Soru sormak insan olmanın gereğidir. İnsanın tanımını isteseler benden, soru soran varlıktır derim. Soru ve cevap denilen ... Devamın oku »

Sen kendin kaybolmuşsun, neyi arıyorsun?

Sen kendin kaybolmuşsun, neyi arıyorsun?

27 Haziran 2010, Alıntılar, 282 defa okunmuş, Yorum Yok »

İslâmcı kızlara İslâm sosyolojisi türünden lafazanlıklarla vakit kaybetmek yerine, önce doğru dürüst reçel yapmayı öğrenmelerini tavsiye etmiştim de bir zamanlar kıyametler kopmuştu. Anadolu'da verdiğim bazı konferanslardan sonra —lâtife kabilinden— bendenize bir iki kavanoz reçel ikram eden kızlarımız bile olmuştu. (İkramların hiçbirini geri çevirmedim.) Muradım basitti oysa. Din'in her yaştan insanı beşikten mezara muhatab alan o dingin, o vakur sürekliliğine karşın, İdeoloji'nin sadece 20-30 yaşları arasındaki gençlerin dünyayı kavrayışlarına heyecan katan o geçici aculluğuna ... Devamın oku »

Akıl nimetini koruyun…

Akıl nimetini koruyun…

24 Haziran 2010, Yayınlanmış Yazılarım, 285 defa okunmuş, 1 Yorum »

İçki ve kumar’ın yasaklanmasının birçok hikmeti vardır elbette. Ancak, çok fazla dillendirilmeyen sebeplerden birisi de, aklı devre dışı bıraktırmalarıdır. İçki içerek aklını devre dışı bırakan insan, aptalca işler yapmaya başlar. Sarhoş olanın, ne yürümesi normaldir, ne de konuştukları. Sarhoş’un akılsızca tavırlarının sebebi, uyuşan ve devre dışı kalan beynidir. Peki ya kumar? Kumar, içki gibi içilen bir nesne değil. Buna rağmen kumar aklı nasıl devre dışı bırakır? Yetiştiğim aile ve çevremde, içki ve ... Devamın oku »

Veminel aşk..

Veminel aşk..

19 Haziran 2010, Alıntılar, 596 defa okunmuş, 4 Yorum »

 “Evlilikte aşk olmayabilir” diyenler var (Sibel Eraslan gibi temkinliler)... “Olmalı” diyenler var (Bendeniz gibi uçuk-kaçıklar)... “Olsa iyi olur, ama şart değil” diyenler de var (aşırı tedbirliler grubu)... Yani rivayet muhtelif... Sibel Eraslan adımı geçirdiği yazısında “Çocukların varlığı, paylaşım, ortak çıkarlar, alışkanlıklar ve karşılıklı saygı evliliğin devamı için yeterli olabilir” demeye getirdi... Evliliğin yıllanması halinde bu mümkündür. Ama doğrusunu söylemek gerekirse, evliliği bunların üzerine oturtmak, “zorunlu beraberlik” anlamına gelir ki, böyle bir beraberliğin zaman zaman işkenceye ... Devamın oku »

Tutunacak dalınız kalmadığında…

Tutunacak dalınız kalmadığında…

18 Haziran 2010, Yayınlanmış Yazılarım, 541 defa okunmuş, 2 Yorum »

İnsan sürekli duygusal olarak geliş gidişler yaşayan bir varlık. Bazen bir iyilik meleği gibi herkesi ve her şeyi kucaklamak isteyen insan, bazen herkesi ve her şeyi yakmak ve yok etmek ister.  Sadece kendi dışına değil, iç dünyasında da aynı değişimleri sürekli yaşar insan. Bazen para hırsı insanın gözünü öyle kör eder ki, etrafında ki hiç kimseyi görmez, göremez olur. “Dünya malı için kendimi de çevremi de bu kadar yıpratmaya üzmeye ... Devamın oku »

Karnesi sağdan verilenler!

Karnesi sağdan verilenler!

13 Haziran 2010, Yayınlanmış Yazılarım, 661 defa okunmuş, 3 Yorum »

  Karne, sonuç demektir. Bir yıllık emeğin sonucunu, karne ile görür öğrenci.  Birçok imtihan sonucunda, karne alır her öğrenci. Diploma, lise / üniversite eğitimini tamamen bitirince alınır. Tüm hocalar, öğrencilerini imtihan etmeden önce, imtihan edecekleri konular hakkında bilgi verirler. Önce konular işlenir, sonra konular hakkında imtihan edilir öğrenci. Tüm imtihanlar bitince karnesini, okul bitince de diplomasını alır her öğrenci. Haziran ayında tüm öğrenciler karnelerini alıyorlar. Kimisi seviniyor kimisi üzülüyor. Bu yazımda, ... Devamın oku »

İsrail’e teşekkür etmeli…

İsrail’e teşekkür etmeli…

12 Haziran 2010, Yayınlanmış Yazılarım, 488 defa okunmuş, 5 Yorum »

Kolları, İsrail askerleri tarafından kırılan, elleri bağlıyken omuzlarına taşlarla vurulan Filistinli gencin görüntülerini ilk seyrettiğimde, lise öğrencisiydim. Sonra Bosna Hersek savaşında, pazar yerine atılan bombanın parçaladığı cesetlerin görüntüleri düştü yüreğimize. O günü hiç unutmadım. Hiçbir ideali olmayan, gençlik heyecanını ve deliliklerini yaşayan lise talebesiydim o zamanlar. Tefsir hocamız Zekeriya KOÇ, öğleden sonraki derse gelmişti. Selam verip kürsüsüne oturdu. Öğlen yemeğini yerken haberlerde izlemiş, Bosna Hersek’te Pazar yerine düşen bombayı. “Lokmalar boğazıma düğümlendi ... Devamın oku »

Ne mutlu tatilini bu şekilde değerlendirenlere…

Ne mutlu tatilini bu şekilde değerlendirenlere…

11 Haziran 2010, Alıntılar, 342 defa okunmuş, Yorum Yok »

              Yaz mevsimi hasat mevsimidir. Ürün toplama mevsimidir. Yazı tatil mevsimine dönüştüren modern insan olmuştur. Bahar ayı nasıl ki ürünü ekme ve yetiştirme ayı ise yaz ayı da ürünü toplama ayıdır. Ektiği ya da yetiştirdiği ürünü olmayanlar elbette ki yazı boşa geçirecek zaman dilimi olarak görürler. Hayatının baharı olmayanların yazı da olmayacaktır. Toplayacak ürünü, yapacak işi olmayanlar için yaz ayı atalet ayıdır.               Atıl Kalanı Batıl İşgal Eder                 Modern hayatın ... Devamın oku »

Hani yağmur rahmetti?

Hani yağmur rahmetti?

09 Haziran 2010, Yayınlanmış Yazılarım, 494 defa okunmuş, 2 Yorum »

  Seyyar bir şemsiye tamircisi, yol kenarında küçük bir kutu üzerine oturmuş, şemsiye tamir ediyordu. Tamirci, tamir edilecek yerleri dikkatle ölçüyor, yamayı itina ile yerleştiriyor, telleri tek tek deneyerek güçlendiriyordu. Adamı hayranlıkla seyreden bir genç yanına yaklaştı: “İşinizi  çok dikkatli yapıyorsunuz” dedi. Şemsiye tamircisi elindeki işi bırakmadan, “Evet, ben, her zaman işimi iyi yapmaya çalışırım” diye cevap verdi. Tamirci ile şemsiye ustası arasında şöyle bir konuşma geçer;  Genç: Müşterileriniz, işinizi iyi veya kötü yaptığınızı ancak ... Devamın oku »