Üç yıl geçti aradan. Değerli dostum ve meslektaşım Abdurrahman AKTAŞ ile her zaman oturduğumuz çay bahçesinde bulaşacaktık. Ben biraz erken inmiştim Üsküdar’a. Arkadaşım gelinceye kadar Çınaraltında biraz kitap karıştırıp çay yudumlamaya niyetliydim. Nereden bilebilirdim o gün meslek hayatımın en önemli derslerinden birini alacağımı? Arkamdan “Çamlıca! Çamlıca!” diye bir ses duyunca önce dönüp bakmaya pek niyetlenmedim. Soyadım “Çamlıca” diye her “Çamlıca” sesini duyduğumda arkama dönüp baksam evin yolunu bulamazdım! Özellikle de Üsküdar ... Devamın oku »
Keşke bizimle okul yıllarında arkadaş olsaydınız!
08 Eylül 2009, Yayınlanmış Yazılarım, Öğretmen & Öğrenci Hikayeleri, 410 defa okunmuş, Yorum Yok »
Okul yakan, okul da içen, müdürüne yumruk sallayan öğrenciler…
08 Eylül 2009, Yayınlanmış Yazılarım, Öğretmen & Öğrenci Hikayeleri, 648 defa okunmuş, 5 Yorum »Son günlerde okullardan medyaya yansıyan haberler hepimizi dehşete düşürdü. Sınıf içinde bisiklet süren, sınıf duvarlarını yıkıp içinde ateş yakan öğrenciler… Gecenin bir yarısı sınıf içinde yarı çıplak içki alemi yapan öğrenciler… Sahi neler oluyor? Müdürüne yumruk sallayan öğrencilerden adam olur mu? Bir öğrencimden bahsedeceğim şimdi. Yaramazlığında, haylazlığında, öğretmenleri kızdırmanın da, idareyle bela yaşamanın da zirvesinde bir öğrenci... Adı Muhammed. Okulun en yaramaz ve tembel öğrencilerinden biri olarak son sınıfa kadar idarenin “idare” etmesiyle gelebilmiş bir öğrenci. ... Devamın oku »

Öğretmenler komutasında “İnsan Yetiştirme Savaşı”…
07 Eylül 2009, Yayınlanmış Yazılarım, Öğretmen & Öğrenci Hikayeleri, 464 defa okunmuş, Yorum Yok »Rus-Japon savaşının meşhur komutanlarından Amiral Togo, kanlı savaş sonrası ülkesine döndüğünde, bir kahramana yakışır şekilde karşılanmış. Tüm ülke yönetiminin katıldığı karşılama sonrasında, Amiral Togo’nun şerefine verilen yemek programının ardından Başbakan ayağa kalkmış ve “Sayın Amiralim! Sizin bu ülke için yapmış olduğunuz kahramanlıkları, savaş meydanlarındaki emeğinizi bu topraklarda yaşayan hiç kimse unutmayacak. Millet olarak size çok şey borçluyuz. Kanlı savaş meydanlarında göstermiş olduğunuz fedakârlıkların karşılığını size ödememiz mümkün değil. Şu andan itibaren ... Devamın oku »

Gençlerin hayallerine kurşun sıkmaya hakkımız yok!
07 Eylül 2009, Yayınlanmış Yazılarım, Öğretmen & Öğrenci Hikayeleri, 607 defa okunmuş, 2 Yorum »“Sınıfta fikir katili olmak!” başlıklı bir makaleyi okurken ilkokul yıllarıma götürdü beni zihinsel hatıra defterim. Sınıfta ilk defa cesaretimi toparlayıp, öğretmenimizin sorusuna cevap verdiğim günü hatırladım. Almanya’da yabancı öğrenciler içinde olduğunuz zaman el kaldırmaya daha çok korkuyorsunuz. Derslerimize yeni yeni gelmeye başlayan bir öğretmen, “Benim için önemli olan parmak kaldırıp soruma cevap vermenizdir. Doğru ya da yanlış cevap vermenizden çok daha önemlidir cevap verme cesaretiniz” demişti. Alman öğretmenimizin bu sözünden cesaret almıştım. ... Devamın oku »

Eğmesini bilirsek, ağaç her yaşta eğilir!
07 Eylül 2009, Yayınlanmış Yazılarım, Öğretmen & Öğrenci Hikayeleri, 849 defa okunmuş, 4 Yorum »Atasözleri, tarih süzgecinden geçmiş altın levhalardır. Her birinde ayrı bir hayat tecrübesi ve hayat dersi vardır. Hayat yolculuğunun en önemli trafik işaretleridir. Dedelerimizin yerleştirdiği trafik işaretleri hem de... Trafik işaretlerinin en tehlikelisi, yanlış yere, yanlış yöne yerleştirilmiş olanıdır herhalde. Bir de yanlış anlaşılanı tabi… “Ağaç yaşken eğilir” en çok kullandığımız atasözlerinden birisidir. Özellikle biz öğretmenler, işe yaramaz gördüğümüz haylaz öğrenci (ler) için, “iş işten geçmiş artık, ağaç yaşken eğilir” deriz. * * ... Devamın oku »

Dertlerimiz içimizi yaksın, dışımızı değil.
07 Eylül 2009, Öğretmen & Öğrenci Hikayeleri, 405 defa okunmuş, Yorum Yok »Modern yaşamın en büyük eserlerinden birisi de “can sıkıntısı!” oldu. Herkesin canı sıkılıyor! Canı sıkılanlar da, başkalarını üzmeye hakkı olduğunu sanıyor. İşyerinde patronuna kızan bir babanın, eşinin ve çocuklarının canını sıkmaya hakkı var mı? Eşine sinirlenen bir annenin, sinirini çocuklarından çıkartmaya hakkı var mı? Özel hayatında problemleri olan bir öğretmenin, sınıfta öğrencilerinin canını sıkmaya hakkı var mı? İş hayatı ile özel hayatımız arasındaki duyguları dengelemeyi başarırsak çok daha mutlu oluruz. Bugünlerde meslektaşlarım olan öğretmenlerle çok ... Devamın oku »

Cezaevinden Öğretmene mektup! “Suçlusun Öğretmenim!”
07 Eylül 2009, Yayınlanmış Yazılarım, Öğretmen & Öğrenci Hikayeleri, 637 defa okunmuş, 2 Yorum »Yeni bir yazı yazmak için bilgisayarımın başına oturunca, önce maillerimi kontrol ettim. Kısa da olsa hepsine cevap verdim. Son maili okurken yazmayı düşündüğüm tüm bilgiler kafamdan silindi gitti. “Bu maili köşeme taşımak zorundayım!” diye düşündüm. Eski bir öğrencim internetten bulduğu bir yazıyı benimle paylaşmış. Lütfen hiçbir meslektaşım alınmasın! Amacım kimseyi yaralamak ya da suçlamak değil. Bu mektupta anlatılanlara birçoğumuz yabancı değiliz. Bugün hala bu hataları yapan Öğretmenler var mı bilmiyorum? Cezaevinden bir ... Devamın oku »

Cemaat uyuyorsa, önce imam uyanmalı!
07 Eylül 2009, Yayınlanmış Yazılarım, Öğretmen & Öğrenci Hikayeleri, 273 defa okunmuş, Yorum Yok »Bir soru ve bir fıkra ile başlayalım: Soru: Bir tiyatro sanatçısının, “Bu seyircilerde iş yok! Çünkü seyretmiyorlar” demeye hakkı var mı? Fıkra gibi bir hatıra: Cami cami gezip cemaate vaaz veren hoca bir camiye girer. Bakar ki iki yaşlı amcadan başka cemaat yok. Kendine kendine “Ben yine de konuşmamı yapayım!” diyerek kürsüye çıkar. Hoca konuşmaya başlayınca yaşlı amcalardan biri uyur. Diğeri de ağlamaya başlar. Hoca anlattıkça o ağlar, o ağladıkça hoca coşar. Konuşma bitince ... Devamın oku »

Bir öğretmenin alabileceği en güzel hediye…
07 Eylül 2009, Yayınlanmış Yazılarım, Öğretmen & Öğrenci Hikayeleri, 737 defa okunmuş, 1 Yorum »Yaşlı bir marangozun emeklilik çağı gelmişti. Patronuna işten ayrılmak istediğini ve artık ailesi ve torunlarıyla zaman geçireceğini söyleyerek müsaade ister. Patron, marangozdan son bir isteği olduğunu söyleyerek “son kez bir ev daha yap sonra emekli ol” der. Marangoz kabul eder ve işe girişir. Fakat gönlü artık işte olmadığı için, baştan savma işçilik ve kalitesiz malzeme kullanarak evi bitirir. İşini bitirdiğinde işveren evi gözden geçirmek için gelir. Evi biraz inceledikten sonra dış kapının ... Devamın oku »

Bir itfaiyeciden öğretmenlere mektup
07 Eylül 2009, Yayınlanmış Yazılarım, Öğretmen & Öğrenci Hikayeleri, 373 defa okunmuş, Yorum Yok »Köşe yazılarımdan sonra mail adresime bolca eleştiri ve yorum mailleri gelir. Hepsini tek tek okumaya çalışırım. Zamanım oldukça kısa da olsa cevap veririm. Ancak bu sefer mail adresime gelen mektup çok dikkatimi çekti. İtfaiyede, yangın müdahale ekibinde çalışan bir itfaiyeciden gelmişti mail. Öğretmenlerin toplumsal sorumluluklarını hatırlatmak için kaleme aldığım “Öğretmenler komutasında insan yetiştirme savaşı başlıyor” başlıklı yazımı okuyan bir itfaiyeci, yazının altında ki bazı okuyucu yorumlarından etkilenerek duygularını benimle ... Devamın oku »

Çocuk ve Din konusunu işlemeye çalıştığım bu kitabıma, “Allah Çocuk Yakmaz!” adını vermek zorunda hissettim kendimi. Hem kendi yetişme sürecimde hem de çevremde ki birçok dindar insanın, en büyük sıkıntılarından birisinin bu olduğunu gözlemledim. Sevdirerek değil, korkutarak din anlatma hatası yapıldı yıllarca. Rahman ve Rahim olan Allah (cc), “Allah (cc) cayır cayır yakacak!” diye anlatıldı çocuklara...
“Çocuk ve Şiddet” konusu, çocuk merkezli değil, çocuğun çevresi merkezli incelenmesi gereken bir konudur. Sorunları gördüğümüz zaman, “Nerde bu Devlet?” demeyi çok seven bir milletiz. “Çocuk ve Şiddet” konusu bir “Devlet” sorunu değil, “Evlat” sorunudur. Sorunun sebebi Devlet değil, ailedir. Her şeyin temeli ailede başlar. Şiddetin tohumunun ailede döllendiğini unutmamalıyız.....
Bu kitap bir “iman” sorgulama kitabı değildir. İnançlı bir insanın stres karşısında ki tutumunu sorgulamak için yapılmış bir çalışmadır. “İmtihan Dünyası” cümlesini defalarca kullandığı halde, ilaç kullanmadan duramayan insanların, hayata bakışlarında ki çelişkiyi anlatmak için kaleme alınmış bir kitaptır. Hayat yolunda hepimiz sıkıntılar yaşarız. Tüm bu sıkıntıların hayatın...
İlkokul sıralarında “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuyla karşılaşırız hep. Öğretmen, doktor, mühendis gibi cevaplar veririz. İlkokul yıllarında en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Ortaokul ve lise yıllarımda rüyalarımda bile öğretmen olmanın hayalini görüyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerinden biriydim. Tüm öğretmenlerim alacağım puanla öğretmenliğe değil, mühendislik veya doktorluğa gitmemi söylüyorlardı...
Yirmi beşli yaşlarda ölüyor, yetmişli yaşlarda gömülüyoruz. Çünkü okumayı bırakmak, birazcık ölmektir. Yaşıyor musunuz? İnsan nasıl bir varlıktır? Hayvandan ayrılan özelliği nedir? Bu dünyaya niçin gelmiştir insan? Yaşamak nedir? Şu sokaklarda koşuşan insanlar nereye gider? Nereden geliyorlar telaşlı telaşlı?...
Yaralar yazıya dönüştü Bende bir yumurta var, sende de bir yumurta var. Eğer sen bana bir yumurta verir, bende sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta, bende de bir yumurta olur. Sende bir bilgi var, bende de bir bilgi var.Ben sana bir bilgi verirsem, sen de bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende de iki bilgi olur. Konfüçyüs, bilginin paylaşarak eksilmeyen...
Çocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya bizim ektiklerimizdendir yada biçmediklerimizden. Bu dünyada bana bir “melek” gösterin deseler, bir çocuğun yüzüne bakın derim. O saf, o masum, o günahsız yüz melekten başka neye benzetilebilir ki? Çocukları gülerken dikkatle seyrettiniz mi hiç? Tüm bedenleriyle güler çocuklar. Ağlarken de bütün bedenleriyle ağlarlar....


















