Dervişin biri, uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra bir köye varır. Karşılaştığı köylülere kendisine yemek ve yatak verecek biri olup olmadığını sorar. Köylüler dervişe kendilerinin fakir ve evlerinin de küçük olduğunu söyleyip onu Şakir diye birinin çiftliğine gönderirler. Derviş yola koyulur. Yolda rastladığı köylülerin anlattıklarından, Şakir'in bölgenin en zengin kişilerinden olduğunu anlar. Bölgedeki ikinci zengin ise Haddad adında bir başka çiftlik sahibidir. Derviş, Şakir'in çiftliğinde çok iyi karşılanır. Yer içer, dinlenir. ... Devamın oku »
Merak
27 Haziran 2010, Alıntılar, 273 defa okunmuş, 1 Yorum »Merak bir öğrenme duygusudur. Bu duygunun elinde soru ve cevap denilen iki önemli araç vardır. Çocukluk döneminin en hayati aracını en verimli şekilde kullanma fırsatı verilmeyen çocuklar en talihsiz çocuklardır. Soru anahtarları susturulup ellerinden alınan çocuklarda zihni gelişim de eksik kalır. Düşünme kabiliyetleri gelişmez. Hayatın birçok kapılarını açamaz, hayatın birçok imkânlarından da mahrum yaşarlar. Soru sormak insan olmanın gereğidir. İnsanın tanımını isteseler benden, soru soran varlıktır derim. Soru ve cevap denilen ... Devamın oku »
Sen kendin kaybolmuşsun, neyi arıyorsun?
27 Haziran 2010, Alıntılar, 282 defa okunmuş, Yorum Yok »İslâmcı kızlara İslâm sosyolojisi türünden lafazanlıklarla vakit kaybetmek yerine, önce doğru dürüst reçel yapmayı öğrenmelerini tavsiye etmiştim de bir zamanlar kıyametler kopmuştu. Anadolu'da verdiğim bazı konferanslardan sonra —lâtife kabilinden— bendenize bir iki kavanoz reçel ikram eden kızlarımız bile olmuştu. (İkramların hiçbirini geri çevirmedim.) Muradım basitti oysa. Din'in her yaştan insanı beşikten mezara muhatab alan o dingin, o vakur sürekliliğine karşın, İdeoloji'nin sadece 20-30 yaşları arasındaki gençlerin dünyayı kavrayışlarına heyecan katan o geçici aculluğuna ... Devamın oku »
Veminel aşk..
19 Haziran 2010, Alıntılar, 596 defa okunmuş, 4 Yorum »“Evlilikte aşk olmayabilir” diyenler var (Sibel Eraslan gibi temkinliler)... “Olmalı” diyenler var (Bendeniz gibi uçuk-kaçıklar)... “Olsa iyi olur, ama şart değil” diyenler de var (aşırı tedbirliler grubu)... Yani rivayet muhtelif... Sibel Eraslan adımı geçirdiği yazısında “Çocukların varlığı, paylaşım, ortak çıkarlar, alışkanlıklar ve karşılıklı saygı evliliğin devamı için yeterli olabilir” demeye getirdi... Evliliğin yıllanması halinde bu mümkündür. Ama doğrusunu söylemek gerekirse, evliliği bunların üzerine oturtmak, “zorunlu beraberlik” anlamına gelir ki, böyle bir beraberliğin zaman zaman işkenceye ... Devamın oku »
Ne mutlu tatilini bu şekilde değerlendirenlere…
11 Haziran 2010, Alıntılar, 342 defa okunmuş, Yorum Yok »Yaz mevsimi hasat mevsimidir. Ürün toplama mevsimidir. Yazı tatil mevsimine dönüştüren modern insan olmuştur. Bahar ayı nasıl ki ürünü ekme ve yetiştirme ayı ise yaz ayı da ürünü toplama ayıdır. Ektiği ya da yetiştirdiği ürünü olmayanlar elbette ki yazı boşa geçirecek zaman dilimi olarak görürler. Hayatının baharı olmayanların yazı da olmayacaktır. Toplayacak ürünü, yapacak işi olmayanlar için yaz ayı atalet ayıdır. Atıl Kalanı Batıl İşgal Eder Modern hayatın ... Devamın oku »
Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....




















